Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Münevver cinayetinin rol modeli

Adamın adı Chuck Bass. Aslen bir lise öÄŸrencisi ama milyonlarca dolarla oynuyor. Kadınların striptiz yaptığı bir gece kulübü de var. Kendince şık, baÅŸkalarına göreyse rüküÅŸ denebilecek kıyafetler giyiyor. Rahmi Koç'un gardırobunu düÅŸünün. Chuck Bass de renkli pantolonları, papyonlarıyla meÅŸhur.
AÄŸzında altın kaşıkla doÄŸmuÅŸ, zaten Amerika'nın önde gelen ÅŸirketlerinden Bass Industries'in veliahtı. Hayatta hiçbir ÅŸeyi kazanmaya ihtiyacı olmayan sayılı insanlardan biri. Babasını kaybettikten sonra serveti daha da arttı.
Ancak Chuck Bass'in bir sorunu var. Fazlasıyla canı sıkılıyor... Åžampanya patlatılan, kokain çekilen, grup seksli partiler kesmiyor genç adamı. Bir türlü tatmin olmuyor, bir türlü hayattan zevk almıyor. Sürekli arayış içinde.
Bu arayışı da kötülükle kapatmaya çalışıyor. Beyni sürekli kumpas, entrika, skandal üretiyor ve bunları uyguluyor. Ne de olsa imkanları var, onu bu kötülük yolculuÄŸunda yalnız bırakmayacak arkadaÅŸları da.
Gün geçmiyor ki baÅŸka insanların canını yakacak oyunlara giriÅŸmesin. Yıktığını yaktığını ailesi temizliyor.
Asla 'iyi bir insan' deÄŸil ama bir ÅŸekilde karizmatik. Zaten bu karizması da onu tüm kötülüÄŸüne raÄŸmen gençler arasında bir 'rol modeli', 'idol' ya da 'kahraman' yapıyor. Oysa bildiÄŸimiz anlamda tam bir anti-kahraman.
Adım gibi eminim Cem GaripoÄŸlu da, Münevver Karabulut da Chuck Bass'e aÅŸinadır. Çok yakından takip ettiklerine, maceraları üzerine konuÅŸtuklarına, yer yer onun davranışlarını örnek aldıklarına ÅŸüphem yok.
Bugünlerde Amerika'da da Türkiye'de de üst gelir düzeyine mensup genç insanların hepsi Chuck Bass'i yakından tanıyor.
O, Türkiye'de de gösterilen 'Gossip Girl' dizisinin en önemli karakteri. Bütün gençler bu diziyi konuÅŸuyor, gündelik hayattaki ve genç insanlar üzerindeki etkisi inanılmaz.
'Gossip Girl' adı bilinmeyen bir genç kızın İnternet'teki günlüÄŸünden New York sosyetesinin genç bireyleri hakkında aktardığı dedikodulardan oluÅŸan bir dizi. Çıktığı günden beri çok beÄŸeniliyor.
Gençlerin meselelerinin aÅŸağı yukarı her yerde aynı olduÄŸunu bu diziden de görebiliyoruz: İyi giyinmek, lüks yerlere gitmek, erkek/kız arkadaÅŸ problemleri vs. vs.
Münevver Karabulut cinayetinde de ayrıntıları genç kızın günlüÄŸünden öÄŸrenmiyor muyuz?
Cem'in ona Prada çanta aldığını, onun Bvlgari parfüm hediye ettiÄŸini, Cem'in 2750 TL'ye trençkot beÄŸendiÄŸini...
'Gossip Girl'de de kızların tek derdi Butter'da partiye gitmek, Bergdorf'dan alışveriş yapmak ve asla ama asla metroya binmemek...
Hatta ve hatta Cem de klon bir Chuck Bass gibi ÅŸirketler yönetiyor, toplantılara katılıyor, 'büyümüÅŸ de küçülmüÅŸ' iÅŸadamı tavırlarında.
Tek bir fark var sadece: Chuck Bass'in kumpasları, hatta ölüm oyunları bile, çok daha zekice kurgulanmış olur. Ve yaptığının altında da illa bir neden, bir motivasyon olması beklenmez. Salt kötülük adına da birtakım davranışlar sergileyebilir, çünkü o Bass'tir.
Ama Cem GaripoÄŸlu'nun paniÄŸi, amatörlüÄŸü ve psikologların okuduÄŸu davranış biçimlerinde illa ki bir neden, bir motivasyon var. Bu cinayetle ilgili en çok bu konunun aydınlanmasını bekliyorum.
İngilizce'de 'poetic justice' diye bir kavram vardır; bir hikayenin sonunda herkesin layığını bulmasına iÅŸaret eder. Ancak ÅŸiirsel adalet her zaman hayatta gerçek olmuyor.
'Gossip Girl'de Chuck Bass kötülüÄŸünün karşılığında illa ki bir bedel ödüyor. Yaptığının ÅŸiddetine göre.
Bakalım yeryüzü adaletinde Cem GaripoÄŸlu'nun ödeyeceÄŸi bedel ne olacak?

'Şişman erkek' modası başladığı gibi bitti
Hollywood dönem dönem algılarımızı ve hayata bakışımızı sarsmak adına radikal adımlar atar, bu sayede birden normalin tanımı deÄŸiÅŸir. Eskiden kabul görmeyen kıyafetler çok hip bir oyuncu tarafından giyilince moda olur, bazı beden ölçüleri sırf birkaç yıldız o ölçülere sahip olduÄŸu için insanları spor salonlarına koÅŸturur.
Zaman zaman da Hollywood insana kendisini iyi hissettirmek için kimi molalar verir... Birden bakarsınız ki karbonhidrat kullanmak iyidir, tutuklanmakta sorun yoktur, hamile kadın da seksidir... Bunun adı 'Starlar da bizim gibi yaşıyor' aldatmacasıdır.
Bu aldatma numaralarından birine fena halde alet oldum. Farkında olmalısınız, Hollywood'un yeni yıldızları giderek ÅŸiÅŸman erkekler arasından çıkıyor. Jack Black, Philip Seymour Hoffman ve de Seth Rogen... Hollywood'un en ünlü film oyuncuları arasında yer alıyor bu üçlü. Jack Black biraz Recep İvedik'vari, basit, fazla zeka pırıltısı göstermeyen bir komedyen ama seveni seviyor.
Hoffman ise daha ilk filmlerinde kendisinin 'büyük oyuncu' olduÄŸunu ve adından daha uzun yıllar söz ettireceÄŸini göstermiÅŸti.
Benim ÅŸahsi favorimse Seth Rogen... 'Judd Apatow Komedi Okulu' olarak bilinen yeni bir sinemasal hareketin öncülerinden, hem zeki hem de çok komik olabilen bir adam. Mesela rahatlıkla 'Knocked Up'ı son 10 yılda yapılan en iyi filmler arasına koyabilirim.
Rogen, Hollywood'un mutlu ÅŸiÅŸmanlarından biriydi. Kiloları filmlere epey malzeme katıyordu, bunun üzerinden bir sürü parodi ilerliyordu.
Geçenlerde 8 Nisan tarihli Saturday Night Live'ı izledim, Seth Rogen sunuyordu. Peki o da ne? İnceldikçe incelmiÅŸ, 'Milyonlarca kilo verdim' diyordu zaten ÅŸaÅŸkınlık içinde onu alkışlayan izleyiciye.
O an Hollywood'un ÅŸiÅŸmanlara 'Kendinizi iyi hissedin, siz de insansınız' diye gösterdiÄŸi jestin süresinin dolduÄŸu andı. O sevimli ÅŸiÅŸman bir anda fit bir genç oyuncuya dönüÅŸmüÅŸ...
Kıssadan hisse: Kendimizi Seth Rogen'la avutma dönemi bitti.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3