AKŞAM | GUNCEL | 18 HAZİRAN 2009, PERŞEMBE

"Darbe Günlükleri" dizi oldu

Mustafa Balbay'ın Ergenekon sürecinde tutuklanmasına neden olan "Darbe Günlükleri" notlarını dizi yaptı. Mustafa Balbay bilgisayarından çıkan bu notları önce sildiÄŸini ancak sürecin bu bilgilerin yazılmasını gerektirdiÄŸini açıkladı.

BAÅžLARKEN

Dizi yazılar genellikle “SunuÅŸ” diye baÅŸlar ama, bu dizi için “BaÅŸlarken” demek daha uygun düÅŸecek.

Günlük yazılarımda da bölüm bölüm dile getirdim. Ecevit koalisyonunun son dönemi ve AKP iktidarının ilk yılları Türkiye’nin siyasi tarihinde apayrı bir bölüm tutacak.

Ben bu süreci deyim yerindeyse tam göbeÄŸinde yaÅŸadım. Bu dönem ne bir iki komutanın çıkış yolu aramasıyla anlatılabilir ne AKP’nin yönünü AB’ye dönüp “tam demokrasiyi oturtuyoruz” iddialarıyla... Ne bu en kritik dönemin CumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer’in son derece dikkatli ve net devlet adamı tavırlarıyla anlatılabilir, ne ana muhalefetin topluma AKP gerçeÄŸini gösterme stratejisiyle...

Tümünü bir bütün olarak sütuna yatırmak bence bir baÅŸlangıç olabilir.

O HABERLERİN ARKASINDAYIM
Yukarıda sıraladığım yelpazenin bütün taraflarıyla diyaloÄŸum vardı. Bunların tümü yasal zeminlerde, makamlarda gerçekleÅŸtirilen diyaloglardı. Kimi aldığım bilgileri haberleÅŸtirdim. Bunlar o günlerin koÅŸulları içinde çok kritik ve tartışılan haberler oldu. DoÄŸal olarak o haberlerin tümünün arkasındayım.

Tutuklanmamın arkasından medyada yer alan haberler ve yorumlar, benim konumumu ayrı bir tartışma konusu haline getirdi. Hem bu tartışmayı benim açımdan netleÅŸtirmek hem de Türkiye’nin sözünü ettiÄŸim dönemine bir ölçüde açıklık getirmek için böyle bir yazı dizisi kaçınılmaz hale geldi.

“O dönem yaÅŸanan her ÅŸeyi biliyorum, hafızamı ortaya koydum mu, not defterimi açtım mı yer yerinden oynar” iddiasında deÄŸilim.

Kimi görüÅŸmelerim “off the record” idi. Yani yazılmamak üzere. Gelinen noktada bunları da bir ölçüde açmak gerekecek.

DARBE GÜNLÜÄžÜ TANIMINI REDDEDİYORUM
O günlere bir bütün olarak bakıldığında diziye “Gerilimli Yıllar” baÅŸlığını koymak uygun düÅŸecekti. Bu diziyle ilgili elbette kimi tarafların açıklamaları olacaktır. Öyle sanıyorum ki, gazetemiz yönetimi bunlara da yer verecektir.

Medyada “darbe günlüÄŸü” gibi sunulan kimi notlarıma iliÅŸkin iddialara gelince... Her ÅŸeyden önce darbe günlüÄŸü tanımını reddediyorum. Bu notlar sorguda bana gösterilmedi. O nedenle aynen kabul etmek ya da tümünü reddetmek gibi bir yöntemi benimsemedim. Evet, ben kimi notlar tuttum. Bunlar ham halde, ileride sadece benim gözden geçireceÄŸim ÅŸeyler olduÄŸu için içeriÄŸi hakkında da özenli olmadığım notlardı. O nedenle benim için ve muhatapları için hukuken baÄŸlayıcı olduÄŸunu düÅŸünmüyorum.

NEDEN SİLDİM?
İleride bu dönemi bir araÅŸtırma olarak, bir kitap olarak yazabilirim düÅŸüncesiyle aldığım bu notları neden sildim?

1- İleride 2000’li yılları yazacak olursam, güncel olarak yazdığım haberlerin bana yeterince ışık tutabileceÄŸini düÅŸündüm.

2- Olaylar öylesi bir hale geldi ki, bu notları bulundurmak artık anlamsız diye düÅŸündüm. Gazetemizin bilgisayar sistemi yenilenirken arkadaÅŸlar “önceki dosyaların tümü siliniyor, saklayacaklarınız varsa ayıralım” dediklerinde bir an düÅŸündüm, “yok” dedim. Bu notların tümünü artık yok hükmünde saydım. Bu anlamda baÅŸka notlarım da yok.

3- 2007’den itibaren kendim için yeni kitap ve araÅŸtırma konuları seçtim. Son iki yılda yazdığım kitaplar (Heyecan YaÅŸlanmaz, 78’liler) bunun göstergesidir.

Teknolojik takip artık o kadar ileri ki, yukarıda aktardığım bilgilerin ilgili merciler tarafından da hemen doÄŸrulanabileceÄŸini söyleyebilirim.

FARKLI NOTLAR BİRLEŞTİRİLMİŞ, MONTAJLANMIŞ, YORUMLAR EKLENMİŞ
“Balbay günlükleri” diye sunulan metinlerle ilgili deÄŸerlendirmemi bir kez daha aktarmak istiyorum:

Ben bu ÅŸekilde, özel bir dosya halinde günlük tutmadım. Benim farklı zamanlarda, farklı dosyalarda yer alan kimi notlarım bir araya getirilmiÅŸ, montajlanmış, yorumlar-açıklamalar eklenmiÅŸ ve ortaya böyle bir “günlük” çıkarılmış.

Åžunu da vurgulamadan geçemeyeceÄŸim; bilgisayarıma son 10 yılda giren-çıkan yazı ve belgenin tümü yüz binlerce sayfayı bulur. Bunlardan sadece bir bölümünün çıkarılıp, özel olarak montajlanıp salt bir kesimle diyaloÄŸumun olduÄŸunun ortaya çıkarılmak istenmesini kabul edemem.

Dizide iki temel amacım var:

1- 2000’lerin ilk yarısındaki Türkiye’nin siyasal tablosunu ortaya koymak.

2- Mustafa Balbay’ın gazetecilik hedefleri dışında baÅŸka hiçbir gündeminin olmadığını anlatmak.

GERİLİMLİ YILLARIN İLK İŞARETİ ECEVİT'TEN
TRT’deki Pazar Panorama programına katılan Ecevit, AKP’nin izleyeceÄŸi yolla ilgili endiÅŸelerini dile getirmiÅŸti

Gerilimli yılların ilk iÅŸareti Ecevit’ten

2002’nin ikinci yarısıydı... Ecevit’in saÄŸlığı BaÅŸbakanlık iÅŸlevini usul usul etkilemeye baÅŸlamıştı...

Ama bütün inadıyla makamının başındaydı. O yıllarda TRT’de pazar günleri “Pazar Panorama” programının yorumcu konuÄŸuydum. Sunucusu Cem Kırçak’tı. Ecevit, bu programa hemen her çağırışımızda gelirdi. Programa biz de hazırlıklı gelirdik, Ecevit de... Daha doÄŸrusu Ecevit kimi temel mesajlarını vermek için bu programı zeminlerden biri olarak kullanırdı...

Koalisyon artık iyiden iyiye yorgun düÅŸmüÅŸ, Türkiye seçim atmosferine girmeye baÅŸlamıştı.

‘AKP’NİN FARKLI BİR UFUK ÇİZDİĞİ DÜÅžÜNCESİNDEYİM’
Ecevit, Pazar Panorama programında “Önümüzdeki seçimlerle ilgili bir endiÅŸemi dile getirmek istiyorum” dedi, arkasını ÅŸöyle getirdi:

“Yapılan anketler bu seçimlerde AKP’nin ve DTP’nin barajı geçeceÄŸini gösteriyor. Bu durum Türkiye’de ciddi bir gerilim ortamı doÄŸuracak... Bundan ciddi endiÅŸe ediyorum...”

Programın ardından Ecevit’e ayrıca sorma gereÄŸi duydum:

- Biraz açar mısınız, nedir duyduÄŸunuz endiÅŸeler?

Ecevit - Sayın Balbay, AKP’nin Sayın Erbakan hareketinden daha farklı bir yol izleyeceÄŸi düÅŸüncesindeyim. Bu durum da beni endiÅŸelendiriyor. Onu dile getirmek istedim.

- Nasıl bir dönem olur düÅŸüncesindesiniz?

Ecevit - Sayın Erbakan’ı bütün yönleriyle tanıyorduk. Ama AKP etrafında oluÅŸan ekibin daha farklı bir ufuk çizdiÄŸi düÅŸüncesindeyim.

Ecevit’in deÄŸerlendirmeleri, AKP’nin tepkisini çekti. Daha ÅŸimdiden bunalım ürettiÄŸini iddia ettiler.

‘ABD’NİN HER İSTEDİĞİNE EVET DİYECEKLER’
Ecevit’le 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından Anıttepe’deki DSP Genel Merkezi’nde uzun bir sohbet yaptık. Üzerindeki stresin kalkmasından olsa gerek, saÄŸlığı da seçim öncesine oranla yerine gelmiÅŸti.

Ecevit’e yukarıdaki sözlerini anımsattığımda, görüÅŸlerinin deÄŸiÅŸmediÄŸini söyledi. Åžöyle düÅŸünüyordu:

“Göreceksiniz Irak’ta ABD’ye ödün verecekler. İstedikleri her ÅŸeye evet diyecekler... Bu durum Kuzey Irak’ta başımıza ne iÅŸ açar bilemem.”

‘ABD’Yİ OYALADIM’
Ecevit’in kaygılarına dış sorunlar da eklenmiÅŸti. Aslında ABD, Ecevit hükümetinden de çok ÅŸey istemiÅŸti. 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısının ardından ABD açısından 2 hedef ortaya çıkmıştı:

Afganistan ve Irak...

Afganistan bir ölçüde daha uzak bir coÄŸrafyaydı ama Irak’la ilgili her adım içimizi de etkileyecekti.

Ecevit’e sordum:

- ABD, Irak için sizden ne istedi?

Ecevit - Irak’ın iÅŸgali için gerekli olan her ÅŸeyi.

- Siz ne yaptınız?

Ecevit – Oyaladım.

Ecevit hükümetinin 2002’nin ikinci yarısında içine düÅŸtüÄŸü durumun temel nedeninin bu konu olduÄŸuna iliÅŸkin görüÅŸ, saptama ve bulgular deÄŸiÅŸik zamanlarda ortaya atıldı.

DERVİŞ’İN ABD ZİYARETİ
Hemen yeri gelmiÅŸken ÅŸunu da vurgulamalıyım... 11 Eylül olaylarından 10 gün kadar sonra dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal DerviÅŸ, ABD’ye gitti.

GideceÄŸi gün sabah Hazine MüsteÅŸarlığı’nda gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltılı sohbette bir araya geldi.

Bir saat kadar sohbete katıldı. Sonra bizi kahvaltı ile baş başa bırakıp havaalanına gitti.

Bizler sohbette DerviÅŸ’in ekonomi ağırlıklı konuÅŸacağını, IMF programıyla ilgili yeni bilgiler verebileceÄŸini düÅŸünüyorduk.

DerviÅŸ’in ilk tümcesi ÅŸu oldu:

“Türkiye ABD’nin terörle mücadelesine her türlü desteÄŸi vermelidir.”

CEM O KADAR EMİN BAŞLAMIŞTI Kİ
3 Kasım 2002 seçimine girerken iktidar hedefiyle yola çıkan YTP ilk çelmeyi Kemal DerviÅŸ’ten yedi

Cem o kadar emin başlamıştı ki

Türkiye 3 Kasım 2002 seçimine giderken siyaset sahnesi yeniden ÅŸekilleniyordu,. KoÅŸar adım ilerliyordu. Koalisyonun üç ortağı ekonominin altında kalmıştı. Ecevit’in söylemiyle, ekonomik programının acı ilaç bölümü bitmiÅŸ, meyvelerin yeneceÄŸi dönem baÅŸlıyordu. Ama bunu anlatmak artık olanaksızdı.

MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli temmuz başında Bursa Kocayayla Türkmen Kurultayı’nda seçim startını vermiÅŸ, ok yaydan çıkmıştı.

Koalisyon ortaklarının sandığa gömülmesi demek merkez saÄŸ, merkez sol ve milliyetçi partinin yarış dışı kalması demekti. Geriye AKP ve CHP kalıyordu.

İkisinden hangisi umut olarak öne çıkacaktı?

Bu tartışma usul usul alevlenirken, kamuoyunun da etkisiyle ortaya yeni bir lider adayı çıktı:

İsmail Cem...

Cem, kısa sürede o kadar parlatıldı ki, kamuoyu yoklamalarında yüzde 40’a kadar çıkardılar.

DSP kadrolarından bir ekip kurdu mu, bu iÅŸ bitmiÅŸti. Ama ille de yanına Kemal DerviÅŸ’i almalıydı. Bunun için çok bastırdı...

İSMAİL CEM TEBRİKLERİ KABUL EDİYOR
Her taraftan Cem fısıltılarının yükseldiÄŸi o yaz günlerinde, bir öÄŸle vakti, Meclis’ten Cem’in makamından aradılar. Cem, Meclis’te fiili bir çalışma ortamı oluÅŸturmuÅŸtu.

Arayan kiÅŸi ÅŸu notu iletti:

- Sayın Cem, yarım saat sonra sizi makamında bekliyor...

Gittim... Odaya giren çıkan belirsiz... OlaÄŸanüstü bir hareketlilik var. Cem, BaÅŸbakanlık koltuÄŸuna oturmak üzere olan, seçim zaferinden yeni çıkmış bir siyasetçi gibiydi.

Her taraftan Cem liderliÄŸindeki Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) örgütünü oluÅŸturmak, katılmak üzere arıyorlardı. Cem, “Artık telefon baÄŸlamayın” dedi... Sohbete baÅŸladık, bir dakika sonra telefon.

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Hans Dietrich Genscher arıyordu.

Çok özür diledi; telefona uzandı... İngilizce tebrikleri kabul etti...

Birkaç dakika sonra bir telefon daha. Arayan Yunanlı mevkidaşı Papandreu idi.

İLK ÇELME KEMAL DERVİŞ’TEN
O sohbette Cem, artık yeni bir projenin oluÅŸtuÄŸunu, siyasetin bu tür zamanlarda ani üretimler yapabildiÄŸini, o kendine has biçemiyle anlattı....

Cem’e göre Türkiye YTP iktidarına hazırlanıyordu...

Cem ilk çelmeyi Kemal DerviÅŸ’ten yedi. DerviÅŸ son anda CHP Genel Merkezi’nde Deniz Baykal’la saatler süren görüÅŸmenin ardından bu partide karar kıldı...

Cem artık dönemezdi....

CANSIZ KAYSERİ MİTİNGİ
Seçim çalışmalarına kendi bölgesi Kayseri’den baÅŸlama kararı aldı... Orada büyük bir gövde gösterisi yapacak, arkasını getirecekti...

Cem, Kayseri’ye doÄŸru yola çıktı...

Sık sık bilgi alıyordu; meydan nasıl, coşku nasıl?

Miting saati yaklaşmıştı, yoldaydı...

Miting alanından şu notu ilettiler:

- İsmail Bey yavaş gelsin!..

Miting alanı dolmamıştı, ortalık cansızdı. Biraz zaman geçerse belki dolabilirdi...

Cem her şeyi anlamıştı!..

Bana göre Cem o gün ne yazık ki seçim yolculuÄŸuna deÄŸil, kanser yolculuÄŸuna baÅŸlamıştı.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3