Dünkü Milliyet'te Can Dündar'ın yazısından kafasının karıştığını anladım. EÄŸer meselelere onun gibi bakıyorsanız, sizin de karışması için elveriÅŸli ortam var. Hele bir de bunu yetniyetme komplo teorisyenlerinin saçma fikirleriyle birleÅŸtirirseniz... Can Dündar'ın da durumu bu. Obama'nın geliÅŸinden Ergenekon'a, YazıcıoÄŸlu'nun ölümünden Fethullah Gülen'in açıklamalarına kadar her ÅŸeyin altında baÅŸka planlar yattığını düÅŸünüyor, hepsini birbirine baÄŸlamaya çalışıyor.
Oysa birkaç adım dışarıdan bakınca her ÅŸey o kadar net ki...
Ergenekon soruÅŸturması kapsamında dün yaÅŸanan dalga da aslında Türkiye'de yaÅŸanan sürecin nasıl netleÅŸtiÄŸinin iÅŸareti.
Dünkü yapılan bir 'tehdit ve korku' operasyonuydu. Ama tarih bize göstermiÅŸtir ki bir yerde tehdit ve korku baÅŸ göstermeye baÅŸlamışsa bu aynı zamanda bir çöküÅŸ iÅŸaretidir: Korkutanlar açısından...
İŞTE PANİĞİ TETİKLEYEN DÖRT NEDEN
1- BOP çöktü: Bir önceki Amerikan yönetiminin Türkiye'yi de kullanarak yaratmaya çalıştığı Büyük OrtadoÄŸu Projesi ellerinde patladı. ErdoÄŸan'ın baÅŸkanlığı da tatlı bir geçmiÅŸ anısı sadece.
2- Ilımlı İslam'ın sonu: ABD'nin Türkiye'ye biçtiÄŸi Ilımlı İslam kostümünün üzerimize oturmadığı nihayet anlaşıldı. Bu kıyafeti bizzat terzisi yırttı. Türkiye, daha evvel girdiÄŸi bu yoldan saparak 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet' eksenine yeniden yöneldi. Liberallerin, Cemaat'in etkisine raÄŸmen içerideki ulusalcı direnç etkili oldu. Sindirme operasyonlarına karşılık bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni savunanlar kazandı.
3- Fethullah Gülen Cemaati zayıflıyor: Bugüne kadar uysal, sakin veolayların dışında duran Gülen'den ardı ardına salvolar gelmeye baÅŸladı. Önce 'Gatakulli', ardından da YazıcıoÄŸlu'nun ölümündeki komplo teorileri. Belli ki Gülen zayıfladığını fark ettikçe panikliyor, panikledikçe de konuÅŸmaya baÅŸlıyor. Suskunluk unutuldu. Bu paniÄŸin bir baÅŸka iÅŸareti Said-i Nursi vurgusunun yok olması, belli ki Hocaefendi'nin egosu öyle büyük patlama yapmış ki Said-i Nursi'den bile kendini üstün görmeye baÅŸladı. Bu gibi ego patlamaları her zaman için insanı serinkanlılık ve mantıktan uzaklaÅŸtırır; çoÄŸu zaman da panik tetikler... Bir baÅŸka geliÅŸme de ÅŸu oldu: Amerika, İslam dünyasıyla arasını düzeltmek için dışarıdan bir aracıya gerek duymadığını, bunu Barack 'Hüseyin' Obama sayesinde yapabileceÄŸini fark etti. Fethullah Gülen sadece 'yedek güç' olarak tutuluyor artık, eski etkinliÄŸi yok.
4- AKP'nin düÅŸüÅŸ süreci: Kendine aşırı özgüveniyle tanıdığımız BaÅŸbakan'ın yerel seçim gecesi konuÅŸması gerçek bir panik ve tedirginlik iÅŸaretiydi. AKP çöküÅŸ sürecine girdi, bunu liberaller kabullenmese de BaÅŸbakan fazlasıyla farkında ve ne yapacağını düÅŸünüyor. İki buçuk sene sonraki seçimlerde AKP belki tamamen yok olmayacak ama yüzde 38'e gerileyen oyların iniÅŸi sürecek gibi görünüyor. Bu da ciddi bir panik havası estiriyor. AKP'nin teÅŸkilat içinde de kellesi giden bakanlardan sonra karışıklık yaÅŸanacağı kesin.
Görüyorsun Can, bütün bu geliÅŸmeleri birleÅŸtirdiÄŸin zaman ortaya çok da karmaşık bir tablo çıkmıyor. Kafanı bulandırmana gerek yok... Biraz uzaktan bak ve paniÄŸi gör...
Ancak o panÄŸi görünce bir zamanlar CumhurbaÅŸkanı adayı olması için teklif götürülen Mehmet Haberal'ın gözaltına alınmasını, Türkiye'ye sayısız hizmet vermiÅŸ muhteÅŸem bir insan Türkan Saylan'a uygulanan baskıyı anlarsın...
Bu Ergenekon'un 'de facto' bittiÄŸi anlamına da gelir; soruÅŸturmanın temelini oluÅŸturan Tuncay Güney ifadelerinin iÅŸkence altında alındığının ortaya çıkmasından, İlhan Selçuk'un gözaltından sonra bir baÅŸka iÅŸarettir.
Tek bir anlamı vardır 12. Dalga'nın... Tehdit ve korku yaratmak... Ayaklarının altındaki toprak kaymaktadır, onun paniğidir tetikleyen.
Senin söz hakkın yok HaÅŸmet...
Gazeteci HaÅŸmet BabaoÄŸlu dün televizyonda Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından çıkan olayları 'sosyolojik' açıdan deÄŸerlendiriyordu. Yok efendim bu ÅŸiddetin sebebi sahanın dışındaki etkenlermiÅŸ...
'Akıl tutulması, aklın yitirilmesi noktasına gelmişiz' meğerse...
İyi güzel... Yerinde, doÄŸru...
Peki HaÅŸmet BabaoÄŸlu deÄŸil miydi İstanbul'un ortasında kafeleri basıp, adam dövmeye kalkan?
Ne farkı var HaÅŸmet BabaoÄŸlu'nun bu yaptığının Arda Turan ya da Semih Åžentürk'ten... Onların yaptığı akıl tutulması da, HaÅŸmet'inki deÄŸil miydi? Onlar aklını yitirdi de HaÅŸmet mantığıyla mı hareket ediyordu?
HaÅŸmet, ÅŸarkıcı sevgilisinin gazıyla bir 'aÅŸk eylemi' yapmaya çalıştığını söylüyordu. Bu çocuklar da 'Anneme küfretti' gibi açıklamalar yapıyor... İkisi de sokak aÄŸzı, ikisi de mahalle kavgası... Bu kadar basit... Arada da hiçbir fark yok bana kalırsa...
Kusura bakmasın ama bu kavgayı eleştirecek son kişidir Haşmet Babaoğlu.
Emek Sineması putunu devirelim
Tamam İstanbul'un en güzel sineması, fuayesine, tavanına laf yok ama doÄŸruya doÄŸru Emek Sineması bütün bu nostaljik deÄŸerinin dışında sinema sanatına bir hakaret gibi... Berbat bir projeksiyon, kötü bir perde, havalandırmasız bir salon... Sık sık flulaÅŸan filmler, kötü bir ses düzeni... Ve giderek orada film izlemek bir iÅŸkenceye dönüÅŸüyor. Mesela hiçbir zaman parlaklık ya da renk ayarı tutturulamıyor.
Birkaç sene önce, bir yaz günü, içeride terden sırılsıklam olup 'Havalandırmayı açar mısınız' soruma 'Klima yok' yanıtını alınca Emek'e veda etmiÅŸtim. Geçenlerde 'Il Divo' filmini izlemek için Emek'e gittim, mecburen. Festival'in galaları orada yapılıyor ya...
Salon tıklım tıklım, doğal olarak havasız... Film bir kararıyor bir aydınlanıyor... Burnumuzdan geldi...
Tamam, Emek Sineması ÅŸehrimiz için bir anıt ama elden geçirilmesi, biraz yatırım yapılması, perdenin, projektörün yenilenmesi, iyi bir ses sistemi konulması çok mu zor?
Sırf entel bar müdavimleri beÄŸeniyor diye vasata katlanmak zorunda mıyız?