Medyada genellikle yaptığı yalan haberlerle ve Cemaat'e gizliden baÄŸlılığıyla gündeme gelen, CIA baÄŸlantılı çalışanları olan küçük bir gazete dün Mardin'deki katliamla ilgili 'Terör: 45 Ölü' baÅŸlığını kullanmış. İçine hemen JİTEM'i de katmış gazete, kendince olaylardan bir ÅŸekilde askeri de sorumlu tutmaya çalışıyor.
Peki sonra ne oldu?
Masa başında kafalarından uydurarak attıkları bu manÅŸet gazete piyasaya çıktıktan birkaç saat sonra ellerinde patladı.
Bakın köylülerden biri İçiÅŸleri Bakanı BeÅŸir Atalay'a yaÅŸananları nasıl anlatmış: 'Bunlar öz ablamın çocukları. Onların amacı bizi tamamen silmek ve olayı terör örgütüne mal etmek.'
Daha resmi açıklama yapmadan kendi kendilerine sonuca varan komplocu gazetecilere bir ders olacak mı, göreceÄŸiz.
Bu Türk Basını'nda bir alışkanlığa dönüÅŸmedi mi artık? Her büyük olayın ardından ortada hiçbir ÅŸey yokken gazeteciler kendi kendilerine atıp tutuyorlar: 'Bu olayın altında baÅŸka bir ÅŸey var', 'Bu bir örgüt iÅŸi', 'Askerle ilgisi var' ya da 'Ergenekon yapmıştır' gibi akılları sıra ezberbozan açıklamalar yapıyorlar.
Sonra bunların hiçbirinin olmadığı ortaya çıkıyor; iÅŸi piÅŸkinliÄŸe vuruyorlar.
Kimse kalkıp da 'Ya kardeşim sen bunları nereden biliyorsun' diye sormuyor...
Bu gibi büyük olaylarda serinkanlı olmak bir zorunluluktur. Televizyonların da, gazetelerin de ilk 24 saat içinde önce haberi vermesi, yorumu ertelemesi beklenir. Uluslararası geçerliliÄŸi olan gazetecilik kuralları bunu gerektirir.
Dikkatimi çeken bir nokta daha var.
Ekran yüzleri bu sözde 'ezberbozan' açıklamaları söyleyenleri ekranda ağırlıyor, konuÅŸturdukça konuÅŸuyor. Nedeni çok basit: Atıp tutanlar bilgisiz, onları ekrana çıkartıp konuÅŸan onlardan daha da bilgisiz. Hiçbiri habere, ayrıntıya hakim deÄŸil. Derinlemesine bir birikimleri, donanımları yok. Her ÅŸey kulaktan duyma, üçüncü beÅŸinci ağızlardan onlara aktarılanlardan ibaret. Bu yüzden de oturup masa başında yalan yanlış komplolar üretenlere inanıyorlar, onları nedense çok önemsiyorlar.
Özellikle Mirgün Cabas ve Reha Muhtar'ı kastediyorum. Hayranlık duydukları kiÅŸilerin kafalarının nasıl çalıştığını bir türlü anlamıyorlar: Bu adamlar belli bir ÅŸablon belirlemiÅŸtir, dünyaya o ÅŸablon çerçevesinden bakar, 'uysa da uymasa da' olayları eÄŸip bükerek o ÅŸablona oturtmaya çalışıyorlar.
Saç modeliyle habercilikten daha çok ilgilenen Mirgün Cabas gibi cahiller de onların palavlarını aÄŸzı açık dinler... Yazık...
Ne GüneydoÄŸu'yu, ne töreyi, ne koruculuÄŸu bilirler... Yıllardır sahaya inmemiÅŸlerdir zaten, hep beraber Türkiye'yi sadece televizyondan izlerler.
İşin kötüsü, bu cehalet ordusunun yanlışlarını düzeltmekten asıl tartışmamız gereken meselelere de sıra gelmiyor.
Engin Temel cinayeti nasıl tıkandı?
Pazartesi günü Engin Temel'in katliyle ilgili olarak 'Münevver Cinayeti'ni çözmeye bu kadar hevesli, hatta ihbarlar için ödül koyan bir medyanın en az bu kadar medyatik unsurlar barındıran bir baÅŸka cinayetin ucunu bırakması, resmi açıklamalar ve ajans haberleri dışında neredeyse hemen hiç ilgilenmemesi doÄŸal mı?' diye sormuÅŸtum.
Hem Münevver'in hem de Engin Temel'in öldürülmesi olayını ısrarlı takip eden Habertürk gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı aradı.
Habertürk muhabirlerinden bu olayı da sonuna kadar takip etmelerini istediÄŸini, haber merkezinin araÅŸtırmayı ısrarla sürdürdüÄŸünü, hatta en son haberi geçen hafta yaptıklarını söyledi. Ancak bütün bunları yapmakla beraber bir noktaya gelip tıkandıkları da itiraf etti...
Kameralara takılan bir görüntüde Engin Temel'in infaz edenlerden birinin telefonla görüÅŸtüÄŸü saptanmış. O saatte o bölgede kimin kiminle konuÅŸtuÄŸu tespit edilse büyük bir yol alınacakmış cinayetle ilgili...
Ama soruşturma gelip burada duruyor... Dolayısıyla habercilik de...
Fatih Altaylı da, ben de, herkesin konuÅŸmalarının ortalığa saçıldığı bir dönemde 'mahremiyet ihlali' gerekçesiyle mahkemenin bu telefon trafiÄŸinin açıklanmasına izin vermemesini manidar bulduk.
Çifte standartlı bir uygulama deÄŸil mi?
Üstelik burada konuÅŸmaların içeriÄŸi de açıklanmayacak, sadece polis konuÅŸmalardan iz sürecek.
DoÄŸrusu, soruÅŸturmanın böyle bir ayrıntıda kilitlenmiÅŸ oluÅŸu 'Üzeri kapatılıyor mu' iddialarını da güçlendiriyor. Engin Temel'in öldürülüÅŸünde hiç yol alınmadı altı aydır ve sabırlar, umutlar tükeniyor.
Bununla beraber de pek çok dedikodu üretiliyor, isimler saçılıyor. Fısıltı gazetesi belki de olmadık insanları infazlıyor, itham altında bırakıyor.
Hepimiz ÅŸunu merak ediyoruz: Bu cinayet özellikle çözülmüyor mu, yoksa çözülemiyor mu?
En iyi radyo (bana göre)
Asla uslanmaz bir 80'ler-90'lar hastası olarak o dönemin güzel ÅŸarkılarını sürekli dinleyebileceÄŸim bir 'mecra' arayışındaydım. Bir zamanların VH-1 kanalı gibi. Bu uÄŸurda iTunes radyolarını bile uzun uzun inceledim, bir türlü tam tatmin edenini bulamadım.
Bir gün arabada giderken 87.7 frekansında yayın yapan Billboard Radio'yu keÅŸfettim. Daha evvel Kadir Çöpdemir'in yönettiÄŸi bir Türkçe radyoydu, sonra konsept deÄŸiÅŸtirmiÅŸ.
Ne zaman açsam ya bir 80'ler ya da bir 90'lar klasiÄŸi çalıyor...
Türkiye'nin 'radyo günleri' için milat 90'lı yıllardır, özel radyolar arasında da Capital Radio'nun yeri ayrıdır. DoÄŸuÅŸ Grubu, Capital Radio'nun frekansını alıp mahvetti, rezil bir Virgin Radio'ya dönüÅŸtürdü ve ruhunu öldürdü.
Capital Radio'da Gin Blossoms'ın 'Hey Jealousy' ÅŸarkısı çalacak diye saatlerce radyo başından ayrılmadığımı bilirim. O günler maalesef geride kaldı, hoÅŸ bir '90'lar nostaljisi' sadece. (Bu ÅŸarkı ve o dönem ayrı, uzun bir yazı konusu olmayı fazlasıyla hak ediyor...)
Fakat Billboard Radio projesi Capital Radio'yu yok edenlerin bütün günahlarından arındıracak kadar iyi; zaman zaman bayık pop ÅŸarkılarına teslim olsalar da genellikle hep sözlerini ezbere bildiÄŸimiz ÅŸarkılar çalıyorlar.
Trafikte sıkışmışken radyoda aniden 'Billy Jean' ya da 'Kayleigh' çalması çok iyi geliyor.
KeÅŸke 80'ler playlist'ine biraz daha rock koysalar; The Cure, Depeche Mode falan... Ama bu hali bile hiç yoktan iyi.
İki blog önerisi
Amerikalı yıldızın kilo vermesiyle ilgili meÄŸer ne büyük bir tartışma dönüyormuÅŸ... Seth Rogen'in kendisini paraya sattığını söyleyenlerden, ona artık hayranlık beslemeyeceÄŸini düÅŸünenlere kadar... Bir bölümünü kentfisiltilari.blogspot.com adresinde topladım, bakabilirsiniz.
Hazır blog'lardan bahsetmiÅŸken, son günlerde beni en çok güldüren ve hayatımda gördüÄŸüm en çığrından çıkmış site olan madiclara.blogspot.com'a da uÄŸramanızı ısrarla/ÅŸiddetle tavsiye derim. Yalnız uyarayım: İçerik herkese göre deÄŸil.