Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Bugüne kadar duyduğum en tuhaf cümleydi bu

Ertuğrul Özkök ile yıllardır arkadaşız. Uzun zaman onun personeli olarak çalıştım. Dolayısıyla, yıllar içinde onun tuhaf düşünceler üretme yeteneğine birinci elden şahit oldum.
Sonra zorunlu nedenlerle bir süre görüşemedik. Yeniden bir ortam doğdu, görüştük ve konuştuk. Ve ben çok sevinerek gördüm ki; onun tuhaf düşünce üretme yeteneğinden hiçbir eksilme olmamış. Aksine arada geçen yıllarda kendisini aşmış bile. Hala daha olağanüstü tuhaf düşünceler üretebiliyor.
Birkaç ay önce bana sorsaydınız 'Onun daha da tuhaf düşünce üretir hale gelmesine imkan var mı?' diye, ben hiç düşünmeden rahatlıkla 'Hayır, katiyen mümkün değil bu. Öyle bir şey olabilir mi? Onun rutin olarak üretebildiği tuhaf düşünceleri duysanız onların aşılabilmesinin zaten mümkün olamayacağını görürdünüz' derdim.
Ama gördüm ki maalesef aşmış kendisini. İmkansızı başarmış. Bana bugüne kadar duyduğum en tuhaf düşünceyi söyledi.
Şimdi sıkı durun, size o düşünceyi anlatacağım. Tavsiyem biraz sakinleştirici hap alın. Absürd karşısısında panik atak geçiren türde bir insansanız, yazının geri kalan bölümünü hiç okumayın. Böylece kendinizi koruma altına almış olursunuz.

BELAMI ARADIM VE BULDUM
Karşılıklı sakin bir şekilde hayat hakkında konuşuyorduk. Bence güzel gidiyordu sohbet.
Birden müstehzi bir gülümsemeyle 'Biliyor musun; ben saç ektireceğim' dedi.
Yıllardır onun fikirlerine karşı kaşarlanmış durumda olduğumdan, bu yeni düşünceye hiç şaşırmadım. 'Çok iyi yaparsın. Peki niye saç ektireceksin ki?' diye sordum
Ah... sormaz olaydım ahhh... Lanet olsun bendeki bu merak adetine. Bırak, ektirecekse ektirsin, niye diye sorma be adam, kontrol altına al merakını da koru kendini... Ama yok, ders almak diye bir şey yok bende. İlla belamı arayacağım. Ve her belasını arayan insan olarak belayı da hep  bulurum. Velhasıl 'Niye saç ektireceksin ki?' soruma cevabını verdi de maalesef...
Saç ektirecekmiş, çünkü ekilen saç uzayıp çıktıktan sonra onları kazıttırıp saç kesimini sıfıra vurduracakmış.
Hiç saç ektirmese, saçı zaten sıfır kesimde görülüyor. Yine aynı görünüme ulaşmak için ilk önce saç ektirip sonra saç uzayınca onu sıfıra vurdurmak bana hayli garip ve gereksiz zahmetli, dolaylı bir girişim olarak geldi.
Ayrıca şu anda açıklamasına girmeyeceğim nedenlerden dolayı bu felsefi açıdan da anlamsızdı..
Bunu duyduğumdan bu yana bende bir fikir oluştu. Bunu atamıyorum kafamdan.
'Onun bu girişimi hayatta başka neye benziyor?' diye düşünürken aklıma şu geldi:
Onun saç ektirip sonra kazıtıp yine saç ekimi öncesindeki orijinal görünüme ulaşması, travesti bir erkeğin ameliyat sonrası kadın olduktan sonra lezbiyen olup sadece kadınlarla cinsel ilişki kurmasına benziyor.
Aradaki gereksiz aşamayı kaldırsalar, yani birisi saç ektirmese diğeri de seks değiştirme operasyonu geçirmese hayatta hiçbir şey değişmeyecek. Hayat akıp gidecek ve biz de duyduğumuz absürd düşünceye kafayı takıp ona bazı anlamlar yüklemeye filan uğraşmak zahmetinden  kurtulacağız.
Ama hayır illa da yaptıracak bu işi. Gözlerine baktım, konuşurken saç kestirme ve sonra saçı sıfıra vurdurma konusunda son derece kararlıydı. Öyle kararlıydı ki; onu engellemeye kalkışabilecek olanları öldürmeye bile hazırmış gibi bakıyordu gözleri.
Ben de biraz korktum açıkçası. Konu açıldığında gözlerinin deli deli bakmasından ve korkudan sesimi çıkarmadım. Olayı dinlerken, o sırada sonradan bu yazıyı yazmayı planlamakta olduğumdan içime bir sakinlik bile çöktüğü söylenebilir. O da bu görünürdeki sakinliğimi, yapacağı son derece abuk işe verdiğim tam manevi desteğin bir göstergesi olarak yorumlamış olabilir.
Aslnda yanılmıyor da... Ona bu işte desteğim tam. Çünkü bu deneyimi yaşarken onu uzaktan gözlemleyip sonra nelerin olup bitiğini size anlatmak da istiyorum. Uzaktan gözlemlemeye ısrarlıyım. Çünkü böylesine bir fikri üretebilen insan artık tehlikeli durumdadır. Yanına fazla yaklaşmak tekin olmayabilir. Ne olur ne olmaz...

Yılmaz Özdil'e rutin takılma bölümü
Yılmaz Özdil dün bir hata daha yaptı ve Akif Beki için 'O Star televizyonunda çaycı bile olamaz' dedi.
Bence yanılıyor. Çok da iyi bir çaycı olur, deneyimi de var zaten. Başbakan'ın basın danışmanıyken arada bir çay getir-götür işini de yapardı.
Adamcağızın şu anda bir eski mesleği var. (Basın danışmanlığı). Yeni mesleği ise oluşamadı. (Yazar olamadı ve de hiçbir zaman olmayacak). Zavallı fiilen işsiz yani.
Mazlumları seven bir insan olarak Yılmaz Özdil'den o mesleksiz arkadaşa bir iş imkanı yaratıp onu çaycı olarak işe almasını beklerdim. Kültürü, bilgisi, birikimiyle o işin altından muhakkak başarı ile kalkardı.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3