AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-06-11

kategori2

Sınav çocuğuna

Sınav ülkesiyiz. Genç bir ülke. Gençlerimizi boyuna sınava sokuyoruz. O kadar alışıyorlar ki sınava, girmek için annesini öldürenleri bile çıkıyor. Çoktan seçmeli sorularla, bilmelerini istediğimiz 'bilgilere' ulaşıp ulaşamadıklarını yoklamaya kalktığımız sınavlardan geçen genç umutlar, hayat denen büyük sınavdan geçebilecekler mi?
Bu ülkenin kültür tarihinin uçsuz bucaksız tarlasına sınav çocukları ekiyoruz. Onlara diyoruz ki: 'Boş duracağına bir iki test sorusu daha çöz!' Böylece çocuklarımız hiç boş durmuyor vakitlerini test sorularına kurban edip, test sorularının cenderesine sıkışarak, inim inim inliyorlar. Test çöze çöze ruhları daralıyor. Test bu anlamda ironik bir söz olup çıkıyor. Sınamıyor çünkü! Testlerin test edemediği bir ülkede, gençlerimizi yaşama hazırlamada işlevleri tartışılır testlerle onların sabrını, dayanma gücünü test ediyoruz yalnızca.
Test neyi test eder? Test, neye yaradığını test etsin önce. Teste pro-test bir tavırla yaklaşmalı. Test sen kim oluyorsun da beni sınıyorsun? Test sen nasıl bir kölesin ki anamın babamın, öğretmenlerimin, aile fertlerinin elinde bana karşı bir silah haline geliyorsun. Test sen nasıl haddini bilmez bir güçsün ki beni test etmeden, umutlarımı, düşlerimi, hayallerimi, yaşama sevincimi anlama zahmetine katlanmadan bana habire sorular soruyorsun. Test, neden benim hayatıma bu kadar karışıyorsun? Senin olmadığın engin ovalara, yalçın kayalarla donanmış dağlara, uçsuz bucaksız okyanuslara gidip kendimi aramak istiyorum. Test lütfen dengemi bozma!
Sınav çocukları ordusu oluşmuş. Testlerle savaşıyorlar. Testlerle savaşları, savaşların en çetini. Doğuyorlar, bağrımıza basıyoruz. Ninnilerimiz henüz değişmedi ama yakında değişebilir: 'Uyusun da büyüsün, testlerle yürüsün, e, e!' Testlerle büyütüyor, sınavlarla yürütüyoruz. Hiçbir ana baba şöyle bir ninniyi çocuğuna yakıştırmaz ya, belki de büyük ölçüde bu ninninin dediği oluyor: 'Uyusun da büyüsün, sınavlarda sürünsün!'
Yere göğe koyamadığımız çocuklarımızı sınav denen canavara bile isteye emanet ediyoruz. Sanki şu sözler çıkıyor ağzımızdan: 'Ey yüce sınav al çocuğumu eti senin kemiği benim.' Evladım bu ülkeye sınav ülkesi derler. Unutma hayat bir sınavdır. Sabahın köründe herkes bu tatil günü yataklarında mışıl mışıl  uyurken kalktık sınava gidiyoruz. Yalnız sen değil, bütün bir aile, anan baban, kardeşlerin, deden, ninen, teyzen, dayın, enişten, mahallemizdeki bakkal, manav, kasap, hepsi seninle birlikte sınava giriyor. Aslanım göreyim seni. Bak mahalledeki arkadaşların da ellerinde bayraklarla seni uğurlamaya gelmişler, dinle bak ne diyorlar: 'En büyük sınavcı, bizim sınavcı! En büyük sınavcı bizim sınavcı!'
Aslanım, sınav çocuğum, sınava gire gire bu ülkeyi çağdaş uygarlığın doruklarına taşıyacaksın! Sınavların olmadığı bir yaşam yaşanmağa değmez!
Haksızlık etmiyor muyum bu sözlerimle bu ülkedeki eğitim düzenine? Sınavlar kaçınılmaz değil mi? Sınavsız nasıl seçme yapılacak? Yetenekler nasıl belirlenecek? Bilenle bilmeyen nasıl birbirinden ayrılacak? Sınavsız bir eğitim, öğretim nasıl olanaklıdır? Sınavları eleştirerek çocuklarımızın güvenini sarsmış, moralini bozmuş olmuyor muyum?
Sınavın bir canavara dönmesini engellemek gerekiyor. Sınavı bir karabasan haline getirmeden, bir oyuna çevirmeye çabalamak çok mu zor? Zorlukları var elbette. Gelecek kaygısı taşıyan, istediği okula giremeyip, başarılı olamamaktan ağır bir utanç duyan sınav çocukları, eğitim düzenimizin sağladığı sınırlı olanaklar içinde sınavı bir oyun olarak göremezler. Yine de sınava bakışımızı değiştirme gücümüz var. Önümüzdeki yıllarda, büyük merkezi sınavlar yerine, okul içinde küçük sınamalar yapılabilir. Böylece, çocuğumuzun yeteneklerini keşfetme, okul-aile iletişimini sağlıklı kurarak sağlanabilir. Bu arada, çocuğun gelişimi içinde, kendi kararlarını verebilecek bağımsız bir varlık olduğunu unutmamak gerekir.
Sınav öcüsünü el ele verip kovmak gerekiyor. Bu konuda eğitimcilerimizin nice projeleri var biliyorum. Benim projem yok, sınav malulü küçük bir kız çocuğuna yazdığım bir çift sözüm var:

Olmasın diye sınav sana mani
Ahmet Amcan yakıyor sana mani:

Seni  sınayacaklar
Bilgine bakacaklar
Sen de sına onları 
Nasıl da şaşacaklar.