Mustafa Balbay'a ait olduÄŸu iddia edilen günlüklerin sızdırılmasının ardından, dünkü Milliyet'te Hasan Cemal 'Evet ben de günlük yazmıştım, ama benimkiler farklıydı' diyor. Hakikaten öyle mi? Birazdan göreceÄŸiz.
Ama önce ÅŸu notu aktarmakta yarar var: Günlük tutmak bir gazetecilik disiplini olduÄŸu gibi, Cumhuriyet gazetesi geleneÄŸidir de. Cumhuriyet'te çalışan gazeteciler 'off the record' bilgileri bile İstanbul'daki merkeze bildirirler. Hasan Cemal'in gazetecilik yaptığı yıllarda bu bilgiler teleksle geçerdi, ÅŸimdi de elektronik ortamda aktarılıyor.
Bu bilgiyi veren de Hasan Cemal'in kendisi. O gazeteyi yönetirken, Ankara Temsilcisi Yalçın DoÄŸan ona görüÅŸme kayıtlarını aktarıyormuÅŸ.
Tıpkı Mustafa Balbay'ın yaptığı gibi.
İşin ilginç tarafı günlüklerin içeriÄŸi kadar Hasan Cemal'le Mustafa Balbay'ın da üsluplarının, not tutuÅŸ ÅŸekillerinin benzerliÄŸi... Bu da Cumhuriyet ekolü olsa gerek.
Dün, odatv.com'da Hasan Cemal'in geçmiÅŸte yazdığı günlüklerden bazı bölümleri yayınlamışlar.
Gelin ÅŸimdi Cemal'in günlüklerini Balbay'ın günlüklerindeki bazı bölümlerle kıyaslayalım:
l Komutanlar arası görüÅŸ farklılıkları
Hasan Cemal: 'Yalçın DoÄŸan ve UÄŸur Mumcu, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Necdet ÜruÄŸ'u ziyaret ettiler. PaÅŸa'nın ÅŸu sözleri ilginç: 'Onlar (MGK üyeleri, Evren, vd.) artık politikayı sürdürüyor. Bizler de bizlere düÅŸen görevleri devraldık. Politikacı ve biz ayrımı ilginç ÜruÄŸ PaÅŸa'nın...' (20 Eylül 1980)
Mustafa Balbay: ' [Tümgeneral Erdal Åženel] Türkiye'de artık demokratik yollardan yapılabilecek çok az ÅŸeyin olduÄŸunu söyledi. Adamların dini alıp kullandığı geriye bir ÅŸey kalmadığını söyledi. HurÅŸit Bey için çok övücü ÅŸeyler söyledi. Takıldım: Hayatta en hakiki mürÅŸit HurÅŸit'tir... 'Bir numara (Hilmi Özkök) için molla diyoruz' dedi...' (29 Nisan 2004)
l Askerlerin medyadan ricası
Hasan Cemal: 'Necdet ÜruÄŸ'un ricası: YÖK'e dokunmayın.'
Mustafa Balbay: 'YaÅŸar Büyükanıt: Bugün medya desteÄŸi olmadan hiçbir ÅŸey yapılamaz. Bakın medyaya [Cumhuriyet dışında] laiklikle ilgili hassasiyeti olan yayın organı yok. Artık bu konuda sizden baÅŸka kimseye bilgi notu da göndermiyoruz. (31 Mart 2003)
l BuluÅŸma yerleri
Hasan Cemal: 'BoÄŸaz'da Kalender Orduevi'nde yemek yedik.' (26 Åžubat 1983)
Mustafa Balbay: 'Dorint Otel'de beÅŸ kiÅŸi yemek yedik.' (7 Nisan 2004)
l Yalnız değiller
Hasan Cemal: 'Yanımızda Güneri CıvaoÄŸlu, Rahmi Turan, Çetin Emeç gibi gazeteciler var.' (26 Åžubat 1983)
Mustafa Balbay: 'Zekeriya Temizel'le birlikte İstanbul'a gittik. Saat 17.00'de toplandık. İlhan Selçuk, Alev CoÅŸkun, Hikmet Çetinkaya, İbrahim Yıldız, Emre Kongar, Mustafa PamukoÄŸlu, ben...' (7 Nisan 2004)
l Kıyafetler not edilmiş
Hasan Cemal: 'Saltık PaÅŸa bugün sivildi.' (26 Åžubat 1983)
Mustafa Balbay: 'Åžener Eruygur'a gittik. Ceketi çıkarmış.' (1 Mart 2004)
l Koltuklar bile tarif edilmiÅŸ
Hasan Cemal: 'BoÄŸaz'a bakan geniÅŸ salonda denize dönük rahat koltuklar.' (26 Åžubat 1983)
Mustafa Balbay: '(...)Hemen arkamızda meydan muharebesini gösteren dev bir tablo... Kiremit rengi koltuklar... Biz ikilide o teklide...' (18 Aralık 2003)
l Mönüde neler var?
Hasan Cemal: 'ÜruÄŸ PaÅŸa sivil ve gayet şık giyinmiÅŸti. Rahat koltuklara oturduk. Ihlamur; Yalçın DoÄŸan istemeyince 'Sizin de çikolata hakkınız var' diyerek kristal çanaktan Madlen çikolata çıkardı.' (28 Kasım 1982)
Mustafa Balbay: 'Salonun önünde yemyeÅŸil küçük balkonumsu yer. Duvarlarda deniz kıyısı ve insan resimleri. Ressamlarını okuyamadım. Havuç maydanoz çorbası... Levrek... Özel patlıcan... Tatlılar...' (30 Ocak 2003)
İşin özü İlhan Selçuk'la kiÅŸisel hesaplaÅŸma mı?
HASAN Cemal her fırsatta İlhan Selçuk'a saldırıyor, her konuyu İlhan Selçuk'a baÄŸlıyor. Dün, kendi günlükleriyle Balbay'ınki kıyaslarken yine İlhan Selçuk'a deÄŸinmiÅŸ. Ancak bir okurun gözünde, bu ilintilendirme çabası fazlaca kiÅŸisel duruyor. Belki Hasan Cemal'in niyeti bu deÄŸil, ama yıllar içinde kendisiyle Selçuk arasındaki çatışmadan, hatta hesaplaÅŸmadan o kadar çok bahsetti ki ister istemez bu ÅŸekilde yorumlanıyor.
Hasan Abi, bir ricam var...
Hepimiz İlhan Selçuk'la aranda geçenleri biliyoruz. Bu konuyu defalarca yazdın, aktardın. Okuduk, hatta ezberledik. Bu konuya hala devam edince, her seferinde İlhan Selçuk'un adını geçirince, meselenin bir 'demokrasi tartışması'ndan ziyade 'kiÅŸisel kavga'ya dönüÅŸtüÄŸü izlenimi oluÅŸuyor...
'Hasan Cemal intikamını alamadığı İlhan Selçuk'a her fırsatta yükleniyor' diye düÅŸünüyor insan... Oysa bunun bir fikir tartışması olması gerekmiyor mu?
Ne olur, bu mesele bir kiÅŸisel çatışmaya dönmesin... Sadece geçmiÅŸte yaÅŸanan kiÅŸisel husumetler yüzünden bugün intikam alınıyormuÅŸ hissi doÄŸmasın...
'Devletin çıkarları' meselesini tartışalım Hıncal Abi
HINCAL Abi, bir kere ÅŸu 'devletin çıkarları'nı korumak adına haber gizleme meselesi öyle kesin sınırları olan bir alan deÄŸil. Bana kalırsa bunu haberine göre deÄŸerlendirmek doÄŸru. İngilizce'de 'case by case' denir ya; hangi haberin devlet çıkarlarını zedelemeyeceÄŸi tartışmasına da böyle bakmak doÄŸru. Vak'asına göre yargılar deÄŸiÅŸebilir.
O yüzden Sabah'ın neyi gizlediÄŸini bilmeden bu gizlemenin doÄŸru olup olmadığını tartışamayız. Ama 'Biz basmayacağız' diye kesin bir yargıda da bulunulamaz!
Bir gazeteci, devletin ertesi gün kara harekatı yapacağını yazmayabilir. Ama yapacağı haber yüzünden devlet borca girecekse, birilerine tazminat ödemeye mahkum olacaksa bu onu baÄŸlamaz... Bu da devletin çıkarlarını zedelemektir, ama gazeteci sırf bu yüzden haberi atlamaz...
Amerika'da bu tartışmanın kuralları bellidir: Ulusal güvenliÄŸi tehdit ve sonucu insan ölümleriyle sonuçlanacak haberler yayımlanmaz...
Yapacağımız haberden dolayı birileri canından olacaksa bu bizi durdurmalıdır... Benim ayrımım bu.
Öte yandan 'Biz sızdırılan hiçbir habere itibar etmiyoruz, haber deÄŸeri olsa da kullanmayacağız' demek de bir tercihtir, bir duruÅŸtur.
Ama bunu deyip, ertesi gün sızdırılan haberleri kullanmak da çeliÅŸkili deÄŸil mi?
Sabah, ilk gün Mustafa Balbay'a ait olduÄŸu iddia edilen günlükleri yayımlamadı. Bu tercih yüzünden. Ama bu tercihten bir gün sonra vazgeçti ve yayımladı.
Aynı ÅŸekilde HurÅŸit Tolon'a ait olduÄŸu iddia edilen ve yalanlanan ortam dinlemesi kayıtları da Sabah'ta yer aldı... Yayın yönetmeni 'Biz bu haberlere itibar etmiyoruz' dedikten bir gün sonra!
Üslubum sertse bu çeliÅŸkiye öfkemdendir Hıncal Abi... Zannedersem, bana itirazını yazdığın gün gazeteni gördüÄŸünde sen de benim gibi düÅŸünmüÅŸ ve öfkelenmiÅŸsindir...
Ayrıca bir de ÅŸunu vurgulamalıyım: Sabah'ın çok iyi olmasını isteyenlerdenim. Yeni yönetimin baÅŸarılı olmasını, Sabah'ın kaybolan itibarını kazanmasını gönülden diliyorum... İyi bir Sabah, kuvvetli bir Hürriyet, baÅŸarılı bir Habertürk biz gazetecilerin özgürlüÄŸüdür...