Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Yılmaz Erdoğan'ın 'uçurtmayı vurmasınlar' sendromu

Yılmaz Erdoğan'ın edebi ağlaması, Kürt meselesini çözmeye yarayacak tek bir cümle bile içermemektedir. 'İnsanın insan olmasına yakışan düşünce ve duygular' olarak yorumlayanlara açık çağrı yapıyorum

Birçok ülkede benim 'kanayan yürekli liberaller' diye adlandırdığım bir grup insan vardır.

Bu grubun başta gelen özelliği dünyadaki adaletsizliklere üzülmeleridir. Adaletsizlikleri, acıları arar bulur ve bunlara üzülürler.

Üzülmekle kalmaz, acılarını yüksek sesle ifade de ederler ne yazık ki... Bu grup liberal olduğu için her ülkede sanat çevrelerine çok yakındır ve sayıları az olsa da sesleri çok çıkar.

Şikayetlerini de çok genel kavramlarla ifade ederler. Şikayetlerinin soyutlama düzeyi o kadar yüksektir ki; şikayet her türlü somut anlamını yitirir.

Sanatçı duyarlılığı da işin içine girince haddinden fazla soyutlaşan şikayet, içsel tutarlılığını da kaybeder...

Ülkemizde de bu tür soyut kavramlarla konuşup üreten insan sayısı hayli fazladır. Bunlar ilk bakışta çok anlamlı, derin laflar ediyor gibi görünür ama üzerinde biraz düşünürseniz dediklerinin fazla anlamı olmadığını -büyük ihtimalle- gecikerek anlarsınız.

Ben bu olayı 'uçurtmayı vurmasınlar' sendromu olarak adlandırıyorum.

'Uçurtmayı vurmasınlar' lafı insana üzülme hissi veriyor, liberalseniz bu lafı duyunca ağlamaya bile başlıyabilirsiniz. Hatta ben bile bunu duyduğumda kısa süre duygulanıyorum. Ama düşünmeyeceksiniz... Koşul bu; düşünmeden üzüleceksiniz...

Bu âdet bizde çok yaygın, çok hızlı duygulanabiliyoruz. Örneğin; bir töre cinayetinde kızını kıtır kıtır kesmiş bir baba ekran karşısında duygulanabiliyor, çok ağlıyor.

NE KADAR ACIKLI

Bize bu âdet nereden geldi derseniz, psikologlar çocukluğumuzu irdeler mutlaka. Psikologlarda bu âdet hayli yaygın. Her tuhaf olayı insanın çocukluğuna bağlayabiliyorlar. Örneğin; ben cinsel fantezilerimi anlattığımda doktor 'bunların kökenini de çocukluğunuzda aramalıyız' demişti. Ben de ona 'ama ben cinsel fantezilerimden mutluyum. Onlardan kurtulmak istemiyorum ki... Ayrıca bunlar gerçekten çocukluğumda oluşmuşlarsa annem ve babamın seri katil olmaları gerekir ki; bildiğim kadarıyla değiller' demiştim. Ancak 'uçurtmayı vurmasınlar' sendromunun nedenini araştırmak için çocukluğa inmek doğru olabilir sanıyorum.

Çünkü bizde yemek yemeyen çocuğa 'Afrika'daki açları düşün' demek âdeti var nedense. Çocuk nerede olduğunu bilmediği bir yerde, başlarına neler geldiğini bilmediği çocukları düşünerek vicdan azabı çekmeyi öğrenir. Bu tipler, çocukken fazla sinir bozucu olmazlar ama Yılmaz Erdoğan'ın yaşına geldiklerinde gerçekten tahammül edilmez olabilirler. Erdoğan, Hürriyet gazetesinde yayınlanan mektubunda 'Yalvarıyorum, genç ölümleri durdurun' demişti. Ne kadar acıklı ne kadar duygusal bir yakarış değil mi?..

Dünyada hiçbir savaş ve çatışma, amaçları 'mutlaka gençler ve çocuklar ölsün' olanlar tarafından çıkarılmaz. Dolayısıyla hiçbir savaş da 'aman gençler ve çocuklar ölmesin' diye durdurulamaz. Bu konuda konuşmak sadece liberallere biraz daha ağlama fırsatı verir ve onlara sanki bir iş başarmışlar duygusu yaratmakta kalır, o kadar...

Aslında bu kadar laf etmenin de gereği yok. Benim bir meselenin anlamsız olup olmadığını anlamak için çok daha kestirme olan bir metodum var. Bir toplumsal hareketin aslında anlamsız olup olmadığına ben o hareket içinde 'Elif Şafak var mı' diye bakıp karar veriyorum. Bu yöntem hiç şaşmıyor. Eğer varsa o hareket anlamsız ve sunidir. Bugün tartıştığım konunun sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya ait olan bir sorun olduğunu Elif Şafak'a dünyada verilen desteğe bakarak da anlayabilirsiniz. O ne derse, dünyada onu destekleyen bir örgüt mutlaka çıkabiliyor. Yılmaz Erdoğan'ın mektubu hakkında da Elif Şafak 'Kürt meselesinde önce insani boyut önemli' diye buyurmuş... Ne kadar önemli ve duyarlı açıklama değil mi?.. Sanki sorunun çözümüne 'yöredeki Kürt sokak köpeklerinin sorununu çözerek başlayalım' diyen var da Elif Hanım buna karşı bir laf söylüyormuş izlenimini veriyor.

Bu tür meselelerde alınan tavrı daha da soyutlaştırıp tam anlamsız hale getirmenin en kestirme yolu 'insani boyut' veya 'insani değerler' şeklinde bir lafı da işin içine sokmaktır. Neyin insani olduğu neyin olmadığı tartışma konusudur ve felsefe bu işi çözemedi çözeceği de yok... Çözmesi de gerekmeyebilir. Belki yapılacak en iyi şey; Marksizmin yaptığı gibi, insanlık, insani değer kavramlarını tamamen teorinin dışına atmak olabilir. Liberallere tavsiyem; bu konuda Althusser'i biraz okumaya çalışmalarıdır. Marksizm 'Humanity' ve 'Human Values' kavramlarını teoriden attıktan sonra ancak o zaman adil bir pratiğe hizmet eder hale geldi. Biliyorum biraz soyut kaçtı bu ama ne yapayım; her meseleyi de gazete yazısının gerektirdiği somutluk düzeyinde tartışmak da mümkün değil.

KİTAPLA YETİNİN

Yılmaz Erdoğan'ın edebi ağlaması, Kürt meselesini çözmeye yarayacak tek bir cümle bile içermemektedir. Bunu 'insanın insan olmasına yakışan düşünce ve duygular' olarak yorumlayanlara açık çağrı yapıyorum: İnsanın insan olmasına yakışan düşünce ve duyguları net olarak tanımlayın lütfen... Örneğin; bana göre insana en yakışanı faşist olmaktır. Faşizmden nefret ettiğim halde bunu görebiliyorum ben. İnsan, insanlık kavramını atın analizinizden, ağlamayı kesin ve sınıf kavramıyla düşünmeye çalışın... Bu işi ancak sınıfsal analizle çözebiliriz, bunu da unutmayın... Yemez mi diyorsunuz; yemiyorsa bari sesinizi kesin de kitap yazmakla yetinin veya şiir yazın, orada ağlayın... Bari ağlamanız sanat sayılsın. O bile değil bana göre ya; ama ne olursa olsun onları alkışlayanlar bir şekilde çıkacaktır.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3