Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Böyle Genel Yayın Yönetmeni olur mu?

Erdal Åžafak ÅŸu ömründe bir de Genel Yayın Yönetmeni oldu, peki ilk olarak ne yaptı dersiniz? Eline gelen ve Türkiye'yi sarsacak çok önemli bir haberi yayımlamadı. Büyük bir gazetecilik baÅŸarısı, 'haber' tanımına uyacak her türlü unsuru barındıran ve belki de çok uzun süre tartışılacak, konuÅŸulacak bir manÅŸeti atladı!

Nereden mi biliyorum?
Kendisi söyledi de ondan. Dünkü 'Sabah'tan Mektup'ta bu haberi durdurma hikayesini anlatmış. Beraber okuyalım:
'Son ayrıntıları almak için temas kurduÄŸumuz devletin ilgili birimlerinin temsilcileri ve yine konuya taraf olan ilgili odaların üst düzey yöneticileri gazetemize akın ettiler ve ÅŸöyle dediler: '[Yayınlarsanız] Türkiye'nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceÄŸini ve patlak verecek sorunun yıllarca başımızı aÄŸrıtacağını bilmenizi rica ederiz.' İnanın, bir dakika bile bocalamadık. Sadece yırtıpatmakla kalmadık, belleÄŸimizden de sildik.'
ÅžaÅŸkınlıkla donup kaldığım anlardan biri. Bir Genel Yayın Yönetmeni devlet yetkilileri tarafından 'Haberi yapmayın' diye uyarılıyor, o da kabul ediyor. Bir de marifetmiÅŸ gibi bunu anlatıyor. Tam bir 'Tak deyince ÅŸak diye yapma' örneÄŸi deÄŸil mi?

İşin teorik kısmı şu:
Gazetecinin sorumluluÄŸu devletin milli menfaat ve çıkarlarını korumaya yönelik deÄŸildir. Bunun için devletin kurumları vardır, ordusu vardır, hükümeti vardır. İkincisi, yaptığımız haberlerin doÄŸuracağı sonuçlara dair sorumluluÄŸumuz muÄŸlak bir alandır; tartışmalıdır. Sonuçta gazetecinin görevi sadece haber yapmaktır, haberden dolayı doÄŸacak sonuçlarda sorumluluÄŸu kastıyla orantılıdır.
Bu ayrıntıların Erdal Åžafak'ı ilgilendirdiÄŸini sanmıyorum. Çünkü bildiÄŸim Erdal Åžafak zaten bu kaygılarla deÄŸil, sadece gelen emrin ÅŸiddetine göre pozisyon alır. GeçmiÅŸte de böyle olmuÅŸtur, ÅŸimdi de aynı huyu devam ediyor demek ki.
Biri diyor ki 'Haberi yapma' o da 'Evet efendim' diyor.
Oysa artık 'Evet efendim sepet efendim' demekten, 'emir eri' pozisyonundan vazgeçme vakti deÄŸil mi? Genel Yayın YönetmenliÄŸi bunu gerektirmez mi?
Söz konusu Åžafak'sa hayır. Çünkü onun gazetecilikten tek bildiÄŸi dengedir.
Kim bilir yazıiÅŸleri toplantısında ona haberler önerilirken aklından neler geçiyor mudur?
Patronun dengesi, patronun karısının dengesi, 'Hıncal Abi bozulacak mı' dengesi, evdeki köpeklerin dengesi, karısının dengesi, imajının dengesi derken hesabın içinde kaybolup gider.
Onu kırmayayım, bunu üzmeyeyim, hükümeti ürkütmeyeyim ama askerler de beni sevsin derken bütün bir gün geçer ve sonunda 'Sarsıcı bir haber vardı ama yayınlamadık' gibi absürd bir yorum çıkar ortaya.
Bu arada, ben Sabah'ın böyle 'sarsıcı' bir haber bulduÄŸunu da düÅŸünmüyorum. 'BelleÄŸimizden sildik' diyor ama ucundan iÅŸtah kabartıyor, bu bile çeliÅŸkili deÄŸil mi?
Hem her şey bir yana iyi bir haberi tutmak imkansızdır. Bu gazeteciliğin doğasıdır.
Ama Erdal Åžafak'tan neden Genel Yayın Yönetmeni olmaz, bir zamanlar Zafer Mutlu'nun veya Ufuk Güldemir'in oturduÄŸu koltuÄŸu neden dolduramaz, kendi yazısıyla ortaya çıktı iÅŸte.

Ayşe Arman'a itirazım var
Adalet Ağaoğlu kendisine sorulan bir soruya verdiği yanıtla, edebiyatta bir 'catfight' başlattı. İki kadın yazarın kavgası ateşli konularımızdan biri.
Elif Åžafak'ın 'Siyah Süt'te kendisinden bahsediÅŸ ÅŸeklinden hiç memnun olmamış AÄŸaoÄŸlu, bunu da anlatmaya çalışmış röportajda.
AyÅŸe Arman da topa girmiÅŸ ve AÄŸaoÄŸlu'nun yaklaşımını 'kıskançlık' olarak tanımlamış Hürriyet'te. Meseleyi eski-yeni çatışması ya da bir büyük yazarın yeni bir yazara yönelik kıskançlığı olarak yorumlamak doÄŸrusu iÅŸin kolayına kaçmak gibi geliyor.
Bana kalırsa Adalet AÄŸaoÄŸlu'nunki Elif Åžafak'ın medyayı kullanma ve kendini sunma biçimine bir isyan.
Elif Åžafak, 'Siyah Süt'te hiç de öyle olmadığı halde Adalet AÄŸaoÄŸlu'nu domestik, geleneksel, eski, demode ve açıkçası epey de sıradan gibi göstermeye çalışıyor. Ev kadınından hallice. Oysa edebiyat dünyasındaki herkes bilir ki AÄŸaoÄŸlu'nun anlatılan portreyle uzaktan yakından ilgisi yok.
Elif Åžafak'ın da niyeti belli: Adalet AÄŸaoÄŸlu üzerinden kendisine yeni bir imaj biçmek. Sıradışı, uçuk, orijinal, 'unique' ve en önemlisi yeni olduÄŸunu göstermek. Özenle inÅŸa edilmiÅŸ bir portre.
Satır aralarında, medyaya yansıdığından çok daha derinlikli bir entelektüel polemik var.
Ayrıca, edebiyat dünyasında çoktandır Elif Åžafak'a yönelik bir rezerv var. Bunun sebebi asla kıskançlık deÄŸil, daha çok bir yazarın popstar'laÅŸmasına yönelik bir tartışma. Bu da bir yöntemdir, denebilir.
Ama Adalet AÄŸaoÄŸlu bana kalırsa bu medyatikleÅŸme sürecinde en azından kendisinin bir basamak olarak kullanılmasına isyan ediyor. Buna da sonuna kadar hakkı vardır.
Eminim, AyÅŸe Arman da kendi tecrübelerinden yola çıkarak AÄŸaoÄŸlu'yla empati yapabilir. Yıllardır kaç kiÅŸi kendini AyÅŸe Arman üzerinden aklamaya kalkmadı ki!
Son olarak ÅŸunu da eklemek gerek: Elif Åžafak ünlü ve çok satar bir yazardır, ama unutmamak gerekir ki Adalet AÄŸaoÄŸlu Türk Edebiyatı'nın mihenk taÅŸlarındandır. Böyle bir yazar için 'Kıskanıyor' demek ne derece akla yatkın?



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3