AKŞAM GAZETESİ | Mehmet Kenan Kaya | 2009-06-08

kategori2

'Çakma Zahid'den derviş olur mu?

Zahid, Arapça bir tasavvuf terimi. Dünya nimetlerine sırt çeviren, Hz. Muhammed'in izinden giden mutasavvıf anlamına geliyor.
Halk arasında 'bir lokma, bir hırka' denilen şey yani...
Akman'ın ise hiçbir anlamı yok. Sadece 'Deniz Feneri e.V. davası kapsamında Akman ile Karaman'ın mal varlığına tedbir kondu' cümlesinde trajikomik bir karşıtlık yaratıyor.
Akman ile Karaman'ın koyunu / oyunu durumu... E, fena değil!
Bir de...
Herhangi bir şeyin kısaltması olmadığı, AK Man diye yazılmadığı için gönül rahatlığıyla söylenebiliyor. Kimse kimseye 'Akman deme edepsiz' ayarı vermiyor.
Bu girizgah 'okey'se...
İsmiyle cismi oksimoron yaratan bir bürokratın, bir 'çakma Zahid'in, bir 'yeter artık sendromu'nun analizi yapılabilir.
İçim sıkıldığı, hatta kalktığı için uzatmayacağım.
Şudur:
l Bir ülkenin medyasına yön veren, denetleyen bir kurumun başkanının adı, bir yolsuzluk davasıyla birlikte anılıyorsa  -suçsuz bile olsa- 'okey'e dönmekten vazgeçmeli ve masadan kalkmalıdır. Çünkü demokrasinin de, Zahid Bey'in makam otosuyla gidip okey oynadığı Özgür Kıraathanesi'nin de raconu budur. Devlet yolsuzluk şüphesini hukukla sorgular, kahve ise acımasızdır: Orada 'Taş mı çaldın?' sorusunun cevabı bile dinlenmez!
l Bülent Arınç, Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli'nin bir tek ortak noktası vardır. Üçü de Zahid Akman'ı istifaya çağırmış, hatta 'Bülent Abi'nin dilinde tüy bitmiştir.
l Devlette bir koltuk bulup oturan herkese 'devlet adamı' denmez. Tuhaf ama devlet adamlığı ile 'zahid'lik arasında şaşırtıcı bir benzerlik vardır. Sıradan bürokratlar, siyasetçiler 'koltuk'larını otura otura eskitir. Devlet adamları ise kendi onuruyla birlikte 'koltuğun onuru'nu da gözetir. Oturup kalkarken dikkat eder, ne zaman oturması, ne vakit kalkması gerektiğini bilir. Dervişin yaptığı da budur: Tekkenin ayakta kalması için 'sarığı örselememek', dervişe el vermek için 'postu kirletmemek' gerekir.
Ama ben size bir şey söyleyeyim:
Zahid Bey, bunların hiçbirini yapamaz. Çünkü onun gerçek adı, Zahid değil 'Aykut'tur.
İlahiyattan mezun olduktan sonra, üzerinde 'Aykut Akman' yazan nüfus kağıdına mahkeme kararıyla bir 'Zahid' ekletmiş, sonra da kendini Zahid ilan etmiştir.
Çile çekmemiş, tekkeye odun taşımamış, kimseden el almamış, bu yüzden de tasavvufun inceliklerini öğrenememiştir.
Mevlevilik'te bir kural vardır.  
Herhangi bir hatadan dolayı tekkeden uzaklaştırılan yani 'yolsuz edilen' dervişe 'git' denmez, pabuçlarının ucu kapıya çevrilir. Hiç kimse hiç bir şey söylemez, Derviş de kimseye bir şey sormadan sessizce kapıyı çekip gider.
'Çakma Zahid', kapıyı çekip çıkmıyorsa nedeni de budur!
Ben Zahid'im demekle 'Zahid' olunmaz çünkü!
Olsa olsa 'Kotku' çağrışımı yapar!

SKANDAL

Sinyor'dan atladı Zombi'ye patladı

AzgIn teke Silvio'nun Sardunya aleminde çekilen fotoğraflar, İtalya'da sansüre uğradı. İspanyol gazetesi El Pais ise birinci sayfadan yayımladığı haberde 5 fotoğrafa yer verdi. Sinyor, genç, güzel ve üstsüz kızların havuzdan jakuziye atladığı
villadaki skandalı 'Ne var bunda, siz havuza kravatla mı giriyorsunuz?' çıkışıyla yine başarılı bir mizah gösterisine dönüştürdü.
Alemin mağduru ise eski Çek Başbakanı Mirek Topolanek oldu. Çırılçıplak ve ereksiyon halindeki fotoğrafıyla santim santim deşifre olan 'zombi' lakaplı siyasetçi, Sinyor kadar hazırcevap olmadığı için çuvalladı ve aynen şunu söyledi: Evet, o benim. Ancak fotoğrafla
oynamışlar!
E, fotoğraf çırılçıplak olduğu, saçı, kaşı, boyu, kilosu bire bir uyduğuna göre... Soru şu:
Nereyle ve niye ki?

Ahmet Hakan'ın kolu kırıldı

Ahmet Hakan ile Akif Beki'nin 'mahalle kavgası'nda tuhaf bir şey oldu.
Beki, 'Eski Mahalle'deki eski arkadaşına Radikal'deki köşesinden ince ince ayar verdi.
'Eski mahallen gibisini bir daha zor bulursun sen.
'Kol kırılır yen içinde kalır; arkadaşımızdır, insan içine çıkamaz hale gelmesin' diyen bir mahalledir o. Sen o mahallenin edep adabını da kabahat sayabildin' gibi
fırçalar çekti.
Tuhaf olansa şuydu:
Beki'nin yazısı dolaşıma girdiği sırada, medya sitelerine Çeşme'de tatil yapan Ahmet Hakan'ın kolunu kırdığı haberi düştü. İki yorumu var:
1- Beki şom ağızlı.
2- Neresiyse artık o mahalle (bir de böyle sisli, gizemli bir şey var çünkü) Ahmet Hakan gerçekten orada oturmuyor.

KAYBEDEN 5

1- Laiklik ve parti kapatmadan söz ettiği 'sezilen' Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya... Bir tek cümleyle gramerden sentaksa Türkçe'yi yerle bir ettiği, Türklerin anlayamadığı bir Türkçe'yle konuştuğu için...
2- Bir 'Topuz'u doğru dürüst satamayan Kayserispor, tutamayan Beşiktaş, bırakmayan Fenerbahçe... Ve euro uyanığı Mehmet Topuz... Futbol kuyusuna kimsenin çıkaramadığı bir Topuz attıkları için...
3- Balmain marka bir ceketi kendi tasarımıymış gibi Ajda Pekkan'a yutturan 'ünlü modacı' Nur Yerlitaş... Foyası meydana çıkınca 'Esinlenmeseydim de Ajda bir kere giyeceği cekete 20 bin lira mı verseydi' dediği için...
4- H1N1 virüsü taşıyan kadın öğretmenle telefonda görüşen İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer... Öğretmene 'Sen ABD'de biriyle öpüştün mü?' diye sorduğu,  bu patavatsızlığı da gururla gazetecilere anlattığı için.
5- GPRS aletini kullanmayı öğrenemeyen İstanbullu taksi şoförleri... Polisi boş yere alarma geçirdikleri için...

KAZANAN 5

1- Deplasmanda olmasına rağmen Sarkozy'ye hat trick yapan ABD Başkanı Barack Obama... Türkiye'nin AB üyeliğine neden karşı çıktığını
kendisi bile bilmemeyen kısa boy takıntılı Sarko'ya, yüksekten Türkiye
mesajları verdiği için...
2- Nihayet! DSP'den istifa eden Rahşan Ecevit... Kasket, beyaz güvercin, mavi gömlek, zarif şiirlerle dolu bir hatıraya çok geç de olsa zarar vermekten vazgeçtiği için...
3- Çıplak vücuduna Stephen King'in 'Morality / Ahlaklılık' romanından alıntılar yazdıran İsrailli manken Bar Refaeli... Kitap okumayı özendirdiği için...
4- Nazım Hikmet'in Moskova'daki mezarı başında düzenlenen anma törenine katılan Büyükelçi Halil Akıncı... 'Devlet, Nazım Hikmet'e çok acı
çektirdi' sözleriyle devlet adına
özür dilediği için...
5- Birbirinden 'Şahane' skandallarını unutup süttençıkmışakhoca rolü kesen Yaşar Nuri Öztürk'e kanmayan Cem Yılmaz... 'Bizim gibi din adamlarıyla takılsa başarılı bir hatip olur' diyen Hoca'ya takılmadığı için...