AKŞAM GAZETESİ | Gürkan Hacır | 2009-06-08
Bundan tam 90 yıl önce de bilim adamı, akademisyen, siyasetçi, asker; bir cezaevine doldurulmuştu. Bekirağa Bölüğü dönemin tüm muhaliflerini ağırladı. Büyük şöhretini Mondros Mütarekesinden sonra başlatılan büyük tutuklama furyasıyla duyurdu. Son Osmanlı kabinesinin birçok bakanı, mebusu, gazeteciler, aydınlar ve bürokratlar Bekirağa'ya atıldı
Ergenekon sanıklarına ev sahipliği yapan Silivri Cezaevi'nde yatan zanlıların meslek profillerine baktınız mı? Ben söyleyeyim: 3 rektör, 8 profesör, (biri transplantasyon konusunda dünya çapında ünlü bir hekim), bir sendika başkanı, iki siyasi parti genel başkanı, bir televizyon patronu, bir ulusal gazetenin Ankara temsilcisi, 14 gazeteci, akademisyen, onlarca yüksek rütbeli subay. (Şu ana kadar 114 tutuklu sanık olduğunu varsayıyoruz.) Ancak suçlama 'darbe ve hükümete karşı isyan amacıyla örgütlenmek' olunca tarihimizde buna benzer davalar olduğunu hep hatırlıyoruz. Ve de bu davalarda şöhretli ve akademik unvan sahiplerinin hakim huzuruna çıktıklarını biliyoruz.
Klasik sol örgüt üyeliği ve eski yasal hükümle 141-142'den yargılanan solcularımızı bir yana koyarsak, böyle kitlesel davalar sadece cumhuriyet tarihimizde olmadı. Osmanlı'da da özelikle son döneminde büyük kitlesel davalar görüldü. Ve yargılamaların bir sonraki durağı olan cezaevleri de ünlü simaları ağırladı. Bunların en ünlüsü ise Bekirağa Bölüğü idi. Hemen belirtelim. Bekirağa Bölüğü'nün şöhretini kazandığı dönem 1918-1920 yıllarıdır. Ve o dönem hem İttihatçılara karşı yürütülen tutuklama furyasının hem de milli mücadelenin yeniden şekillendiği dönemdir.
'SİYASAL BİLGİLER' BÖLÜĞÜ
Osmanlı döneminde Harbiye nezareti olarak inşa edilmişti. Sonrasında tutukevi olarak kullanılmaya başlandı. İlk müdürü olan Bekir Ağa'nın adını aldı. Okuma yazma bilmediği söylenirdi. Ama binbaşıydı. Mahkumlara uyguladığı eziyet ve işkenceleriyle ünlüydü. Bu tutukevi giderek onun adıyla anılmaya başlandı. Bekirağa Bölüğü dönemin tüm siyasi ve askeri muhaliflerini ağırlayan bir yer oldu. Ama asıl büyük şöhretini Mondros Mütarekesinden sonra başlatılan büyük tutuklama furyasıyla duyurdu. Son Osmanlı kabinesinin birçok bakanı, mebusu, gazeteciler, aydınlar ve bürokratlar Bekirağa Bölüğü'ne atıldılar. Bekirağa o denli politik simayı ağırladı ki dönemin Siyasal Bilgiler Fakültesi gibiydi! Ama sonraki yıllarda gerçekten Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne dönüştü. Cumhuriyet döneminde önce şehir morgu olarak kullanıldı, ardından Prof. Tarık Zafer Tunaya'nın öncülüğünde 1979 yılında İstanbul Üniversitesi'ne bağlı Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak kullanılmaya başlandı. İstanbul Siyasal'ın ilk mezunları depolarda morg aletlerini gördüklerini anlatırlar. (Tabii bu arada haksızlık da yapmayalım. Dönem dönem Bekirağa bölüğü kadar olmasa da siyasi tutuklama furyalarına ev sahipliği yapan Davutpaşa Kışlası, Selimiye Kışlası vb. mekanlar da oldu. Buralar da dönemin şöhretli isimlerini koğuşlarında topladı.)
CEZAEVİYDİ MORG OLDU, SONRA DA FAKÜLTE!
Bekirağa o denli politik simayı ağırladı ki dönemin Siyasal Bilgiler Fakültesi gibiydi. Nitekim sonraki yıllarda gerçekten Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne dönüştü! Cumhuriyet döneminde şehir morgu olarak kullanıldı, ardından Prof. Tarık Zafer Tunaya'nın öncülüğünde 1979 yılında İstanbul Üniversitesi'ne bağlı Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak kullanılmaya başlandı. İstanbul Siyasal'ın ilk mezunları depolarda morg aletlerini gördüklerini anlatırlar.
İttihatçılardan bakanlara İstiklal mahkemesi Başkanı'na ünlü Bekirağa sakinleri
1918-1920 döneminde İttihat Terakki Cemiyeti mensubu olup da Bekirağa Bölüğü'ne uğramayan yoktur. Cemiyetin ünlü Troykası ve ileri gelenleri yurtdışına kaçtıktan sonra ülkede kalan her ittihatçı için vazgeçilmez durak Bekirağa Bölüğü olmuştu. Kimler mi? Buyrun listeye...
l Şükrü Kaya: Lozan konferansında danışmanlık yaptı. Cumhuriyet döneminde İçişleri bakanlığı yaptı. Fazla bilinmeyen özelliği çok başarılı çeviriler yapmasıdır. Robinson Crusoe'yu dilimize ilk defa o çevirdi. Daha onlarca Fransızca eseri dilimize kazandırdı. Cumhuriyet gazetesi yazarlığı yaptı.
l Dr.Tevfik Rüştü Aras: Bekirağa Bölüğü'nden sonra Cumhuriyet Türkiyesinde onlarca önemli görevde bulundu. Muhtelit Mübadele Komisyonu ve Dışişleri Bakanlığı bunlardan yalnızca ikisidir.
l Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey: Ermeni kırımından sorumlu tutuldu. Bekirağa'nın ilk ziyaretçilerindendi. Yozgat'ın Boğazlıyan İlçesi'ndeki Ermenilerin tehciri sırasında olaylardan o sorumlu tutulmuştu. İdama mahkum oldu. Cenazesi yine ittihatçılar tarafından büyük bir törenle kaldırıldı. Ermeni meselesinin sembol isimlerinden biri olarak kabul edildi. (Tarihin garip cilvesi! Kemal Bey'in anma töreninin organizatörleri Kemal Kerinçsiz ve arkadaşlarıydı. Onlar da şu anda Silivri'de yatıyorlar...)
l Kara Kemal: İttihat Terakki'nin belki de en örgütçü ismiydi. Özellikle esnaf örgütlenmesini arkasına almıştı. Erol Aksoy'un yönetiminde batan ünlü İktisat Bankası'nın kurucusudur. Bekirağa Bölüğü'nün 1919'daki ilk ziyaretçilerindendi. Kara Vasıf'ın Mustafa Kemal'in Anadolu'ya gideceği haberine karşılık olur veren isim Kara Kemal'di. Malta dönüşü muhalif cepheye katıldı. Karışıp karışmadığı belli olmayan 'Gazi'ye suikast' girişiminden dolayı kaçak duruma düştü. Yakalanacağını anladığı anda tavuk kümesinde kaçıp intihar etti.
l Dr. Reşit Şahingiray: Bekirağa'dan kaçmayı başaran ünlü ittihatçı. O da Boğazlıyan kaymakamı gibi Ermeni kırımından suçlandı. Diyarbakır Valiliği yapmıştı. Ziyaret gününde bir boşluktan istifade ederek kaçmayı başardı. Kemal Bey'in idamı kendi sonunun da böyle olacağı korkusunu yaratmıştı. Ünlü tutukevinden kaçtı. Ama saklanacağı yer yoktu. O da yakalanacağını anladığı anda revolverini ateşleyerek intihar etti. Çocukları daha sonra Şahingiray soyadını aldılar. Çerkez asıllıydı.
l Halil Paşa: İttihat Terakki'nin ünlü Kut-ül Amamre kahramanı paşası. Enver Paşa'nın kendinden iki yaş büyük amcası. O da Bekirağa'dan kaçmayı başaranlardan biriydi. Aslında kaçırılan demek daha doğru olur. Çünkü onun kaçışı Karakol cemiyeti tarafından organize edildi. Çıkışında iki yol vardı. Ya batı cephesinde düzenlenen kongrelere ya da doğudaki kongrelere katılmak. O sınıf arkadaşı olan Mustafa Kemal'in Sivas'ına destek vermeyi tercih etti. Ankara'nın Moskova temsilcisi oldu.
Bekirağa Bölüğünün bir de kısa ziyaretçileri de vardı. Malta'ya gitmeden önce birkaç günlüğüne de olsa Bekirağa Bölüğü'yle tanışan Kara Vasıf, Rauf Orbay ve Ziya Gökalp gibi.
Daha sonraki yıllarda Meclis başkanlığı yapacak Abdulhalik Renda'yı, İstiklal mahkemelerinin başkanı Kel Ali (Çetinkaya)'yı, gazeteci Ahmet Emin Yalman'ı da unutmadan ekleyelim.
Bekirağa Bölüğü şimdilerde
İstanbul Üniversitesi öğrencilerine siyasal bilgiler konusunda dersler veriyor. O binanın duvarları yüzlerce dersle dolu.