AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-06-08

kategori2

Figüran değil aktör olmak

ERBİL
Tarih boyu, içinde yaşadığımız coğrafyada birileri senaryo yazmış, yapay sınırlar çizmiş ve Ortadoğu'nun kaderini belirlemiş. Biz her defasında o senaryoyu bozmak için çetin mücadelelere girişmiş ve ağır bedeller ödemişiz. Söz konusu petrol olunca, en az yüz yıllık perspektifler içinde oyun planları kurulmuş ve sınırdaş bütün ülkelerin birbirine şüpheyle bakmasına yol açacak sorunlar yumağı meydana gelmiş. Bizim yurdumuzda akıl ve inisiyatif hep başkaları tarafından kullanılmış, bize tepkisel davranmak düşmüş. Oysa gelişmeleri öngörmek, yaşanacakları belirlemek üzerine kurulu aktif, daha doğrusu proaktif politikalar izleyememişiz. Sorunlar ortaya çıktıkça onlara ilişkin çözüm önerilerini gündeme taşımışız. Oysa derin akıl potansiyel sorunlara ilişkin kapsayıcı paketleri hazırlayabilmek ve uygulayabilmekte yatıyor.

İki gündür Erbil'deyiz, Irak'ın kuzeyinde... Bir Türk şirketi olarak
Genel Enerji'nin en zor günlerde, türlü risklere girerek büyük bir vizyonu ortaya koyduğu ve petrol arama çalışmaları başlattığı bölgede. Dünyanın en büyük petrol şirketlerinin girmeyi göze alamadığı bu bölgede dünden itibaren Türkiye'ye petrol ihracatı başladı. Rakamlara girmek istemiyorum, herhangi bir şirketten ziyade Türkiye'nin kendisinin ulusal çıkarlarına uygun büyük bir hamlenin başarılması önemli. Türk vizyonu, küresel akılla entegre bir operasyonun mimarı pozisyonunda.
Barış ve istikrar karşılıklı ekonomik çıkarlarla birbirine bağlanıyor. Küresel
sistem bu bölgede en sonunda istikrarlı bir Türkiye'nin gerçek önderliğine ihtiyaç
duyuyor. Bu noktaya bir anda gelinmedi, arka planda bir dizi diplomatik ve siyasi ilişki, ikili
girişim yatıyor. Petrol oyununun geleceği Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgenin istikrarına bağlı.
Erbil'de dün törenlerdeki tüm konuşmalarda Irak'ın toprak bütünlüğü vurgusu yapıldı. Yani Türkiye'nin Ortadoğu sorununa ilişkin en temel argümanlarından birisine... Talabani'den Barzani'ye, bakanlardan parlamento sözcülerine kadar herkes 'bu petrol sadece Kuzey Irak'ın değil bütün Irak halkının malıdır' dedi, 'elde edilecek gelir bütün Irak'ın refahı için kullanılacaktır' ibaresini özellikle vurguladı.
Kuzey Iraklı liderler petrolün onlarca yıldır bu bölgede nasıl bir bela olduğunun farkında olduklarını söylediler. Yerin binlerce metre altından çıkartılan bu petrolün bir nimete dönüşmesinin yollarını aradıklarını ifade ettiler. Bölge halklarının kötü
tecrübeleri var petrolle ilgili. İşte bu nedenle de bir Türk şirketinin Kuzey Irak'tan petrol çıkartmasını ve bunu ilk kez Türkiye'ye ihraç eden grubun Türkler olmasını çok değerli buluyorlar.
Dün tanık olduklarımız, 'soft power' (yumuşak güç) açısından petrolün ve sağlam ekonomik ilişkilerin ne denli önemli olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı. Yıllarca Irak petrolünden elde edilen
kaynak, silahlara ve savaşa yatırıldı, kan dökülmesinin aracı olarak kullanıldı. Şimdi işler tersine çevriliyor. Irak, tek parça halinde kendi yeraltı zenginliklerini toplumsal refahın artması için kullanacak. Yetmedi, aynı zamanda petrol, iki komşu ülke Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin sağlıklı ilerlemesinin değişmez bir kilidi haline gelecek. Türkiye ilk kez Batılı bakış açısının hakim olduğu bu büyük oyunda 'varım' dedi. Aksi halde sahneyi yine dünyanın öbür ucundan gelecek başkalarına bırakacaktı. Akıl devreye girdi.

Çok sayıda konuşmacı, sözlerini bitirirken 'Bu tarihi başarıyı şüpheyle değil mutlulukla karşılayın' deme ihtiyacı hissetti. Bu türden tüm büyük başarılarda mutlaka çatlak sesler de çıkacaktır. Hayır, o seslerin sahipleri haklı çıkmayacaklar. Tarihi bir akıştan bahsediyoruz ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarına uygun hassasiyetlerinin gözetildiği bir dönemdeyiz. Yine bazı çelme takma çabaları olabilir, yine bazı provokatif eylem veya söylemler görülebilir. Kanmamak lazım. 'Barış Vanası' dünden itibaren çalışmaya ve petrol akmaya başladı. Refah ve kalkınma için. Bu noktadan sonra 'her koşulda kan dökülmeli' diyen ayrılıkçıların dediklerini kimse dinlemez. Kuzey Iraklı yöneticiler de karşı karşıya kaldıkları büyük fırsatın kıymetini bilecek ve Türkiye'nin canını yakan terör belasına göz yummayacaklardır. Akıl böyle diyor.