AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-06-10
Veri kabul edilen cumhuriyet sisteminin sonunun gelmiş olduğu konulu yazı üzerinde aylardır çalışıyorum. Nihayet yazı oluşmaya başladı. Bunu pazartesi günü yayınlayacağım inşallah.
Kritik bir konu. Başlıklara bakılarak hemen sonuçlara atlanılmaması gerekecek derinlikte. Ben o yazıya girişmeden önce 'Beyaz Türkler' hakkında biraz daha durmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü cumhuriyet ve onun geleceği ile direkt bağlantılı bir konu o.
Üzülerek görmekteyim ki; yıllardır bıkmadan, usanmadan anlatmama rağmen 'Beyaz Türk' kavramının ne olduğunu galiba yeterince açıklayamamışım, öyle görünüyor. Kısa süre önce 'TSK CEMAAT İLE DİYALOG YOLLARINI AÇMALIDIR' başlıklı yazıma Oray Eğin 10 itirazını söylediği bir cevap yazısı yazdı. Maddeleri tek tek okurken 'Beyaz Türkler ile TSK'nın kaygıları ilk kez ortak' diye başlayan maddeye gelince biraz durakladım. Başta bu tespit, tarihi gerçekler karşısında yanlıştı. Çünkü maalesef bu 'Beyaz Türkler', TSK'nın tüm darbelerini ağırlıklı olarak desteklemiş ve alkış tutmuştu. Neyse bu detay bir tarihi bir anekdot ama benim açımdan daha da önemlisi, Oray'ın 'Beyaz Türkler' kavramını yanlış kavramış olduğu ihtimalinin de yazısında görülmesiydi.
O bölümde Oray benim onların kaygılarını anlayamadığımı ima ettikten sonra o maddeyi şöyle bitirmiş: 'Serdar Turgut Türkiye'deki Beyaz Türklerin yıllardır sözcüsü, kanaat önderidir.'
ORAY'IN NEDENSE EKSİK BIRAKTIĞI CÜMLE
Bence o madde eksik kalmış, birkaç cümle söylenmeden bırakılmış gibi geldi bana. Oray'ın beni bu kanaat önderliği ve sözcülük konumundan emekli etmeye kararlı olduğu anlaşılıyor. Eğer bu gerçekleşirse yerime kimin geleceği konusunda da mutlaka kafasında bir aday vardır diye düşünüyorum ben. Oray kardeşimin teveccühü. Benim hiçbir grubun kanaat önderi olmak gibi bir iddiam olmadı. Ben sadece yıllardır üzerlerine yazmış olduğum 'Beyaz Türkler' kategorisinden hissettim kendimi ve bununla da övünürüm. Oray'ın tanımladığı konuma benim yerime illa da başka bir insan gelecekse, onun meseleyi daha iyi anlayabilmesi için 'Beyaz Türk ne demektir?' meselesini hala daha açmama ihtiyaç var. Bu anlaşılıyor. Ben 'Beyaz Türkleri' yıllardır hep aynı cümleyle tanımladım. Meslekli, kültürlü, bilgili, birikimli ve kendi kimliğini meslek yaşamı ile belirleyen insanlardır bunlar benim için. Gayet tabii ki popüler kullanımında 'Beyaz Türk'ün ağırlıkla sadece yaşam biçimiyle tanımlanmakta olduğu bir başka tanım da var. Böyle tanımlanan 'Beyaz Türkler' sadece beş duyuları tarafından oluşturulan insanlar olarak görülüyor. Görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma 'Beyaz Türkleri' bunlar. Sadece bu beş duyuları yaşam biçimlerini oluşturuyor. Şarap içiyorlar, aynı restoranlara gidiyorlar, modayı takip ediyorlar. Kadınıyla, erkeğiyle çapkınlar. Ve bu yaşam biçimlerini kaybedecekler diye sürekli kaygılılar gerçekten de... Bu yaşam biçimini kaybetmemek için her türlü otoriter, totaliter düzene de destek verebiliyorlar. Darbe şakşakçılıkları ağırlıklı olarak da bundandır.
Bunlar var gayet tabii ki ama bunlar 'Televoleci Beyaz Türkler.' Ama bir de hayata bakarken sadece beş duyusuyla yetinmeyen, düşünmeyi kendi hayatının merkezine koyan 'Beyaz Türkler' de var. Benim için önemli olanlar bunlar. Bu daima böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak. Eğer Oray var olduğunu söylediği konumumdan beni emekli etmeyi başardığında yerime getireceği 'Yeni Beyaz Türk kanaat önderi adayı' varsa, ona bunları da öğretsin acilen. Çünkü tanım baştan yanlış yapılırsa, sadece beş duyunun yönlendirdiği ve yaşam biçimini kaybetme kaygısı ile yaşayan 'Beyaz Türk' sözcülüğüne ve kanat önderliğine ağırlık verilirse, yeni sözcünün sadece 'style' yazıları yazmakla yetinmesi gerekecek. Benim yıllardır tanımlamaya çalıştığım ve kendimi de onlara ait hissettiğim 'Beyaz Türkler' bunlar değil. Ben 'Beyaz Türkler' olarak, veri kabul edilen her şeyi,-bunlara yaşam biçimleri de dahil-sorgulayan, düşünen, bilgili, birikimli, meslekli insanları düşünüyorum.
Bunların TSK ile aynı kaygıları taşıdıklarına ise pek emin değilim. Hatta bu dönemde kendilerine askere yönelik bir mesafe de koyuyor olabilirler. Onlar için yazı yazmaktan beni vazgeçirtmeye de kimsenin gücü etmez. Pazartesi günkü cumhuriyeti sorgulayan yazımı da onlar için yazacağım. Ben yazarlığım devam ettikçe onlar için yazmayı sürdüreceğim. 'Televoleci Beyaz Türkler'in kanaat önderi kim olursa olsun, umurumda değil. Hiçbir zaman umrumda olmadı, bundan sonra da olmayacak...