AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-06-11
Her ne kadar Arap dünyasının en Batılı yüzü olsa da, kızları ve kadınları dar pantolonlar ve göbekleri açık bırakan t-shirtlerle gezseler de(!) Lübnan bir Ortadoğu ülkesi. Ve Ortadoğu'nun doğası gereği orada da 'allem-kallem'ler bitmiyor.
***
Pazar günü yapılan seçimlerde yüzü Batı'ya dönük olan ve başını suikasta kurban giden Başbakan Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri'nin çektiği 14 Mart koalisyonu galip çıktı ve 128 sandalyeli Parlamento'da 71 sandalye kazandı. Kazandı kazanmasına ama ülkedeki cadı kazanı da hemen harekete geçti bu sonuç üzerine. Özellikle Hizbullah yanlısı gazete ve televizyonlar harıl harıl yayın yapıyorlar. Ve Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin ülkeye 14 Mart koalisyonu için para akıtıp, oy satın aldığını iddia ediyorlar.
***
Öte yandan Hizbullah'ın 8 Mart koalisyonu 57 sandalye kazanıp istediği isimleri Parlamento'ya sokmayı başardı. Bu da Lübnan siyasetinde Hizbullah üzerinden Suriye'nin belirleyici olma çabasının süreceği anlamına geliyor. Ancak yine de Hizbullah'ın beklediği gerçekleşmedi. Seçimlerin en önemli sonucu tablonun neredeyse hiç değişmemiş olması. Bu da aslında Hizbullah için kötü haber. Zira seçim öncesi yaratılan hava 8 Mart koalisyonunun güç kazanacağı yönündeydi.
***
Mevcut sonuçlara bakarsak, önümüzdeki dönem Lübnan'dan ABD Başkanı Obama'nın İslam dünyasına verdiği mesajlar doğrultusunda hava esmesi muhtemel. Lübnan, Batı açısından bir süreliğine daha 'kurtarılmış' görünüyor. Ancak bu havaya Suriye ve özellikle İran'ın tepkisi ne olacak, göreceğiz. O tepkilerin sertliği yakın geleceği diyaloğun mu yoksa çekişmenin mi belirleyeceğini gösterecek.
'Sen'siz ülke
BİR 'sen-siz' polemiğidir, gidiyor. Başbakan'ın söylediğine göre Deniz Baykal 'sen ve siz' ifadelerini kullanmasını bilmiyor. Haklı. Baykal, Başbakan'a sürekli 'sen' diye hitap ediyor.
***
Haklı da bunu söyleyenin Başbakan olması tuhaf değil mi? Kendisi ne zaman 'siz' diye hitap ediyor Baykal'a ya da eleştirdiği herhangi birine? Başbakan cümlenin başına 'sayın' koyunca işin çözüleceğini düşünüyor anlaşılan. Çünkü önce 'Sayın Baykal' diyor. Sonra da 'sen' diye devam ediyor.
***
Bu 'sen'leme geleneği ülkemizde çok yaygın. Siyasetçiler birbirlerine, siyasetçiler gazetecilere, gazeteciler siyasetçilere ve gazeteciler birbirlerine sık sık 'sen' diye hitap ediyorlar. Kendi aralarında konuşurlarken bunu yapsalar neyse. O yalnızca onları ilgilendirir. Ancak bu hitapları kamuya açık konuşmalarda kullanıyorlar.
***
'Sen' arada mesafe olmayan, gayriresmi hitap şeklidir. Cemiyet toplumlarında insanlar birbirlerine resmi sıfatlarına saygıdan 'siz' diye hitap ederler. Bu hitap tarzı, bir toplumun ilişkilerinin sofistikasyon düzeyini göterir. 'Sen' ise cemaat toplumlarında, köylerde kullanılır. Uluorta 'Sen' diyerek samimi olunmaz, gayriciddi olunur. Bunu birilerinin toplumun önünde konuşup yazanlara hatırlatması gerekmiyor mu?
Yeşilköy yeşildir yeşil kalacak (mı)
BİR haftadır anneme ve babama bir haller oldu. Her gün yemyeşil giyinip evden çıkıyorlar. Zaman zaman telefonda birtakım pankartlardan bahsediyorlar. Araştırmacı gazetecilik yaptım ve buldum! Meğer Yeşilköy'ün yeşilliği için kendileri mücahit olmuşlar!
***
Yeşilköy, adı üstünde İstanbul'un en yeşil semtlerindendir. Gerçi son yıllarda eski binaları yıkıp yerine kat sınırlaması da olsa daha büyük binalar yapıyorlar ve bahçeler küçülüyor ama diğer birçok semte kıyasla burada en azından parklarda nefes alabilirsiniz.
***
Ancak son haftalarda bu semtin 'yeşilliği' tehdit altında. Büyükşehir Belediye Çınar Otel'in karşısındaki parkı yıkıp yerine otopark ve alışveriş merkezi yapma kararı aldı. Bu karar insanların nefes aldığı parkı yerle bir edip, oraya araba gazı ve kalabalık doldurmak demek. Üstelik o bölgeye alışveriş merkezi yapmak etrafın çehresini de bir anda değiştirir. Merkezi restoranlar, barlar takip eder. Nitekim Yeşilköy çarşısının içinde öyle oldu.
***
Bu tehdit karşısında bir anda yüzlerce Yeşilköylü bir araya geldi. Her gün yeşil t-shirtlerini giyiyorlar ve direniş için parka gidiyorlar. Şimdilik bu hareketin başardığı şu: CHP'li Bakırköy Belediyesi yürütmenin durdurulması için Büyükşehir Belediyesi'ne dava açtı. Yeşilköylüler de 5 bin imzayı toplayıp Büyükşehir Belediyesi'ne iptal dilekçesi verdiler. Sonucu heyecanla bekliyoruz.