Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Basın askerin önünde bir kez daha sınıfta kaldı

Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un basın toplantısı bir kez daha gösterdi ki ister Genel Yayın Yönetmeni olsun ister medya grubu baÅŸkanı olsun Türk Basını bir yetersizler ordusu tarafından yönetiliyor. Aslında aynı durum Harp Akademileri'ndeki konuÅŸmadan sonra da ortaya çıkmıştı. Akademik bir metni analiz edebilecek gazeteci sayısı maalesef çok azdı, ertesi gün daha çok iÅŸin magazinine kaçmıştı akademisyen kimliÄŸi olan köÅŸe yazarları bile.
Dünkü basın toplantısında kimi gazetecilerin sorduÄŸu sorularda da yine bilgisizliÄŸin, derse çalışmamışlığın izleri vardı.

Tabii bir de üslup meselesi.
'Topraktan silah fışkırıyor' gibi mahalle kahvesinde konuÅŸur gibi kurulan yüzeysel cümleler yakışıyor mu basın duayenlerine?
İlker BaÅŸbuÄŸ tepkilerinde haklıydı. Zaten açıklamalarının bir bölümünde de yandaÅŸ basının yanlı, çarpıtan haberlerinden dert yanıyordu. Bugünkü yorumculardan bir kısmı içeriÄŸine bakmadan bu sözlerin, 'Asker neden konuÅŸuyor ki' sığlığında yorumlar yapacaktır kuÅŸkusuz.
Oysa BaÅŸbuÄŸ'un tavrı çok netti: Belgesiz haber yapmayın... Nitekim kendisine yöneltilen spekülatif sorulara karşı verdiÄŸi yanıtta da 'Belgesi yok bunların' diye geri çevirdi. Özellikle Poyrazköy haberlerindeki abartma ve çarpıtmada yakınmakta haklıydı. Bir diÄŸer ÅŸikayet konusu da haklı olarak sızdırılan ses kayıtlarıydı.

Basın toplantısında öne çıkan konulardan biri mühimmat ve silah ayrımıydı. Bir diÄŸeri lav silahlarının tek kullanımlık olmalarıydı. Ama daha da önemlisi polisin elinde de bu silahlardan bulunduÄŸuydu.
Ayrıca Poyrazköy'deki araziye herkesin girip silah gömmüÅŸ olabileceÄŸini vurgulaması da önemliydi.
'Ergenekon Davası' hakkında konuÅŸulurken BaÅŸbuÄŸ'un gazetecileri kullanılan ifadeler konusunda hukuka saygılı davranmaya çağırması da manidardı...

Bütün bunlar konuÅŸmanın özeti...
Peki o toplantıya giden basın neden bunları bilmiyordu?
Neden Poyrazköy'deki arazi hakkında yeterli araÅŸtırma yapılmamıştı daha evvel yöneltilen sorularda? Lav silahının nasıl iÅŸlediÄŸini öÄŸrenmek çok mu zor bir gazeteci için? Mühimmat ve silah ayrımı bilmez mi medya mensupları? Neden televizyon ve gazetelerde hukuka uygun yayın yapılmaz?
Çok basit bir açıklaması var: Gazeteciler okumuyorlar, haber takip etmiyorlar, sadece birbirlerinin köÅŸe yazılarına bakıyorlar, bilgi kaynakları sınırlı, konularına hakim deÄŸiller.
Basın toplantısına gerçekten soru sorup yanıt almak için deÄŸil, orada görünmek, oraya gitmiÅŸ olmanın PR'ını yapmak için gidiyorlar. Kendilerini televizyonda görme hastalığına öyle bir tutulmuÅŸlar, kendileriyle ilgili meseleleri öyle boyutlara varmış ki bu onların mesleki hareket alanlarını da kısıtlıyor.
Anlamadıkları şudur: Orası 'Şekerim napıyosun' diye kadeh tokuşturup sosyalleşecekleri bir kokteyl değil, haber yapacakları bir sahadır.
O yüzden de rezil oluyorlar... O yüzden de sordukları her soruda karşı taraf onlara ayar veriyor.
Askerin önünde ezilen Türk Basını'na yazık.

Birand ne yapmaya çalışıyor?
BaÅŸbuÄŸ'un basın toplantısının bitiminde gazetecilerin yorumlarını dinlemek için CNN Türk'ü açtım... Ankara'daki ayaküstü deÄŸerlendirmenin ardından stüdyo programı baÅŸladı ve karşımda dörde bölünmüÅŸ bir ekran buldum. Spikerin dışındaki üç kiÅŸi konuktu. Biri İsmet Berkan, biri Erdal Åžafak, bir diÄŸeri de Yasemin Çongar... Üçünün de dünya görüÅŸü, neye hizmet ettikleri ortada... Basının sözde liberal ve demokrat kalemleri... Ortak özellikleri askerden hoÅŸlanmamaları...
Peki basın toplantısı biter bitmez üç ayrı konuÄŸun da üç aynı eÄŸilimi temsil etmesi adil ve dengeli bir yayıncılık mı? İlla asker düÅŸmanı gazetecilerin, yandaÅŸ basın tetikçilerinin mi deÄŸerlendirmesi gerekiyor BaÅŸbuÄŸ'un sözlerini?
Yorum yapacak baÅŸkası bulunamadı da mı çıta Erdal Åžafak'a kadar düÅŸtü? Yoksa bir maksat mı var, gerçekten merak ediyorum.
CNN Türk'ün başındaki Mehmet Ali Birand demokrattır ve liberalleri önemsiyor olabilir ama kanal ÅŸahsi görüÅŸlerine göre mi yönlenecek? EÄŸer öyle bir tercihi varsa bilelim.

Akif Beki'nin asıl sorunu
Sedat Ergin aslında en güzel yanıtı vermiÅŸ 'Ben onu okumuyorum' diyerek, Akif Beki hakkında. Türk Basını'nı en ince ayrıntısına kadar inceleyen bir gazetecidir Ergin, günde en az 50 köÅŸe yazısını satır satır okur... Akif Beki okuyacak 50 tane köÅŸe yazarı bulabilen bir gazeteciye bile kendisini okutamıyorsa ortada bir sorun var demektir...
Bu sorun Akif Beki'nin AKP'nin yandaşı olması değildir...
BaÅŸbakan'ın çantacılığını yapması, iktidar yalakalığı ya da geçmiÅŸte yaptığı görevler de deÄŸil... Zincirlerinden sıyrılmamış oluÅŸu, DoÄŸan Grubu'na alışamaması, baÅŸkaları tarafından istenmiyor oluÅŸu falan hiç mi hiç mesele deÄŸil... Bütün bunlar bahanedir.
Beki'nin çok basit bir sorunu var: BeceriksizliÄŸi...
Gerçekten çok ama çok yeteneksiz... Kötü bir gazeteci. Yetersiz, bilgisiz. Ama daha da önemlisi yazı yazmayı bilmiyor, cümle kuramıyor, satırlarında bir zeka kıpırtısına rastlamak mümkün deÄŸil.
Tek sorunu bu. Yazamıyor işte.
Kimse kusura bakmasın, birkaç yazısından sonra hakkında karar vermek mümkün oldu... Sedat Ergin okumamakta sonuna kadar haklı. Hiçbirimizin o kadar vakti yok.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3