Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

500 olabilir ama değişim gerekli!

Dış ticaretten sorumlu yeni Bakan Zafer Çağlayan, Cumhuriyet'in 100. yılında (2023) 500 milyar dolara çıkacak bir ihracat hedefi için çalışacaklarını açıkladı. 130 milyar dolarlık bir zirveden kriz ile aşağıya gelen ihracatımızın nerede ise dört misline çıkması için Dr. Seyfettin Gürsel'in hesabına göre ihracatın ortalama yılda yüzde 10 artması gerekiyor. Gürsel, ekonomimiz ortalama yüzde 5 büyüse bile ihracat artışının genel ekonomik büyümenin iki misli olması gerektiğini hesaplıyor. Bu basit bir hesaba göre de ihracatın milli gelir içindeki payının yüzde 15-20 aralığından yüzde 30-35 aralığına yani üçte bire yükselmesi gerekiyor demek .
Önümüzde başarılı ihracat atılımı örnekleri tabii ki var. Bunlardan biri, mesela, bizim askeri desteğimizle kurulmuş G.Kore! Biz de onlar gibi ihracat artışını hızla artırabilecek ekonomik potansiyele sahibiz. Yapabiliriz! Ama bunun ön şartları var.
1980'li yıllara girilirken, ben dahil hiç bir iktisatçı, Özal o dönemdeki  2-3 milyar dolarlık ihracatımızı 10 yıl içinde 20-30 otuz milyar dolara çıkaracağımızı söylediği zaman inanmamıştık. Ama görüyoruz ki 130'u başardık. 500 de yapılabilir. 

Peki işe nasıl başlamalıyız?
Birincisi bugünkü global krizin verdiği dersleri iyi öğrenmemiz gerek.
Bu krizi biz çıkarmadık. Ama krizden tüm ihracatçı ülkeler gibi biz de önemli boyutta etkilendik. İhracatımızın nerede ise yüzde 85 kadarı sanayi üretimi olduğu için de sanayi sektörü en hızlı daralan sektörümüz oldu. Dünyada ihracata dayalı ve aşırı tüketmeyen, tasarruf eden ülkeler var. Almanya iyi bir  bu tür, ihracatçı ve tasarrufçu gelişmiş ülke örneği. Çin ise iyi bir, gelişen, ihracatçı ve tasarrufçu ülke örneği. Ama bu kriz dış ticarete aşırı bağımlı olmanın da  bir tür risk olduğunu ortaya koydu. Hele aşırı dozda imalat sanayii ağırlıklı olmak iyice risk. 2008 sonunda dünya imalat sanayii ticareti yüzde 40 değerini aşan bir oranda daralırken,  imalat sanayii sektörü üretimi de yüzde 35 oranını aşan oranda çöküş yaşamıştı. Buradan çıkacak bir ders iç piyasanın da gelişmesi gerektiği.
Önemli bir diğer nokta da hizmet sektörü faaliyeti gelişmiş olan (yani iç piyasası da oldukça büyük olan demek) ülkelerin bu krizden daha çabuk çıkacakları gözlemi.  Biz ise geçmişte hizmet sektörüne ve iç piyasaya oldukça kötü bakışlar atıp, oldukça horlayan bir toplum idik. Bu tabii sanayi devrimini 200 yıl geriden takip eden, sanayi devriminin başlangıcını ıskalamış bir toplum olmamızdan gelen bir kompleks.
Ancak 500 milyar dolar ihracat yapmamızın önündeki en büyük engel gelir dağılımı bozukluğu ve tasarruf zafiyetimiz.
Ortalama yılda yüzde yedi hızla büyüdüğümüz dönemlerde milli gelirde yüzde 25 civarında yıllık yatırım yapmıştık. Ama tasarruf oranımız yüzde 18 etrafında dalgalandığından kabaca her yıl milli gelirimizin yüzde 7'si kadar tasarruf yapmamız gerekiyor. Bunu da büyük ölçüde dış kaynaklardan temin etmiştik. Şimdi tüm dünyada finans kesimi zorlanırken dış kaynak uzun süre kıt olacak. Bizim kendi iç özel ve kamu tasarruflarını arttırmamız gerek. Bu arada da gelir dağılımını düzeltmemiz, kişi başına geliri yükseltmemiz  gerekiyor.
Ancak bugün özel taraf yeni yeni tasarruf yapmaya başlasa da (zaten freni çekti) kamu tarafı harcamak zorunda. Kamu harcayacak ki içeriden destekle ekonomi canlanacak. Bu da kamu tasarruf etmeyecek, tersine bir süre harcamasını (hem de vergi gelirlerini daraltan bir durgunluk ortamında) artıracak. Yani özetle kamuda bütçe açığı ve borç bir miktar artacak. Ama bu noktayı da abartmamamız gerek.
Özetle ortalama 45 yaşında emekli olmuş olan aziz Türk toplumunun çalışması gerekiyor. Genç nüfusumuzun da tasarrufu öğrenmesi gerekiyor. Herkes, her şeyi, hemen talep edemez! Üretmesi ve tasarruf etmesi gerek! Ve tabii siyasi ve sosyal uzlaşma da en önemli faktörlerden biri!
Şu anda ülkemizde döviz baskısı yok. Bir-iki yıl da olmaz! Ama ekonomi yeniden büyüdüğü anda artacak olan cari denge açığı, petrol fiyatları yükselirse ortaya çıkacak olan enerji ithalatı sonrası döviz ve finansman sorunu, yukarıda bahsettiğimiz iç değişim gerekliliğine, orta vadede büyük sorunlar ekleme potansiyeli taşıyor.
Bu nedenle ciddi bir orta vade ve uzun vade planı gerekiyor! Bu değişim sürecinde IMF'den gelecek olan fonların, iyi bir sigorta poliçesi sağladığı için ve ucuz olduğu için alınması gerektiği kanısındayım! Bu fonları da, insanlarımıza beceri kazandırmak ve üretken hale getirmek için kullanabiliriz.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3