En sevdiğim beş yazar arasında bulunan ve annesinin de Mardinli olduğunu dün öğrendiğim Yılmaz Özdil (tam listeyi TEMPO dergisine verdim) TV dizilerinin Mardin'de yaşananlar türündeki olayların oluşmasına katkısını ele aldığı yazısında dizi ağalarını anlattıktan sonra birden geri adım atıp 'Hayır, diziler topluma kötü örnek oluyor demek istemiyorum, asla' diyor.
Aslında ne demek istediğini ben biliyorum Yılmaz. Evet halk iki yüzlüdür, hem eleştirir hem de bayıla bayıla seyreder.
Ama yine de dizilerin toplum üzerinde olabilecek korkunç etkilerini neden açıkça söylemeyelim ki?..
Sen artık bir televizyon insanısın, ağzını tutmakta belki bazı nedenlerin olabilir ama benim öyle bir mecburiyetim yok.
Diziler topluma gayet tabii ki olağanüstü kötü örnek oluyor. Bunun yanı sıra dizilerin toplum üzerinde yıkıcı, çürütücü etkileri de var.
'KAFANA KURŞUNU SIKARIM' İDEOLOJİSİ
Çoğunluğu beyinsiz, ilkel, eğitimsiz ve mazlum olan televizyonun düzenli seyircileri 'Kafana kurşunu sıkarım' tavrıyla toplumda adaletin dağıtabileceğini savunan dizilere bayılıyor.
O dizilerde kaba kuvvet, örgütlü suç ve silah fetişleştiriliyor. Barbarlığa ve silaha tapınılıyor.
Her mazlum insanın gönlünde, içinden fışkırmaya hazır olarak pusuda beklemekte olan bir barbar yan mutlaka vardır. Bu tür TV dizileri o tür insanları daha hızlı yozlaştırıyor ve 'Sıradan barbarlığa' teşvik ediyor.
Sadece dizi seyrettiler diye kalkıp 44 kişiyi katlettiklerini gayet tabii ki söylemiyorum. Açıklamalar maalesef o kadar basit olmayabilir ama bu dizilerin düzeyi zaten düşük olan insanları inandırdığı hayat ilkesi, barbarca davranmanın bir şekilde iyiye hizmet olabileceği düşüncesidir.
Yılmaz Özdil aynı zamanda iyi bir televizyoncu. Bu nedenle benim tanımladığım etkiyi benden daha iyi görüyor olması gerekir. Kendi hazırlattığı bazı haberlerin de düşünme yeteneği zaten olmayan bir kısım seyirciyi tamamen bayağılaştırdığını da anlamış olmalı.
AMERİKA'DA DA '24' DİZİSİ TOPLUMU ÇÜRÜTTÜ
Dizilerin bu bayağılaştırıcı, çürütücü etkisi sadece Türkiye ile sınırlı bir olay değil. sorun çok daha yaygın yani global bir çürüme söz konusu... Çünkü mazlumlar her ülkede aynı tavrı sergiler, hepsinin içinde barbarlık vardır.
Şu aralar Amerikan toplumunda, teröristin sorgulanması sırasında işkence uygulanmasının doğru olup olmadığı tartışılıyor. Obama'nın açıkladığı yeni dosyalar yüzünden işkenceye izin verdi diye Bush çok suçlanıyor. Bush döneminde Amerikan sıradan insanı terörist ile mücadelede işkence de dahil her yöntemin mübah olduğuna inandırıldı. Nasıl inandırıldılar; tabii bunda televizyon dizilerinin de büyük katkısı oldu. Bunda en büyük suçlu '24' dizisidir. O dizide işkence ile konuşturulan teröristlerden alınan bilgilerle Amerika durmadan kurtarılıp duruluyordu.
En azından bizdeki televizyon seyircisinin çoğunluğunun olduğu kadar aptal, cahil, düşünme yeteneğinden yoksun ve mazlum olan sıradan Amerikan insanının da işkenceye sıcak bakması sağlandı. O dönemin Başkanı Bush da izlediğine inanan ve gerçek sanan bir televizyon seyircisinde mutlaka olması gereken özeliklerin hepsine, mazlumluk dışında sahip olduğu için o işkenceyi resmi politika haline getirebildi.
Anlayacağınız ciddi bir evrensel problemle karşı karşıyayız. Bu nedenle hiçbir televizyoncu toplumdaki çürümenin sorumluluğundan kendisini aklama çabası göstermesin de kendisine bir an önce çeki düzen vermeye başlasın.