AKŞAM 08 HAZİRAN 2009, PAZARTESİ
Obama'nın yeni atadığı Küresel Kadın İşlerinden sorumlu Verveer: Türkiye'deki türban sorununun siyasi arka planı var. ABD'de ifade özgürlüğü çok önemlidir. Bir Müslüman başını örtmek iterse örter. Fakat din ve devletin ayrımı da çok önemlidir. Bunlar çatışıyor. Biz kendi yöntemlerimizle sorunları çözüyoruz. Türban sorununu da sizin halletmeniz gerekiyor
Küresel Kadın Konularından Sorumlu Büyükelçi ne iş yapar? Böyle bir pozisyon açılması şu anlama geliyor: Başkan Obama ve yönetimi kadınların dünyadaki durumlarını bir dış politika meselesi haline getirdi. Bu, bizim dış politikamız ve diğer ülkelerle ilişkilerimiz için önemli bir başlık artık.
'Kadın Konularından Sorumlu olmak' kadınlara pozitif ayrımcı bir yaklaşım değil mi? Kadınlığa özel bir vurgu yapmak doğru mu sizce?
Hayır, pozitif ayrımcılık değil, kadınların eşit temsilini hedefliyoruz. ABD'nin içinde olduğu konulara bir bakın. Yüzlerce başlık var. Küresel ısınmadan, demokrasiye vs. Bu konularda kadınların da zarar gördüğünü ve çözümün önemli bir parçası olduklarını vurgulamak istiyoruz. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton böyle bir pozisyona ihtiyaç duymayacağımız güne kadar çalışacağız diyor.
Bizim Kadın ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanımız var. Sizin göreviniz ile onunki arasında paralellik var mı?
Hayır, ABD'de böyle bir bakanlık yok. Benim görevim içeriye yönelik değil. ABD'deki kadınlar benim görev tanımıma girmiyor. Ama Başkan Obama aynı zamanda kadınlardan sorumlu bir konsey kurdu. O konsey ABD'deki iç politikaların kadınları ilgilendiren yanlarına bakıyor.
Başka ülkelerdeki sorunlara müdahale edeceğinizi söylüyorsunuz ama yetki problemleri çıkabilir sanki. Örneğin bir Suudi kadınla ilgili sorunda Suudi hükümeti ile karşı karşıya gelseniz ne olacak?
İnsan hakları ABD dış politikasının en önemli başlıklarından biri. Örneğin yakın geçmişte bir Suudi kadın tecavüze uğramıştı ve bunun sorumlusu olarak gösteriliyordu. Biz buna tepki gösterdik. Uluslararası büyük tepkiler çıktı ortaya ve Suudi Kralı devreye girerek kadının ceza almasını önledi. Biz hükümetlerle birlikte çalışmak istiyoruz.
Suudi Arabistan örneğinden bahsettik. Orada ve Doğu'daki birçok ülkede kadınların sanki İslam dininden kaynaklanan problemleri var gibi bir tablo çıkıyor ortaya. Türkiye de büyük çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülke. Diğer Müslüman kadınlar ve Türk kadınları arasında ortak sorunlar gözlemliyor musunuz?
İslam'ın kadınlara daha aşağı bir pozisyon öngördüğü üzerine dönen ciddi tartışmalar var. Ama ben bunun dinin yanlış uygulamalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Dünyanın her yerindeki kadınlar saygı görmek ve haklarının korunmasını istiyorlar.
Öyle de olsa dinin kadınlara karşı nasıl kullanıldığına şahit oluyoruz. Sizce Türkiye de dinin kadına karşı kullanıldığı bir ülke mi?
Bu ülkede ciddi bir yarık var ve bu yarık büyüyor. Ama bu soruya 'evet' diye cevap veremem, çünkü hangi taraftan olursa olsun insanlar şiddete ya da namus cinayetlerine ortak bir tavır alıyorlar. Kadınların eğitim hakkının önemli olduğunu söylüyorlar. Burada kadınların dinden kaynaklanan sorunları olup olmadığını söylemek bana düşmez.
Ama dediniz ki herkes kadınların eğitim hakkının önemli olduğunu söylüyor. Oysa bu ülkede türban eğitim önünde bir engel. Dolayısıyla bazıları bu hakka bir koşul getirmiş olmuyorlar mı?
Bu meselenin siyasi arka planı var. Bu nedenle Türkiye'nin eğitim politikası ve türban düzenlemelerinin değişip değişmemesi gerektiği konusunda yorum yapmam. Ancak şunu söyleyebilirim: ABD'de ifade özgürlüğü çok önemlidir. Bir Müslüman başını örtmek iterse örter. Fakat diğer taraftan din ve devletin ayrımı da çok önemlidir. Bunlar zaman zaman çatışıyor. Biz kendi yöntemlerimizle sorunları çözmeye çalışıyoruz. Türban sorununu da sizin kendi yöntemlerinizle halletmeniz gerekiyor.
Neden bu konu sizin 'küresel kadın konuları' içine girmiyor?
Çünkü türban ile ilgili tek bir görüş ve tek bir doğru yok! Türkiye'de türbanı yasaklayan mahkeme kararları var. Türbanın nasıl ve nerede kullanılacağı ile ilgili beynelmilel bir kanun mevcut değil. Kesin doğru, insan haklarını doğrudan ilgilendiren ve herkesin hemfikir olduğu bir konu değil bu.
Hillary Clinton'ın eski baş danışmanı
1944 Pennsylvania doğumlu Melanne Verveer, ABD Başkanı Obama tarafından 6 Mart'ta atandı. Bill Clinton döneminde Hillary Clinton'ın başdanışmanı olan Verveer aynı zamanda küresel kadın liderliğini destekleyen Vital Voices Global Partnership'in kurucularından. Georgetown Üniversitesi mezunu elçinin üç çocuğu iki de torunu var.
Siz ABD'nin İslam dünyasıyla arasında köprüsünüz
Türban temel bir insan hakkı değil mi diyorsunuz?
Başkan Obama'nın Kahire'de söylediği gibi bu kişisel bir tercih. Ve tercihlere saygı gösterilmeli. Ama bunu devletler kendi içinde çözmeli.
Obama'nın konuşmasından bahsetmişken... Müslüman kadınlar ve haklarından bahsetti ABD Başkanı. Sizce o konuşma ne gibi somut değişimler getirebilir?
Her şeyden önce ABD'de birçok kalıp var Müslümanlar'la ilgili. Bunu kırmaya yardımcı olur. Başkan Obama İslam'ın hem ABD'nin hem de dünyanın önemli bir parçası olduğunu söyledi. Biz İslam dünyasını anlamak istediğimiz kadar o dünyanın da bizi anlamasını istiyoruz.
O dünyaya biz de aitiz sanıyorum.
Siz köprüsünüz. Batı'ya entegre olmuş bir ülkesiniz.
Doğu'daki kadın, haklarını kazanmaya çalışıyor
Türk kadınlarını nasıl tarif edersiniz? Buraya 10 yıldır gidip geliyorum ve birçok kadınla tanışıyorum. Kadınlar birbirlerinden çok farklı gözükseler de önemli konularda aslında fikir birliği içindeler. Diyarbakır'a gittim örneğin. Oradaki kadınlar buradakilerden farklı görünse de kendi iradeleri ile içinde bulundukları durumu değiştirmek için örgütler kurduklarını gördüm ve çok etkilendim.
O bölgede namus cinayetleri devam ediyor. Bunu önlemek sizin sorumluluğunuza giriyor mu?
Bu bir insan hakları sorunu. Türkiye devleti namus cinayetlerini önlemek için kanunlar çıkarıyor. Yani gerekli adımları atıyor. Sanırım bu konuda gelişmeler de var.
Daha geçen ay Mardin'de korkunç bir katliam yaşandı. Bu tip olaylar ABD'de izleniyor mu? Ajandanızda var mı?
Dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleri oluyor. Sizin ülkenizde bizim bir büyükelçiliğimiz var. Bu tip meselelerle mücadele etmeye çalışan bir ülkesiniz. Bu nedenle doğrudan benim sorumluluğuma girmiyor.
Kadın sünneti Afrika'da yoğun olarak var, Irak'ın Kürt bölgesinde de yaygın. Ne yapmayı planlıyorsunuz? Siz Irak'ta etkilisiniz...
Kadın sünneti kadınları çok aşağılayan bir uygulama. Önce Kürt bölgesinden başlayayım. Evet, oradaki meseleye bakacağım. Afrika'da Hillary Clinton first lady iken bu konuda çalışmalar yapıyorduk. Senegal'de bir köye gitmiştik. Oradaki kadınlar demokrasiyi öğreniyorlardı. Bir süre sonra sünnet uygulamasını kaldırttılar. Din büyüklerine rağmen yaptılar bunu. Sonra da diğer köylere gittiler. Aşağıdan yukarıya bir değişim gerçekleştirdiler.
Türkiye'de Atatürk'ün değişiminin yukarıdan aşağı olduğu, bu nedenle bugünkü sorunların ortaya çıktığı yönünde bir görüş var. Katılır mısınız?
Atatürk'e saygım büyük. Kadınları da toplumun gelişimine dahil etmek istedi. Ama aynı zamanda eğitimin de aşağıdan yukarıya giderek bunu beslemesi gerekiyor. Eğer söylediğiniz görüş doğru ise Atatürk'ün yapmaya çalıştığı ve bunun kabülü arasında bir uçurum var demektir. Öyleyse bunu gidermeye bakmalısınız.