AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-06-11
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, başdanışmanlık yaptığı günlerden kalan 'gazeteci-lerle istişare toplantısı düzenleme' geleneğini yeni görevinde de sürdüreceğini gösterdi. 'Bakanlık görevim boyunca bu anlamda hiç değişiklik olmayacak' diyen Davutoğlu ile dün İstanbul'da Swissotel'de üç saatlik toplantıda bir araya geldik. Konuşmaların büyük bölümü 'yazılmamak kaydıyla' yapıldı, onlar gazetecilerin yorum ve analizlerinde kullanılmak üzere bilgilendirme amacı taşıyordu.
Davutoğlu'nun açıklamalarını ve sorulara verdiği yanıtları dinlerken Türkiye'nin çok temel dış politika konularındaki harekat planını görme ve ana stratejilerini öğrenme imkanı bulduk. Kıbrıs, AB, Ermenistan, Irak ve ABD ile ilişkiler... Her biri riskli konular.
Dışişleri Bakanı olarak ilk ziyaretini, henüz koltuğa oturmasının üzerinden 24 saat geçmeden KKTC'ye yapmıştı, çok isabetli bir kararla. Ardından Azerbaycan'a gitti, sırada kardeş Afganistan var. Böylece Bakan Davutoğlu, Türk Hariciyesi'nin çok köklü bir teamülünü devam ettirmiş oldu. Yeni Bakan, muhalefet partilerini ve Genelkurmay Başkanı'nı da ziyaret ederek gerekli bilgilendirmeleri yaptı; bu da hayli olumlu bir çaba.
Kıbrıs konusunda ve AB ile ilişkilerde kritik bir takvim işliyor. Yılın sonunda ciddi bir sınavla karşı karşıyayız. Rumların stratejisi gereği biz Kıbrıs'la ilgili adım atmak zorundayız ama Ankara buna yanaşmıyor. Bakan, 'Mini paketlerle, parçalar halinde çözüm işlemiyor, kapsamlı müzakerelerden yanayız' görüşünde.
Bakan 'reformlar yavaşladı' şeklindeki eleştirileri yanıtlarken şu faktörlerin altını çiziyor:
'AB içindeki siyasal değişimler, Almanya ve Fransa'da hükümet değişiklikleri... 2006 ve 2008 arasındaki iç siyasi gelişmeler. Kapatma davası, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve PKK terörünün artması nedeniyle güvenlik konseptinin özgürlük konseptinin önüne geçmesi. Kıbrıs'la ilgili gelişmeler... Son beş yılda maalesef bize verilen hiçbir söz tutulmadı. Müzakereleri desteklemeyi sürdüreceğiz ama Kıbrıs'ta kalıcı ve adil bir çözümden yana formüller üretilmeli. '
MEKİK DİPLOMASİSİNİN ARKASINDAKİ HEDEF
Kıbrıs konusunda Davutoğlu mutlaka güçlü bir BM iradesine işaret ediyor. Ucu açık bir müzakere yerine belli tarihlerin verildiği süreçleri tercih ediyor.
Bakan, önümüzdeki bir aylık yasama faaliyetlerini çok önemsiyor. Meclis temmuzda tatile girmeden önce mümkün olduğunca reform düzenlemesinin geçmesini hedefliyor. Bunlar Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, İnsan Hakları Kurulu'nun oluşturulması ve yargı reformu ile anayasa değişiklikleri olarak sıralanıyor.
Kamuoyunun ve muhalefetin desteğiyle bunlar yapıldığı takdirde, Türkiye-AB ilişkilerinin 2010-2014 döneminde sorunsuz ilerleyeceğini düşünüyor. Aksi halde bu yılın sonunda bir kriz, sonraki 5 yıl içinde de bir durağanlaşma öngörüyor.
Önlemeye çalıştığı şey bu. Bunlar yapılmazsa ayrıca, Rumların taktik manevralarının başarıya ulaşacağına, Ankara-Brüksel hattında soğuk ve gergin bir döneme girileceğine inanıyor. Şu aralar dokuduğu mekik diplomasisi işte bu riski gidermeye dönük.
Genel çerçeveyi de 'biz imtiyazlı ortaklık önerilerine her defasında karşı çıkacağız. Bunu hiç kabul etmeyeceğiz. En küçük bir tepkisizliğimizde bu fikre yavaş yavaş alışacağımızı düşünürler' diyerek çiziyor. Böylece Fransa ve Almanya'nın her fırsatta dile getirdiği bu teze karşı set çekiliyor.
İLİŞKİLERİ NORMALLEŞTİRME İRADESİ
Bakandan öğrendiğimize göre Türkiye, Ermenistan'la 'ilişkileri normalleştirme' çabalarını sürdürecek. Bunu, mümkün olduğunca Azerbaycan'ı da sürece katarak yapacak. Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan'la Türkiye'nin yakın ilişkisinin Batı için de önem taşıdığını belirterek, enerji güvenliği açısından Bakü'nün kritik bir rol oynadığını söylüyor. Diplomatlar şimdi bir yandan Azerbaycan'ı kırmadan, diğer yandan Erivan'ı tatmin eden ve Batı'nın hoşnut kalacağı bir formül üzerinde çalışıyorlar. Bu zor denklemin nasıl çözüleceğini tamamen diplomatik maharetler gösterecek. Ancak Ankara, bu anlamda irade koyacak, o da kesin.
Bakan Davutoğlu'nun kurmayları şu aralar Irak seyahati organizasyonuyla uğraşıyorlar. Bölge ülkeleriyle ilişkiler ve Ortadoğu sorunları bağlamında bu da hayli önem verilen bir temas olacak.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu pazar günü ABD'ye uçuyor. Ayın 18'inde tekrar Amerika gezisi var. Türkiye ay başında Birleşmiş Milletler Konseyi Geçici Dönem Başkanlığı görevini devralacak. Bu unvan altında Bakan'ın bazı önemli temasları olacak.
Ahmet Davutoğlu gerçekten baş döndürücü bir trafik sergiliyor. Elindeki dosyaların her biri Türkiye'nin iç dengelerini de etkileyen, kamuoyunun dikkatini çeken, siyasal birtakım riskleri de içeren konulardan oluşuyor. Aynı zamanda bu dosyalar Ortadoğu ve Kafkas coğrafyasının kaderiyle ilgili. Doğal olarak küresel güç odaklarının oyun planlarıyla da... Davutoğlu bu riski hükümet adına üstleniyor. Bilgilendirme toplantısında Bakan'ın yakın kurmayları da hazır bulundu. Bir de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Nabi Avcı toplantıyı baştan sona izledi.