AKŞAM GAZETESİ | GUNCEL | 11 HAZİRAN 2009, PERŞEMBE
İSTANBUL - Türk Ceza Kanunu Kadın Platformu üyelerince düzenlenen ve AİHM'in kadına yönelik şiddetle ilgili Türkiye hakkında verdiği kararı değerlendirme toplantısında konuşan Gülbahar, AİHM'in verdiği kararın ilk olduğunu ancak son olmayacağını, bundan sonra binlerce davanın gideceğini ifade etti. Avrupa Konseyi'nin kadın-erkek eşitliğine yönelik hazırladığı taslak tamamlandığında Türkiye de dahil üye ülkeleri bağlayıcı nitelik taşıyacağını anlatan Gülbahar, kadına karşı şiddetin küresel boyutta ve Türkiye ölçeğinde inanılmaz derecede arttığını, kitlesel kıyım boyutuna ulaştığını öne sürdü.
Gülbahar, Türkiye'de veriler çözüm gerektirdiği için kadınlara ilişkin istatistik bulunmadığını savundu. İnsanların bir şiddet olayı ile karşılaştığında ya Mardin olayında olduğu gibi paniklediğini ve 2 gün sonra unuttuğunu ya da ''Tekildir, toplumu genelini ilgilendirmez'' mantığı ile deve kuşu gibi başını kuma gömdüğünü anlatan Gülbahar, ''Türkiye, AİHM'in kararını tanımak zorunda ve bu karar emsal oluşturuyor. Türkiye, Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkmadıkça bu kararı uygulamak zorunda'' dedi. Gülbahar, AİHM'in ilk kez bir ülkeyi şiddet konusunda kapsamlı gerekçelerle mahkum ettiğini ifade ederek, bu aşamadan sonra devlet mekanizmasının ne tür önlemler alması gerektiği konusunda düşünmesi gerektiğini söyledi.
''Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil üst düzeyde toplumsal cinsiyet eğitimi verilmeli'' diyen Gülbahar, AİHM'in kararı doğrultusunda bütün bakanlıkların cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda seferberlik başlatması gerektiğini kaydetti.
''POZİTİF AYRIMCILIK HAYATA GEÇİRİLMELİ''
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği kurucularından Pınar İlkkaracan da Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın kararın kesinleşmediği ve Türkiye'nin itiraz hakkı bulunduğu yönündeki açıklamalarını tasvip etmediklerini belirterek, AİHM kararlarının sadece tekil kişileri ilgilendirmediğini, hükümetin, karardaki somut önlemleri ve mekanizmaları kadınlar adına yaşama geçirmekle yükümlü olduğunu vurguladı. Bu kapsamda sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, polisin aile içi şiddet vakalarında nasıl davranması gerektiğinin protokollere bağlanmasını isteyen İlkkaracan, ''AİHM'in, Türkiye'yi kadına karşı ayrımcılığı önlemekteki duyarsızlığı, pasifliği ve başarısızlığı nedeniyle de suçlu bulduğunu'' öne sürdü. Türkiye'nin acilen cinsiyet eşitsizliğini önlemek için pozitif ayrımcılık da dahil pek çok önlemi almak zorunda olduğuna dikkati çeken İlkkaracan, ''Pozitif ayrımcılık ilkesinin hayata geçirilmesinden başka türlü olmayacak'' dedi. İlkkaracan, devletin kadın ve erkekler arasındaki fiili eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğuna işaret ederek, Türkiye'de cinsiyet eşitliğini gerçekleştirmenin sadece kadın örgütlerinin çabalarıyla olmadığını, tüm sivil toplum örgütlerine, sendikalara, meslek odalarına, işçi ve işveren örgütlerine, siyasi partilere, basın kuruluşlarına ve herkese görev düştüğünü anlattı. Türkiye'nin ''savunmacı'' bir tavır takındığını belirten İlkkaracan, ''Türkiye'nin karara itiraz etmesi sevindirici gelişme. İtiraz kabul edilirse o zaman dava büyük daireye gidecek. Biz oradan Türkiye aleyhine çok daha kapsamlı bir karar çıkacağını düşünüyoruz'' dedi.
Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfından avukat Canan Arın da Türkiye'de bugüne kadar hiçbir hükümetin kadına yönelik şiddeti önleme konusunda irade göstermediğini, yapılanların hep kağıt üzerinde kaldığını söyledi. TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit'in ''Bir tek talihsiz olaya göre değerlendirip ceza öngörmek Türkiye'ye haksızlık, karar düzeltilmeli'' şeklindeki beyanını eleştiren Arın, ''Bir tek bile olsa insan yaşamı değerlidir. Kadınlar da vatandaştır. Can güvenliği, iş önceliği tanınmalıdır. Bu olay 'bir tek' denilerek geçiştirilemez. Olay önemsiz gösterilmeye çalışıldığı gibi münferit ve önemsiz değil, sistematik ve çok önemlidir'' diye konuştu.
''KOLTUKLARI İŞGAL EDENLER GÖREVLERİNİ YAPMIYOR''
Toplantıda söz alan İstanbul Valiliği İnsan Hakları Masası Başkanı avukat Vildan Yirmibeşoğlu da yazılı metinlerde kadın-erkek eşitliğinin sağlandığını, ancak hayata geçirilmesinde sorunlar bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: ''Bazı koltukları işgal edenler görevlerini yapmıyor, direnç gösteriyor. Valilik, emniyet müdürlüğüne 'şiddet nedeniyle başvuran kadınları sığınma evlerine, sığınma evleri olmadığı yerde misafirhanelere, misafirhane olmadığı yerde de otele yerleştirin. Başvuran kadınların sorunlarını çözmek için gayret edin' diyor ama olmuyor. Bugün sığınma evlerinin kapasitesi eskiye oranla da az. Vali, seçimlerden sonra bütün belediye başkanları ile bir araya geldi. Sığınma evlerinin çoğaltılması, kadın dayanışma evi kurulması talimatı verdi. Hatta bunların karşılığında ilçeye okul, sağlık ocağı yapma taahhüdünde bulundu. Olaya yöneticilerin de ciddi yaklaşması lazım. Vali, direnç gösterenlerin cezalandırılacağını da söyledi.''