AKŞAM | EGITIM | 10 HAZİRAN 2009, ÇARŞAMBA
Mehmet Topuz'a çok üzülüyorum. Çok zor durumda hangi takıma gideceğini bilemiyor. Bir tarafta Beşiktaş diğer tarafta Fenerbahçe, ne yapsın nerede oynasın bilemiyor. Yaş yirmi beşlerde ortada milyonlarca dolar para telaffuz ediliyor. Benim Mehmet Topuz'a tavsiyem bence sen bu yıl ÖSS'ye gir. Hem kontenjanlar arttı hem de sınava başvuran öğrenci daha az hem de senin yaşıtların okumak için uğraşıyor. Bence sen bir ÖSS'ye gir göreceksin dünyan değişecek, benden söylemesi.
Bugün sizleri biraz eğitim konusunda düşündürmek istiyorum. Çok zevkli değil biliyorum ama... Bazı rakamlar vererek başlayayım isterseniz. Okullarımızda yirmi milyon öğrenci var, bu öğrencilere eğitim veren 800.000 öğretmen, eğitim için kullanılan milyonlarca kitap ve kırtasiye, sadece eğitim için ayrılmış 10.000 civarında okul ve çocukları için uğraşan 40 milyona yakın veli. En önemlisi her yıl devletin bütçeden ayırdığı pay ve özel sektörün payı ile birlikte veli harcamaları toplandığında milyarlarca lira. Söylediğim rakamlar eğitim sistemimizin kabaca ifadeleridir. Bu kadar çok insan, bu kadar büyük rakamlar.
Şimdi soruyorum size hangi alan bu kadar büyük rakamlarla ifade edilebilir. Sağlık mı? Tekstil mi? Otomotiv mi? Beyaz eşya mı? Turizm mi? Hiçbir sektör bu rakamların yarısına bile ulaşamaz. Rakamsal büyüklüğün yanında ülkemizin geleceğini şekillendirdiğimizi de unutmayın. Harward Üniversitesinden bir profesör geçenlerde Bahçeşehir Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada eğitilecek bir çocuğa yaptığınız bir liralık yatırım size 15 lira olarak geri döner demişti. Bu kadar karlı bir yatırım herhalde yoktur. İşte size eğitim, üzerine neden konuşmuyoruz? Neden projeler üretmiyoruz? Neden daha iyisi için yatırımlar yapmıyoruz?
Bir de işin başka bir yönü var ki daha da önemli, hayati öneme sahip bu alanda devletin yükü çok fazla. Bakınız ülkemizde özel öğretim okullarının tüm okullar içinde ki payı sadece yüzde ikidir. Yani her yüz okulumuzun sadece ikisi özel girişimcilere aittir. Kamu bu yükü daha ne kadar taşıyabilecek bilemiyorum.
Ülkemizde eğitimle ilgili bazı kurum ve kişiler eğitimin devlet tarafından yapılması gereken bir iş olduğunu söylemekteler. Peki devlet kim? Veya devlet eğitime harcadığı bu paraları nereden sağlamakta, harcanan para, harcanan kaynak hepimizin kaynağı, sanki devletin bütçeden ayırdığı kaynak ile velilerin doğrudan harcadığı kaynak farklıymış gibi düşünüyoruz. Birisinde dolaylı harcanan paralar diğerinde direkt harcanan paralar var. Ama sonuç aynı eğitim için daha iyi bir gelecek için yapılan yatırım var. Fark yok ikisi de bizim ülkemizin kaynağıdır. Önemli olan bu harcamaların ortaya çıkardığı sonuçtur. Bu sonuçlar yeterliyse kaynağımızı doğru kullanmışız demektir. Peki ya sonuçlar yeterli değilse...
Bir fabrika düşünün örneğin lastik üreten bir fabrika, eğer ürettiği lastikler kaliteli ve kullanılabilir değilse o fabrika iflas eder. Peki, iyi öğrenci yetiştiremeyen bir okul neden iflas etmez. Ya da öğrenci yetiştirmekle görevli olan kurumların ortaya çıkardığı ürünler neden değerlendirilmez. Değerlendirilse ve ürünün yetersiz olduğu görülse acaba ne yapılır? Mesela 'sen iyi ürün veremiyorsun' diye kapatılır mı? Bu kadar önemli bir alanı daha doğru yorumlamalı ve daha doğru ölçmeliyiz. Geleceğimiz ve yarınlarımız için...
Turgay Polat