AKŞAM | CUMARTESI | 06 HAZİRAN 2009, CUMARTESİ

Sapık da olurum, kahraman da

Arızalı ve saplantılı karakterlerle renkli bir filmografiye sahip olan Christian Bale, 'Batman'den sonra bir başka Amerikan kahramanına daha yeni bir boyut getiriyor. Bu hafta gösterime giren 'Terminatör Kurtuluş'ta yetişkin bir John Connor olarak izleyeceğimiz Bale'in sıra dışı kariyerine göz gezdirelim.

bale
Bir sinema serisini daha karanlık, başkahramanını daha karmaşık yapmak için gereken sihirli formülü son iki 'Batman' filminden hatırlarsınız: Christian Bale. Sağlamlaşan kült statüsü ve izleyiciyi her seferinde sarsan oyunculuğuyla Bale, bir başka Amerikan kahramanına daha yeni bir kimlik kazandırıyor. 25 yıldır, farklı yaşlarda karşımıza çıkan 'Terminatör' serisinin John Connor'ı, serinin son filmi 'Terminatör Kurtuluş' (Terminator Salvation) ile ilk defa bir yetişkin olarak ve de Christian Bale'in her zaman kendine özgü olmayı başaran yorumuyla karşımızda.
Ne kadar arızalı olursa olsun, canlandırdığı her karakterin kimi zaman ürkütücü derecede içine giren ve gerçek hayattaki mesafeli duruşuyla bu karakterlerin her zaman büyülü kalmalarını sağlayan Christian Bale, oynadığı hiçbir karaktere benzemediğini söylüyor. Entertainment Weekly dergisi tarafından, geçtiğimiz 10 yılın en güçlü 8 kült figüründen biri olarak seçilen Bale, Los Angeles ve İngiltere arasındaki yaşamını medyadan gizleyerek hak ettiği unvanını koruyor. Ender verdiği röportajlarında,      4 yıl önce dünyaya gelen kızının adını bile doğrulamayan Bale'in özel hayatını senede bir basına yansıyan asabiyet krizlerinden duyuyoruz. Kült filmi 'Amerikan Sapığı'nda (American Psycho) canlandırdığı Patrick Bateman karakterini aratmayan bu asabiyet krizlerinden birinde, otel odasında annesine ve kız kardeşine saldırıyor. Bu sene başında ise, bir sahnenin çekimlerini bozduğu için, 'Terminatör Kurtuluş'un görüntü yönetmeni Shane Hurlbut'ü ağza alınmayacak küfürlerle haşlıyor.
Çevre ve hayvan kuruluşlarının sıkı bir destekçisi olan Christian Bale, birbirinden farklı, birbirinden karmaşık karakterlere olan ilgisini sıra dışı geçen küçüklüğüne bağlıyor.

SPIELBERG'İN KÜÇÜK YILDIZI
Babası pilot, annesi ise sirk palyaçosu olan Bale'in çocukluğu iki yaşından itibaren farklı ülkelerde geçiyor, 12 yaşında da oyunculukla tanışıyor. Bale'in, neredeyse 30 yıldır takip ettiğimiz kariyerine göz gezdirelim...
Christian Bale, ilk hayranlarını 13 yaşında, Steven Spielberg'in 2. Dünya Savaşı'nda geçen olgunlaşma filmi 'Güneş İmparatorluğu' (Empire of the Sun) ile kazanıyor. Bir Japon esir kampına düşen İngiliz Jim'in öyküsü, Bale'e ilk ödülünü kazandırıyor. Yaşı ilerledikçe saplantılı karakterleri canlandırmayı tercih etse de, Bale'in filmografisinde çocuklara ve çocuk kalanlara hitap eden karakterler düzenli bir yere sahip oluyor. 'Hazine Adası' (Treasure Island), 'Küçük Kadınlar' (Little Women) gibi filmlerde oynayan Bale, hayranı oldğu Japon animasyon yönetmeni Miyazaki'nin 'Yürüyen Şato' ve 'Pocahontas' animasyonlarına da sesiyle katkıda bulunuyor.
Christian Bale, ahlaki olarak ortada, sorunlu karakterleri, sapkınları ya da düpedüz kötü adamları canlandırarak, sıra dışı bir filmografinin de sahibi oluyor. 1999'da Sundance Film Festivali'ndeki ilk gösteriminde izleyicileri iki uç tarafa çeken 'Amerikan Sapığı'nda yakışıklı ve genç bir bankacının giderek büyüyen sapkınlığını canlandırıyor. Aynı yıl gösterime giren 'Korkusuz'da da benzer bir karakteri, zengin bir adamın katil oğlunu oynuyor. 2002 yapımı, gelecekte geçen 'İsyan' (Equilibrium) filminde ise, tek başına     118 kişiyi öldürerek, sinema tarihinde bir rekora imza atıyor. Christian Bale'le özdeşleştirilen bir diğer arızalı karakter 'Makinist' (El Maquinista) filmindeki uyku problemi çeken makinist... 'Amerikan Sapığı'ndaki kaslı vücudunun tam tersi bir görüntü sergiliyor ve 27 kilo vererek, izleyicinin karşısına 55 kiloluk bir 'iskelet' olarak çıkıyor.

KAHRAMANLARA RÖTUŞ
Taviz vermeyen seçimleriyle bir yere oturtamadığımız Christian Bale, izleyiciyi bir kez daha şaşırtarak, çizgi roman dünyasının Kara Şövalye'si Batman'i yepyeni bir yorumla sinemaya bir kez daha taşıyor. Batman'i tek boyutlu bir süper kahramandan çok, yaralı, içindeki şiddet dürtülerini kendi yöntemleriyle yönlendirmeye çalışan, karanlık bir tip olarak çizen Bale, 'Batman Başlıyor' (Batman Begins) ve devamı 'Kara Şövalye' (The Dark Knight) filmlerinde bu kahramanı ilk defa düşmanlarından daha ilgi çekici yapmayı başarıyor.
İki Batman filminin arasında çektiği 'Beni Orada Arama'da (I'm Not There) ise, gerçek bir Amerikan halk kahramanı Bob Dylan'ı, beş oyuncuyla beraber yönetmen Todd Haynes'in özgün anlatımıyla perdeye taşıyor. Bu hafta gösterime giren 'Terminatör Kurtuluş'ta ise, popüler kültürün 1984'ten beri tanıdığı geleceğin isyankarı John Connor'ı canlandırıyor. İşin içine Christian Bale girdiğine göre, çok boyutlu ve hafif arızalı bir John Connor izlemeye hazır olalım.

EMRAH GÜLER

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3