Kamuoyu onu 'şaibeli komiser' olarak tanıyor. Kendisinin neler çevirdiğini kamuoyuna bir süre önce duyurmaya çalışmıştım. 'Okyanus aşırı uçamaz' raporuyla yıllarca Amerika'da kalmıştı, bu arada Türk ordusunu karalayan yazılar kaleme almayı sürdürmüş, ne tesadüf ki Türk ordusunu karalama kampanyasının belgeleri de onun bulunduğu Utah'tan Türkiye'ye sızmıştı.
Mesela 'darbe günlükleri' olarak bilinen belgeler... Mesela Yaşar Büyükanıt'ın kökeni üzerine tezler...
Bu kadarı tesadüf olamazdı elbette; fazla uzatmaya gerek yok, sonunda bu komiser zorla Türkiye'ye getirildi, pasif göreve alındı ve şimdi de dün Hürriyet'te Gülden Aydın'ın haberinden öğrendiğimize göre hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü'nce soruşturma açılmış.
Soruşturma, benim Akşam'da çıkan 'Bu komiser neden önemlidir' yazıma dayanıyor.
O yazıda kısaca komiserin önemini özetlemeye çalışmıştım.
'Bu komiserin izini sürmek bizi çok daha büyük bir şebekeye götürecektir. Türkiye getirtilip sorgulanması, bildiklerini açıklaması, Türkiye'nin karanlıkta kalmış yüzünün aydınlatılması ve gizli hesapların açığa çıkması bakımından hayatidir.'
Bu soruşturmanın sonunda Türkiye'deki Ergenekon tertibinin psikolojik harp ayağında bu komiserin rolü daha net anlaşılacak... Bakalım Cemaat'le temas, Utah'ta geçirilen yıllar tesadüf mü değil mi?
Yeni gelişme: Üzeri mi çizildi?
Şaibeli komiserle ilgili edindiğim son bilgileri aktarıyorum... Bilindiği gibi bu kişinin Taraf gazetesinde Polis Akademisi'nde görevli bir isimle paylaştığı köşesi vardı. Ancak, Türkiye'ye döndükten sonra bu köşeyi bıraktı.
Hepimiz önce zannettik ki resmi görevinden dolayı yazmayacak artık bu köşeyi ve yanlıştan epey de gecikmeli bir şekilde dönüldü. Ne de olsa kamuoyu tepkisi oluşmuştu orduyu karalayan bu komisere karşı.
Ancak birkaç gün sonra iki kişinin yazdığı köşeden iki ayrı köşe doğdu. Komiser kendi adıyla yeni bir köşede yazmaya başladı.
İşte bütün bu süreçte çok ilginç iddialar ortaya atılıyor.
Bunlardan biri Cemaat ve Polis Akademisi'ndeki eğitmen ağabeyi tarafından üzerinin çizildiği yönünde. Nitekim Cemaat'le arasındaki ilişkiyi sağlayan da bu eğitmen ağabey: Babası Cemaat'in avukatıydı yıllarca...
Ancak bu saf komiserin bir zamanlar tıpkı 'hamal' lakaplı İbrahim Şahin'in kullanılıp bir köşeye atılmasına benzer bir durum söz konusu.
Çift imzayla yazdıkları köşede tek başına devam etme kararını Polis Akademisi'ndeki ağabeyin verdiği konuşuluyor.
Washington DC'de komiserlerin kurduğu bir dernekle de arası açıldı, onlar tarafından da dışlandı.
Çünkü deşifre olmuştu... Çünkü adı biliniyordu...
Bakalım soruşturmada ortaya çıkacak bilgiler bu bir köşeye atılmışlığın intikam duygusunun tetiklediği gerçekler mi olacak, yoksa 'kol kırılır yen içinde mi kalır' ilkesi uygulanacak...
Sonucu ne olursa olsun, bugünlerde tanıklar komiserle daha evvel temas halinde olduğu 'organizasyonla' arasındaki vazonun kırıldığını söylüyor...
Bir bilmecem var: Pasaklı profesör kim?
Televizyonda bir tartışma programı... Kilolu, yaşını başını almış bir profesör... Meşhur liberallerden... Özel üniversitelerde ders veriyor... Gevrek gevrek gülmesiyle biliniyor... Türk ordusuna düşman... Tansu Çiller'den 'Tansu', Cem Boyner'den 'Cem' diye bahsetmeyi, kendisini önemsemeyi seviyor... Yandaş gazetelerin birinde yazıyor... Yandaş kanallarda program yapıyor... Nereye çağırsanız gelir... Tartışma programlarının vazgeçilmezi... İdeolojik ikizi de kendisine biyolojik ikizi kadar benziyor... Hayır hayır, don gömlek kapının önüne konan çapkın profesör değil... Onun çakması bu...
Peki bu profesör ne yapıyor?
Canlı yayındaki tartışma programı esnasında elindeki kalemle kulağını karıştırıyor... Aynı yayında burnunu siliyor, aksırıyor, tıksırıyor...
'Pasaklı' demek hafif mi acaba?
Kim bu profesör? Tanıyabildiniz mi?