Türkiye'nin sorununu çözmeye yönelik söylemlerdeki 'kardeşlik' düşüncesine daha önce itirazımı bildirmiştim.
'Kardeş' kavramı, aynı merkezden (karın-karındaş-kardeş) çıkmasına rağmen ayrılan ve farklılaşan unsurları tarif ediyor.
Nihayetinde, aile içinde de kardeşler bir müddet sonra farklılaşırlar... Bir yaştan sonra, ayrı evleri, ayrı eşleri, ayrı hayat ve dünyaları oluşur.
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlık temelinde, 'biroluş'u kaim kılmak zorundadır.
Cumhuriyet'in Türk, Kürt, Çerkes, Laz gibi unsurları kardeşlik unsurları (aynı kökenden farklılaşmak) değil, birliği ve aynılığı oluşturan unsurlar olarak düşünülmeli.
'Türkiye'de Türkler ve Kürtler yaşıyor ve bunlar kardeşler' söyleminden ziyade...
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Türk ve Kürt özellikleri taşıyor söylemini tercih etmemiz gerçekliğe de daha yakın.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin belki de en büyük başarısı, binbir zorluğa karşın bu zemini kurmuş olmak.
Bugün neredeyse, Kürt harsından unsurlar içermeyen vatandaşımız yok gibi.
Aynı şekilde her vatandaşımızın kültürel evreni; Yörük, Terekeme, Türkmen gibi etnisitelerin unsurlarını da içeriyor.
Basitleştirelim...
Urfa kebabı seven Lazların ve düğünlerinde 'kolbastı' oynayan Kürtlerin yaşadığı yurtta onları tanımlamaya artık Laz ve Kürt isimleri kifayet etmeyecektir.
Keza, Türk bu demektir.
Bütün bu düşünceler, Abdüllatif Şener'in Türkiye Partisi'nin amblemini seyrederken şekillendi zihnimde.
Tokalaşmak, iki farklı varlığın gerçekleştirebileceği bir edim.
Kişi kendi kendisiyle tokalaşamaz. Kendi kendisiyle tokalaşmaya çalışan kişi bir tür şizofrenik zemin üzerinde bulunuyor demektir.
Elbette, Abdüllatif Şener'in partisine amblem seçerken böyle bir niyeti paylaşmadığını biliyorum.
Ama, herkesi etkileyen 'kardeşlik' söyleminin kolektif bilinçaltına nasıl sızdığının da grafiksel göstergesi bu amblem.
Peki biz Türkler'in hiç mi kardeşi yok?
Elbette var... Ama kardeşimiz kendi kolumuz, kendi elimiz değil...
Kardeşimiz, Azerbaycan... Ama Azerbaycan sadece Türkiye'deki Türkik etnisitelerle kardeş olmamalı, eğer bizi kardeş bilmek istiyorsa...
Kardeşimiz, Kuzey Irak... Ama Kuzey Irak sadece Türkiye'deki Kürt etnisitesiyle kardeş olmaya çalışmamalı, eğer bizi kardeş bilmek istiyorsa...
Ve hatta kardeşimiz Ermenistan! Ama Ermenistan da, sadece Türkiye'deki Ermeni etnisitesiyle kardeş olmaya çalışmamalı, eğer bizi kardeş bilmek istiyorsa...
Bu önermelerin tersi de doğru.
Anlaşılan Türkiye'nin üniterliğinin tahkimi, doğru kardeşlik tanımı yapmaktan da geçiyor.
Aynı karından (Osmanlı) doğduğumuz karındaşlarımızla kuracağımız doğru kardeşlik tarifleri, bizi kendi kendimizle kardeş olmaya çalışmak gibi tuhaf bir kişilik yarılmasından da kurtaracaktır.