Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Cinsel uzvun patlaması

Tamamen farklı konular üzerinde düşünüyordum ama maalesef internet sitelerinden bir tanesinde bir 'Cinsel uzvun patlaması' haberini okudum.
Elimde olmadan suratıma acı çekiyormuş ifadesi verip, benimkinin teorik olarak bulunması gereken bölgeyi tutup iki büklüm olmuşum.
Görenler diyor ki; bu hali alırken bir de içten 'Ahhhhhh' çekmişim.
Malumunuz bu tür patlamalar ve diğer farklı felaketler genelde erkek cinsel uzvunun başına gelir. Penisin tarihini incelerseniz (Evet böyle bir tarih var ve ben de okudum bunu) acılar ve trajediler ile dolu olduğunu görürsünüz.
Penis adeta başlı başına bir Shakespeareyen trajedidir. O bazen patlar, durmadan girmemesi gereken yerlere girdiği için kıyma makinesine falan kapılabilir veya direkt olarak kopabilir.
Böyle şeylerin olması penis açısından rutindir ama dün haberi dikkatle okuduğumda bu kez şanssız organın bir kadına ait olduğunu şaşırarak gördüm. Oysa ben kadınları bu tür kazalardan muaf sanırdım. Lafı açıkça yazdığımda kelimenin görünümünün bile tuhaf olacağını göreceksiniz.
Bir, iki, üç, hazır mısınız bakalım, olayın manşetini atıyorum şimdi.
'PATLAYAN VAJİNA DEHŞETİ'. Olmuyor değil mi, uygun değil gibi duruyor, bir tuhaf geliyor insana değil mi bu laf? Oksimoron gibi bir şey bu.
Halbuki 'PATLAYAN PENİS DEHŞETİ' denilseydi manşette, bu hepimize rutin bir haber gibi gelecekti.
Zavallı penisçiklerin başına mutlaka bir şeyler gelmesine alışmış olmamız bence 1980'lerden bize kalmış bir miras. Amerikan Başkanı'nın her bulduğu fırsatta Oval Ofis'te bile kadınlara penisini teşhir ettiği yıllarda, aynı şehirde bir kadın kocasının penisini bir gecede kesiverdi ve organı da bahçeye fırlatıverdi.
Bu olay anında dünyanın kolektif bilincine yazıldı. Eğer o günlerde uzaylılar dünyayı dinliyorlardıysa dünyadan bir kolektif 'Ahhhhhhh' sesinin yükseldiğini duyup şaşırmış olmalılar. Çünkü ırk, ülke ve sınıf farkı olmadan tüm dünya erkekleri bu haberi duyunca benim patlayan uzuv haberini duyduğum an yaptığım hareketi yapıp yani acı çekiyormuş gibi öne kıvrılıp bağırmışlardı.
Batı'dan gelen her fikri çok seven bazı Türk kadınları bundan sonra her olayı bahane edip zırt pırt penis kesmeye başladılar. Türkiye'nin her yerinden bu konuda haberler yağmaya başladı.
Dünya kolektif bilincine yazılan o olay olup bitmedi tabii... Olayın birçok farklı boyutları da oldu. Kadının kesik penisi attığı bahçeye arama yapmak için gelen polislerin yanında kan kokusunu bulup çıkaran köpekler vardı ve onlar Amerikalı olduklarından köpeklerin penisi bulduklarında yiyebileceğini düşünmediler.
O zamanlar Hürriyet'in temsilcisi olarak bulunduğum Washington'da televizyonu büyük bir dehşet içinde ve her an bir şeyler çiğnemekte olan köpek görüntüsü göreceğim korkusuyla izlediğimi hatırlıyorum.
Oradan yazdığım en güzel haberlerden bir tanesiydi bu olay ama yönetim tarafından gayriciddi bulunarak yayınlanmadı. Ben de o gün yazar olmaya karar verdim ve sadece gayriciddi konulardan oluşan bir yazarlık kariyerine atıldım. Hatırladığım kadar daha akıllı insanların çalıştığı FBI'dan gelen uyarı üzerine köpekler geri çekildi de organ bulundu. Ve adama geri dikildi.
Yine orası Amerika olduğundan her dramaya mutlaka absürd bir boyut eklenmesi kaçınılmazdı. Penisi dikilen adam porno yıldızı olmaya karar verdi. (Absürd olmasına rağmen bu kararın dahiyane bir fikir de olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Adam ne yapacaktı yani; dikilmiş penisiyle beyin operatörü olup para mı kazanacaktı? O rasyonel olanı yaptı ve porno yıldızı oldu).
'Her insanın beş dakikalık şöhreti olacak' derler ya; o da penisin beş dakikalık şöhret anından ibaretti. Porno filmde dikilen penise orgazm anında yakın çekim yapıldı ve Amerika'da başlamış olan kültürel çöküntü tam da bu anda globalleşti.)
Kadının cinsel organının nasıl patladığının detaylarına burada hiç girmeyeceğim çünkü hakikaten iğrenç bir olay ve gerçekten ciddi bir tıbbi mesele var ortada. Sadece olayda çok şiddetli tazyikle fışkıran su olduğunu söylemeliyim.
İnşallah bizim polis kıskanıp, özenip o suyu fışkırtan teknolojiyi ithal etmeye filan kalkmaz. O teknolojiyi toplumsal olaylarda kullandığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde başımızı iyice derde sokabilir bence. Çünkü 'İzinsiz gösteriye müdahale eden Türk polisi bir kişiyi öldürdü' suçlamasını mahkemede belki açıklayabiliriz. Çünkü herkes böyle gelişmelere zaten alışmış durumda. O rutin oldu artık ama 'Türk polisi gösterici kadınlardan ikisinin vajinasını patlattı' suçlamasını dünyadaki hiçbir mahkemede anlatabilmenin katiyen mümkün olabileceğini düşünmüyorum ben.

(ÖNEMLİ NOT: Sevgili okurlar sizi benim başıma gelmiş olan bir büyük felaketten haberdar etmek istiyorum. Rana dün çarşıdan erik aldı. Evet felaketin boyutu bundan ibaret. 'Böyle şey de olabilir mi?' diyorsanız ben de size 'Sıkıyorsa karşınızda bir kadın erik yerken, Alain Badiou'nun 'Being and Event' adlı kitabını okumaya çalışın, bakalım okuduğunuzdan tek bir satır anlayabilecek misiniz?' derim. Sizi bilemem ama erik yerken çıkan ses benim beynimi tamamen durduruyor, eskiden stoklamış olabileceğim bilgileri de hızla boşaltıyor.)

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3