Oturduğum yerden eleştirmek, kişisel çıkarlar uğruna ona buna çamur atmak gibi bir misyonum olmadığı için, alıştığınız türden bir 'medya analizi' olmayacak bu yazı. Biz gazeteciler, kendi çöplüğümüzde birbirimizle boğuşmaktan başımızı kaldırıp dünyada olup biteni izlemediğimiz sürece, canımız daha çok yanacak.
Sadece köşe yazısı yazarak, yani aktif gazetecilik yapmayarak geçinenlerin dışında kalan ve elinizde tuttuğunuz şu gazetenin fotoğrafından tashihine, baskısından haberine, her şeyinden sorumlu olan 'mutfak' çalışanlarının işi, şu son 1 yılda her zamankinden zor oldu. Her sektördeki gibi işten çıkarma, küçülme, kapatmalar, medyaya da yansıdı. İster istemez bu 'ekonomik önlemler' satışı, ürünü ve en nihayetinde gazeteciliği olumsuz etkiledi.
Dünya Editörler Forumu'nun (WEF) yayınladığı son 'Trends in Newsroom-Yazıişlerinde Trendler' raporu; sadece bizim medyamıza özel sandığımız sorunların, dünyanın her yerinde, özellikle de Avrupa ve Amerika'da yaşandığını gösteriyor. Dünya gazeteciliğinde konuşulanları özetleyelim:
SERT HABERİN ÖLÜMÜ
1. Yazıişlerinden adam atmak, geleceğe yatırım değildir: Editoryal kalite ve güvenirlik, işten çıkarmalarla birlikte düşüşe geçti. Kriz zamanında tek olumlu gelişme, yazıişlerinin web haberciliğine uyum sağlaması oldu.
2. Sert haberin ölümü, magazinin yükselişi: 2008 Mart'ında Associated Press, ünlü ve eğlence haberlerinin sayısını artıracağını açıkladı. Bunun için 21 gazeteci işe alındı. Aynı dönemde USA Today, Boston Globe gibi gazeteler 'Başkanlık yarışı'nı an be an takip etmeyeceklerini ve ajans haberlerine ağırlık vereceklerini açıkladı!
3. Non-profit gazetecilik modeli: Gazeteler finansal darboğaza battıkça, uzun soluklu haber araştırmalarına dayanan gazeteciliği, büyük kurumlardan ayrılarak bağımsız olarak devam ettirmeyi seçenler oldu. Bazı deneyimli editörler, kendi birikimlerini kurdukları haber sitelerine taşıma cesaretini gösterdi. Elbette ilk etapta maddi beklenti olmadan yapılan bu yayıncılık türü, zorlu ve uzun bir yol.
ÇIKIŞ YOLU DİJİTALE YATIRIM
Bunca olumsuzluğa rağmen, gazeteler daha azla, daha çok üretmeyi başarabilir mi? Medya danışmanı ve uzmanı Phil Stone'un yanıtı 'evet', ancak iş modelini değiştirmeleri şartıyla... Bu yol, gazetelerin en değerli varlığı olan 'içeriği' korumak için dijital gazeteciliğe yatırım yapmaktan geçiyor.
Dünya gazeteciliği dijital geleceğe hazırlanırken, pek çok gazetede yeni 'pozisyon'lar belirliyor: Mesela ombudsman'lık tarihe karışıyor... İngiliz The Telegraph, Nisan'da 'okur temsilciliği' yerine 'Yorum ve Toplum Editörü' atadı. Bu kişi, internetten gazeteye, her platforma gelen yorumlardan sorumlu!
Bir kötü haber de yazıişleri müdürleri ve editörlerine: Gazeteler internet yayıncılığıyla birleşip masrafları azaltmak istedikçe, yazıişleri müdürü ve editörlerin geleneksel rolü dramatik değişikliğe uğradı. 'Yeni gazetecilik' anlayışına göre muhabirler kendi haber ve fotoğraflarını kendileri düzeltip yayına hazırlıyor, yani editörlere pek iş kalmıyor!
Ne yazık ki Türk medyası, eski alışkanlıklarıyla eski kar marjlarını elde edemeyeceğini, bu yarışta var olamayacağını anlamaya henüz hazır değil.
AYLİNİN DOLARLARI!
KONU gazetecilik, Türkiye'deki garabetlere değinmeden olmaz. Geçen hafta Yeni Şafak gazetesi utanç verici bir manşet attı. Habere göre, şu anda tutuklu bulunan Vatan gazetesinin internet yayın yönetmeni Aylin Duruoğlu'yu, bir teknede dolarlarla verdiği poz yakmıştı.
Söz konusu manşetin 'kanıtı' olan fotoğraf ise yoktu! Temsili bir tekne resmini kullanan Yeni Şafak, belli ki polis veya MİT'teki haber kaynağına o kadar güveniyor ki bu fotoğrafın varlığına inanmış!
Hadi diyelim ki böyle bir fotoğraf var ve Aylin, bir teknede dolarlarla poz verdi. Bu, onun 'terörist' olduğunun kanıtı mıdır?
Aylin Duruoğlu, suçu kanıtlanana dek masumdur. Bunu idrak edemeyen ve zor durumdaki meslektaşlarına çamur atmaktan imtina etmeyen zihniyet, ahlaksızın önde gidenidir.
DÜZELTME
'AKP'nin asıl korkacağı parti’ yazısının girişinde, Saadet Partisi yerine Fazilet Partisi yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz.