Pazar günü erken saatlerden itibaren belki de yıllardır oy vermeyen, oy vermeye niyeti olmayan yüz binlerce insan evinden çıktı, kuyruklara girdi, bir saat, bir buçuk saat sıra bekledi ve oy verdi. İstanbul'da daha evvel sesi çıkmayan, pasifize edilmiÅŸ bu potansiyel seçmenin CHP'ye oy verdiÄŸini gördük. Kıyı kentlerinde de.
O insanları tetikleyen, yeniden umut aşılayan, bir ÅŸeyin deÄŸiÅŸebileceÄŸine inandıran isim kuÅŸkusuz Kemal KılıçdaroÄŸlu oldu.Bu adamın siyaset tonunun bize iyi geldiÄŸi anlaşıldı.
Bu seçimin kilit kelimesi umuttu, o umudu da KılıçdaroÄŸlu saÄŸladı. Sonuçlar açıklanmadan önce de, sonra da...
İşte ÅŸimdi KılıçdaroÄŸlu buradan aldığı güçle Gandhi'nin yürüyüÅŸüne baÅŸlayacak. Bu saatten sonra hiç kimse onu tutamaz gibi görünüyor, gümbür gümbür siyasetimizde ikinci KaraoÄŸlan'ın ayak seslerini duyuyoruz.
Ancak daha ilk günden medya KılıçdaroÄŸlu'na en büyük kötülüÄŸü yapıyor. Onu gaza getirmeye, Deniz Baykal'ı devirmek için programlamaya çalışıyor.
Yapmayın, etmeyin... Eski alışkanlıklarınızı sürdürmeyin...
Bu formül tutmuyor iÅŸte, çok belli.
Kemal KılıçdaroÄŸlu'nu daha ilk günden Deniz Baykal'ın yerine aday göstermek onu harcamaktan baÅŸka bir ÅŸey olmayacaktır.
Bugün Kemal KılıçdaroÄŸlu'yla Deniz Baykal'ın vermesi gereken tek bir mesaj var aslında: İkilinin birlik olduÄŸunu herkese göstermek. Deniz Baykal bundan böyle her nereye giderse gitsin yanında Kemal KılıçdaroÄŸlu olmalıdır, onu sahiplenmeli, lanse etmeli, desteklemelidir.
Kendisi Genel BaÅŸkan olmaya devam etmeli, ama KılıçdaroÄŸlu da CHP'nin vazgeçilmez bir simgesi haline gelmelidir. Öte yandan Baykal gücü ve iktidarıyla partiyi bir arada tutmalı, teÅŸkilata hakim olmalı, Genel BaÅŸkan olarak varlığını sürdürmeli. Unutmayalım ki, bu bir maraton.
Daha evvel denenmemiÅŸ, ego ve hırs engeline takılacağı düÅŸünülen bir formül deÄŸil mi?
Ancak bu seçimin ilginç bir özelliÄŸi oldu: Seçmen oyunu uyarmak için kullandı. Bu uyarının sadece AKP'yi kapsadığı düÅŸünülemez. CHP'nin diÄŸer bölgeler ve İstanbul oyları arasındaki kıyaslaması da bir uyarıdır. Tıpkı BaÅŸbakan gibi, CHP de sandıktan çıkan bu mesajı doÄŸru okumalı, dersine çalışmalıdır.
Kemal KılıçdaroÄŸlu artık hiç vakit kaybetmeden Gandhi'nin yürüyüÅŸüne baÅŸlamalıdır. Yıllar sonra CHP'nin varoÅŸlardan oy alabileceÄŸini kanıtladı, ÅŸimdi sokak sokak Türkiye'yi gezmeli ve bir sonraki Genel Seçim'e kadar kampanya yapmalıdır. Obama'nın tecrübesi kendisine yol gösterecektir kuÅŸkusuz.
Ama KılıçdaroÄŸlu bu yolculukta bir kiÅŸinin yardım ve desteÄŸine ihtiyacı olduÄŸunu bir an bile unutmamalıdır. Bu isim, ÅŸaşırtıcı gelebilir size belki, ama kesinlikle Deniz Baykal'dır.
Baykal, tecrübesi, birikimi, donanımı ve siyasette yıllar içinde ustalığıyla bu yürüyüÅŸün en önemli etkenlerinden biri olacaktır kuÅŸkusuz. Bugün devlet tecrübesi ve yönetimi açısından Türkiye'ye hala hizmet edebilecek en yetkin isimlerden biridir Baykal.
Bu maratonun sonundaki ideal plan: Baykal CumhurbaÅŸkanı, KılıçdaroÄŸlu BaÅŸbakan.
O zaman formül belli: Kavga etmeden, ego yarışmasına giriÅŸmeden, Obama-Clinton türü bir iÅŸbirliÄŸiyle İstanbul'dan doÄŸan bu dalgayı tüm Türkiye'ye yaymak...
KeÅŸke ÅŸu medya Baykal'la KılıçdaroÄŸlu'nun arasını bozmaya çalışmasa, keÅŸke bu bir yarışa deÄŸil de birliklerin kuvvetine dönüÅŸse... KeÅŸke bu seçimin mesajını medya da alsa ve alışkanlıklarını deÄŸiÅŸtirse...
Bu umut karşılığını bulacaktır, 'umut peÅŸindekiler' Türk Gandhi'nin peÅŸinde kilometrelerce yol yürümeye hazırdır: CHP için seçim sonucu tek okuma yöntemi budur.
Seçim gecesi hangi gazeteciler kaybetti?
UÄŸur Dündar, 29 Mart seçimlerinin ekrandaki galibi oldu. İzlenme oranlarına bakıldığında hem AB hem de Tüm İzleyici gruplarında Dündar ve Star Haber'in birinciliÄŸi göze çarpıyor.
UÄŸur Dündar ve Yılmaz Özdil o geceki yayını sadece haber vermek ve muhabirlerle kurulan baÄŸlantılar üzerine kurmuÅŸtu. BaÅŸka kanallarda açık oturumlar, masa etrafında sohbetler düzenlenirken onlar bu yöntemi tercih etti. Son derece sade, direkt hedefe yönelen ve haber vermeyi amaçlayan bir yayıncılık.
Bu tercih karşılığını buldu. UÄŸur Dündar'ın inandırıcılığı ve ekran enerjisi de bu minimalist ama 'to the point' yayıncılıkla birleÅŸince birincilik geldi.
İlgimi çeken bir nokta, meÅŸhur köÅŸe yazarlarının, anlı ÅŸanlı büyük Türk düÅŸünürlerinin Star Haber'de kendilerine yer bulmamış olmalarıydı.
Demek ki halk artık karşısında ahkam kesen, bol keseden sallayan kanaat önderlerini görmek istemiyor. Nazlı Ilıcak, seçim gecesi dört kanala çıktı mesela. Kusura bakmasın, alınmasın ama rating raporlarından da görüyoruz ki kimse onun gibilerin düÅŸüncelerini merak etmiyor.
Sadece Ilıcak da deÄŸil, ekranları dolaÅŸan, dur durak bilmeyen, hiç yorulmayan, bu kadar çok kanal gezen yorumların hepsi sınıfta kaldı. Söyledikleri hep aynı, ezberden konuÅŸuyorlar. Hem de çok taraflılar, üstelik de bir parti görevlisinden daha çok çıkıyorlar ekrana...
Çok da bilgisizler. Hiçbir köÅŸe yazarı dersine çalışmamış, ne 2004'ü ne 2007 seçimlerini biliyor, kıyaslama yapabiliyor, rakamlara hakim... Adeta misafirliÄŸe gelmiÅŸ gibiler.
Ama bu maya tutmuyor artık... UÄŸur Dündar'ın birinciliÄŸinden çıkarılması gereken ilk ders budur.
Televizyoncular eskimiÅŸ isimlerle halkı kandıramıyor; ahkam kesilen günler önemliydi bir zaman ama geride kaldı. İzleyici artık sadece haber ve muhabir görmek istiyor ekranda, bir de konunun uzmanlarını, ekrana daha az çıkan isimlerin analizlerini dinlemek.
Güle Güle Tarhan Erdem
Sözü fazla uzatmaya gerek yok, Tarhan Erdem fiilen emekli olmuÅŸtur. Daha evvelki baÅŸarılı projeksiyonları kendisinin araÅŸtırmalarını 'dokunulmaz' ve 'hakkında söz söylenmez' kıldı, dolayısıyla kimse aÄŸzını açamadı... Bu da onu küstah ve kibirli biri haline getirdi.
Ama bu sefer aklın almadığı bir yanılma, mantıkla izah edilemeyecek spekülatif bir fark çıktı Tarhan Erdem'in anket sonucundan. Hiçbir ÅŸeyi tutturamadı. İster istemez iyi niyetli düÅŸünemiyor insan... Manipülasyon, saptırma gibi kelimeler akla geliyor.
Tarhan Erdem'in böyle bir niyeti olduÄŸunu düÅŸünmüyorum elbette, kendisinin toplanan verileri yansıttığına hiç kuÅŸkum yok.
Fakat bu yanılmayı ne yaparsa yapsın açıklayamaz. Açıklasa da inandırıcı olmaz. Yapılacak ÅŸey bellidir: Ceketi alıp gitmek... Güzel günler yaÅŸadık beraber, ama burada yollarımız ayrılıyor.
Ya da: Bir put daha devrildi medyada...