AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-06-10
RUMUZ: Az Şekerli
SORU: Sevgili amcacığım. Ertuğrul Özkök'ün 'Masadaki dördüncü bardak' başlıklı makalesini okudunuz mu? Eğer okuduysanız düşünceniz nedir?
CEVAP: Sevgili Az Şekerli. Evet o yazıyı okudum ve yazının tüm ana fikrinin hatalı olduğunu düşünüyorum. Şu soruyla başlamış yazısına Özkök; 'İsmet, fotoğrafta üç kişisiniz ama masada dört su bardağı var, dördüncü kişi kim?' diye sormuş... Neyse, bunun cevabı veriliyor yazıda. Ama beni asıl şaşırtan nokta; çay servislerini düzgün bir şekilde yapması için oraya götürülmüş olması gereken Akif Beki'nin fotoğrafta bulunmasıydı.
Bilmeyenler için söyleyeyim; Akif Beki, Başbakan'ın eski basın danışmanıdır. Yeni bir mesleği ise henüz yok. Hala daha basın danışmanı bence ama şimdilerde fahri danışmanlık onunki.
O fotoğraf, Akif Beki su servislerini yaptıktan sonra, ısmarlanan çayları da almak için dışarıya çıkmadan önce biraz mola verdiği anda çekilmiş olmalı. Burada tek şaşırtıcı şey, bir servis elemanının masada kendisine yer kapmış olması. Bu tuhaf durum, Başbakan'ın tüm mazlumları sevmesinden, kendisini tüm mazlumlara durmadan sembolik jestler yapmak zorunda hissetmesinden kaynaklanmaktaydı muhakkak.
Akif Beki o masaya oturduğunda kendisini bir gazeteciymiş gibi hissetmiştir. Hatta biraz abartarak söylersem kendisini köşe yazarıymış bile sanmış olabilir. Siz 'Yapma, olabilir mi böylesine absürd bir şey?' diyeceksiniz ama fantezi kurmanın sınırı yok ki... O hayalinde gazeteci de köşe yazarı da olabilir, hatta yayın yönetmeni de...
Bu arada İsmet Berkan kendi koltuğunu kollasın. Bence Akif Beki'nin o koltukta kesin gözü var. 'Bu da olamaz' diye sakın ha düşünmeyin.
Şöyle söyleyeyim; gazetenin başına o gelse, gazete şimdiki durumundan daha kötü olamazdı.
Radikal'e bir önerim de olacak. Madem o görülmeyen dördüncü kişi çok ama çok önemli bir insan (Başbakan'ın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan) gazete onu bence başyazarı yapsın. Yazarları konusunda her çeşidini bulabileceğiniz ucuz mal satan bir pazar yerine dönüşen Radikal'e o isim de başyazar olarak çok yakışır. Çünkü Radikal'in kimi yazar yapacağı konusunda hiçbir kriteri filan yok.
***
RUMUZ: Cumhuriyet
SORU: Serdar amcacığım: Hasan Cemal'in amacı ne?
CEVAP: Sevgili Cumhuriyet. Başıma gelenlere lanet olsun. Herkes Kremlinolog ya da Ortadoğu uzmanı gibi uzmanlık dalı seçer, Bense kaderin garip ve acımasız tecellisi yüzünden Hasanolog gibi algılanmaya başladım. Bunu başıma gelen bir felaket olarak yorumluyorum. Herkes bunu bilsin.
Yine de soruna cevap vereyim yavrucuğum. Onun kısa vadedeki amacının ne olduğunu bilmiyorum. Kısa vadeli amaçları umurumda da değil. Ama uzun vadedeki amacının Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmak olduğu neredeyse kesinleşmiş durumda. Eğer böyle bir nihai amacı olmasaydı normal bir gazeteciye abuk gelecek arabuluculuk faaliyetlerine filan girişmezdi herhalde. Hem Hasan ileride Cumhurbaşkanı olursa, işte o zaman 'İkinci Cumhuriyet'in resmen başlayacağını da söyleyebilirim. Çünkü şimdiki Cumhuriyet'in Ayşe Sözeri Cemal'in 'first lady'liğini kaldırabilmesi mümkün değil.
Dolayısıyla karı-koca Çankaya'ya çıktıklarında şimdiki Cumhuriyet otomatikman çökecek ve ikincisi kurulacaktır.
***
RUMUZ: Orgazm
SORU: Amcacığım şu anda en fazla ıslak rüya görmesi gereken yayın yönetmeni kimdir sizce?
CEVAP: Başlarım sizce lafına senin. Sizcesi bencesi filan yok bu durumda. Bu sorunun kesin ve bilimsel tek bir net cevabı var anladın mı Orgazmcığım. Şu anda en yoğun ve sık ıslak rüyalar gören yayın yönetmeni Sedat Ergin'dir. Sedat çok uzun yıllardır bir gün Dışişleri Bakanı olmak ve bakan olarak Türkiye'nin önemli bir dış politika sorununu çözmek arzusuyla yanıp tutuştu. Heyecanlı fantezisi bundan ibaretti.
Sonunda kendisi değil ama personeli Hasan Cemal onun bu hayalini şu aralar gerçekleştirmek üzere. Dolayısıyla Sedat'ın ıslak rüya görme sıklığı artmıştır. Tabii ki onun o rüyasının en kötü yanının o ıslak rüyada Hasan Cemal'in de bulunmasıdır. Umarım durumu karısı Canan'a açıklamakta zorluk çekmez..
***
RUMUZ: Ciddiyet
SORU: Saygıdeğer amcacığım. Sence şu an Türkiye'nin en hayati meselesi ne?
CEVAP: Hay anasının örekesine teğet geçtiğimin ayısı hay. Böyle de soru olur mu aşağılık ciddiyet... Ama şükredin, bugün amcanız kendisine yollanan her soruyu yanıtlayacağına söz vermiş durumda. Bence şu an Türkiye'nin en önemli sorunu Atatürk büstünü kazayla yıkıp kıran ineğin hala daha sağ olup otlamayı sürdürüyor olmasıdır. Türkiye'nin normal ruh hali geçerli olsaydı o ineğin çoktan yakalanıp kesilmiş ve canım vatanımın dört bir köşesindeki mangal başı restoranlarında etinin çeşitli sınıflardan ve gruplardan gelen bazı ayılar tarafından yeniliyor olması gerekirdi. Bu normali halde olması gereken olmadı ve o hain inek hala daha mutlu bir şekilde otlanmasını sürdürebiliyor. Misak-ı milli sınırlarımız içinde hakikaten olağanüstü şeyler oluyor son günlerde.
***
RUMUZ: Sorumluluk
SORU: Amcacığım. Ertuğrul Özkök'ün saç ektirip ektirmediğini gerçekten takip edebiliyor musun?
CEVAP: Değerli Sorumluluk. Gayet tabii sorumlu bir araştırmacı gazeteci olarak benim bir işin peşini bırakmam mümkün değil. Hatta yakın takipte olduğum bile söylenebilir. Bilgisayar mühendisi bir arkadaşımdan yardım istedim. Tüm dünyadan istediğiniz noktayı gösteren 'Google Earth' programını sadece tek bir noktaya sabitledik. Ben şimdi 'Google Earth' programını açar açmaz Ertuğrul Özkök'ün kellesini görüyorum. Güne onun saç tellerini tek tek sayarak başlıyorum. Bir gün bir adet bile fazla saç teli görürsem hemen başına çökeceğim ve sıkı bir araştırmacı gazeteci olarak bunun haberini hemen yazacağım tabii ki...
Bu arada ben çalışırken bir ara benim ekranıma bakan Rana benim yeni bir tuhaf fetişe sahip olduğuma karar verdi. Diğer fetişlerimi ona rahat açıklıyorum da saçını kazıtmış erkek kellesi fetişini açıklayabilmem şimdiye kadar mümkün olamadı maalesef.