Ahmet İnam ahmet.inam@aksam.com.tr

kategori2

Köşede yazmak

Kimi okurlar belki benimle ilk kez karşılaşıyorlardır. Oysa on beş yıla yakın bir süredir, medyada yazıyorum, kesik kesik de olsa. Bir akademisyen olduğum için benden biraz daha 'oturaklı' yazılar istenmiştir baştan beri. Zaten başkasını da yazamıyorum, zaman zaman beklentilere ayak uydurmaya çalışsam da. İlk yazdığım gazete çok 'öznel' yazdığım için beni sepetledi. Siyaset yapmadığım, ülkenin acil siyasal sorunlarına çözüm aramadığım için eleştirilmiştim. (Şimdi de yazdıklarımın dişe dokunur olmadığını söyleyen aklı başında okurlarım var.) O zamanlar inadına öyle 'öznel', 'kalb”' yazılar yazdım. Çok küçük bir bölümü Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair adlı kitabımdan okunabilir.
Sonraları Cumhuriyet Bilim Teknik ekinde 'Gönülden Bilime' adını taşıyan köşemde Orhan Bursalı'nın toleransıyla hemen her konuda, öncekilerin bakışıyla 'öznel', 'nesnel' demeden yazdım. Gönlümden çıkarak bilime bakmaya çalışırken, edebiyat, felsefe alanlarında görüşler geliştirdim. O köşe benim laboratuarımdı.
Akşam'da güncel olanla ilgili kaygılarım biraz daha artmışa benziyor. Ama ben bir gazeteci değilim. Bir düşünme çırağıyım. Anadoluluyum. Sandıklı'da doğdum. Büyük kentlerde okudum. Ülkemizde ve yurtdışında üniversitelerde dersler verdim, konuşmalar yaptım. Dünyayı kitaplardan tanımaya çabalarken, karşılaştığım insan yüzlerinden de çok şey öğrendim. Öğrenmekteyim. Her yüzden boyumun ölçüsünü aldım. Onların bir bölümünü sayısı otuzu aşan kitaplarımda yazdım. Yazacağım çok yüz var daha. Yüzsüzleri yazmıyorum. Onlara iki ayrı isim verdiğim oldu, başka isimlerin yanında: Hıyarlar ve eşekler. Onları da yazacağım. Onları dostluk dünyamın dışına koyarak.
Düşünme çırağı olmak ne demek? Hızla akıp giden olaylara aynı hızla yorum yapmak değil. Elbette medyada hızlı düşünen, olaylara anında yorum yapan, hangi olayın ne açıdan ele alınabileceğini fark edip, ona göre seçmesini yaparak yorumlar gerçekleştirebilen yorumculara gerek var. Küçük bir olayı alıp onu bir yığın çarpıcı sözle doldurmaya çalışarak akılda kalıcı esprilerle süsleyen, özel yaşamı üzerinde baştan aşağı ilginç görüneceğini düşündüğü sözlerle yorumlar yaparak dikkat çekici olmak isteyenlerin yanında, önüne gelene ağır sözlerle hakaret ederek keskin ve başarılı olduğunu sanan, ne pahasına olursa olsun dikkat çekici sözler söylemeye çalışarak ayakta durmaya çabalayan yazar olmak değil, düşünme çıraklığı.
Yaşananlar üzerine biraz mesafeli düşünme çabasına girişen biridir çırak. (Neden usta değil de çırak diyorum? Neyin çırağıdır? Bu sorudan başlayalım. Kimsenin değil. Kendisinin çırağı. Düşünmenin çırağı. Bilginin. Anlama çabasının çırağı!) Olaylar üzerinde ne aşırı terminoloji kullanarak akademik bir görünüş vermeye çalışır yazısına ne de bilmediği konularda oradan buradan duyduğu üstün körü sözlerle ukalalık denemelerine girişir.
Siyasi bir kampa ya da belli bir cemaate yaslanıp, kendinden olmayanlara sürekli biçimde savaş açarak var olmaya çalışmaz. Düşünme çırağı elbette taraftır. Elbette savunduğu dünya görüşü vardır. Onu çırak yapan üslubudur. Doğrudan doğruya kişileri değil, onların bakışlarını, sözlerini belirleyen düşünceleri eleştirir. Ülkeye egemen olan zihniyeti, düşünme, algılama biçimlerini, düşünme çıkmazlarını, kokuşan değerleri, unutulan seçenekleri, yitirilen geleneksel bakışların yitirilişini irdeler.
Medyanın çırağa gereksinimi var mıdır? Yok gibi görünüyor. Günü kurtarmak önemli orada. Günü birlik tartışmalarla geçiştirilen olayların zihinlerde tortusu kalmıyor. Oysa ülkenin kültür yaşamı, tortular üzerinde düşünülerek canlı kılınabilir. Gazeteler ve çoğu köşe yazarı, kalıcı olan üzerine kafa yorup kalıcı görüşlerin ardından koşmak istemiyor.
Gazeteler hayatı yansıtacaksa, hayatın kalıcı boyutu üzerinde de durmalı. Olayların üzerinden zaman geçmesini bekleyerek, yaşananların tortuları üzerine de kafa yormalı. Bu işi salt uzmanlara, akademisyenlere bırakmak, yaşananı akademik kavramların kuruluğu içinde kaybetmek anlamına gelebilir.
Köşemde bir düşünme çırağıyım. Kendimin çırağı. Kendi okurumun çırağı. Köşemin ötesini görmeye çabalayıp. Anadolu'nun düşünme meydanında, hayatın ortalık yerinde köşeler yok oluyor. Köşeli düşünceler yok oluyor. Ülkemiz dönüşüyor. Bu dönüşümdeki insana dair evrensel değerler ve özellikler; köşesini, düşünen hayatın can alıcı önemdeki akışı içinde kurabilenler tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3