Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Cihangir'i çok sevmiştim

MURAT BELGE'YE GİRİŞ - BÖLÜM 1
Cihangir'i çok sevmiÅŸtim

Ben yazı hayatıma Cihangir çevrelerinde baÅŸladım diyebilirim. İlk yazılarım bugün artık basında efsaneleÅŸmiÅŸ editör TuÄŸrul Eryılmaz'ın elinden geçti, pek çok ÅŸeyle beraber yazmayı öÄŸrenmemde katkısı inkar edilemez. Eryılmaz, 'Cihangir Cumhuriyeti'nde bir efsaneydi. Bohemler yan gelip yatarken büyük medya içinde o cenahtan gerçekten çalışan ve üreten ender isimlerden biriydi öncelikle. Dahası, günlerini kahvelerde birilerine akıl öÄŸreterek geçirenlere bunu kamuoyu önünde yapma fırsatı tanıyıp onlardan yazar yaratan kiÅŸiydi de; bugüne kadar çıkardığı dergiler bunun örnekleriyle doludur.
Hal böyle olunca öyle bir ortamda gazetecilik yapmanın bazı ön koÅŸulları da oluÅŸmuÅŸtu. Adeta belli bir 'kulübe' üye olunca, belli figürlere biat edince meslek vizesi veriyorlardı.
Büyük ihtimalle baÅŸtan yola böyle çıkılmamıştı; ne Yeni Gündem'de, ne Sokak'ta ne de Radikal İki'de. Ama yolun sonunda böyle bir sistem oluÅŸmuÅŸtu.
Bu düzen ister istemez kendi dokunulmazlarını ve putlarını da yaratıyordu. İstanbul'un Cihangir semtinin henüz dizi oyuncuları tarafından iÅŸgal edilmeden önce ÅŸöyle bir özelliÄŸi vardı: Birbirine komÅŸu olan insanların ortak ürünleri kültürel hayata sunulur, sonra bu aynı insanlar birbirleri över dururdu. Çok da küçük bir çevre, eÅŸ-dost-ahbap iliÅŸkileriyle yürür dururdu.
KuÅŸkusuz bu insanların çıkardığı yayın organlarında iyi gazetecilik örnekleri de sergilendi ama bu mecraların bir fonksiyonunun da 'bizbize' konuÅŸmak olduÄŸunu anlamak içinde yer alınca daha kolaydı.
Pek çok kriter de tabii ki ÅŸahsi iliÅŸkilerle belirlenmiÅŸti: İzzet Çapa'dan bahsetmek yadırganır, ama Ece Bar her fırsatta övülür; Barış Pirhasan el üstünde tutulur, ama Osman Sınav görmezden gelinir. Anladınız iÅŸte.
Elbette inkar etmeyeceÄŸim, bu insanların arasına genç yaÅŸta düÅŸmüÅŸ biri olarak 'biat'a elimden geldiÄŸince dahil olmaya çalıştım. Kabul görmek, bir ÅŸeyler yapmak isteyen birinin baÅŸka bir çaresi de yoktu. Yeteri kadar vefa borcumu ödedim, övdüm diye düÅŸünüyorum.
O etkiyi üzerimden atmam uzun bir arınma-detoks sürecini gerektirdi sonradan.
Zaten zamanla yollarımızın ayrılması da kaçınılmazdı; Cihangir bana yetmemeye baÅŸladı, sanırım onlar da benden zaten başından beri pek hoÅŸlanmıyorlardı. Bırakın burada metafor olarak bahsettiÄŸim dünyayı, semt olarak Cihangir'e gitmelerim bile seyrekleÅŸti.
Aslında onlar da içten içe benim bu biatımın zorunluluktan olduÄŸunu, biraz içinde sahtekarlık barındırdığını biliyordu. Kaldı ki ben Ufuk Güldemir ve ErtuÄŸrul Özkök gazeteciliÄŸini daha çok sevdim ve dillendirmekten de çekinmedim...
Yolu Cihangir'den geçen ve hayatının tamamını orada geçirmemeye karar vermiÅŸ herkes için buranın 'cemaatçi' ve 'tarikat' benzeri yapısı fazlasıyla belirgindir. Bu sahte cemaatin parçası olmayanlar da doÄŸal olarak bir tür 'dönek' diye yaftalanır; jargon daha kibar ve bu çevrelerin elitizmine uygun olarak üst perdeden olsa da.
Cihangir'e 'dışarıdan' baktıkça bu çevrelerdeki yapılanmanın tıpkı İslamcılarla yoÄŸun bir benzeÅŸme içinde olduÄŸunu görmek de mümkün oldu. ErtuÄŸrul Özkök'ün 'biat medyası' tanımına uyacak her ÅŸart mevcuttu.
Ortak bir düÅŸünceyi dillendiren, ortak bir siyasi duruÅŸa sahip ve herhangi bir farklılığa yer vermeyen bir 'bütünlük' oluÅŸturmuÅŸlar kendi aralarında. Orwell'in 'Hayvan ÇiftliÄŸi'ne benzer ortamda elbette bütün hayvanlar eÅŸit, ama tabii ki bazıları daha da eÅŸitti.
Bugün yansımalarını liberaller arasında gördüÄŸümüz bu daha eÅŸitler doÄŸal olarak Cihangir Cumhuriyeti'nin putlarıydı. Sistemin devamlılığı için de düzenin yeni putlar yaratmasına katkıda bulunmak gerekiyordu.
Bu konuda bir parantez açmam zorunlu:
Bugünlerde bakıyorum müritlikten tanrılar katına geçiÅŸi tamamlamak üzere yeni bir put daha parlatılıyor. 'Sözde' sosyalist olarak tanımlayacağımız ama daha çok İslamcı gazetelerde yer alan liberallere daha çok benzeyen Ahmet İnsel. 'Ergenekon davası siyasi bir hesaplaÅŸmaya dönüÅŸmesin' mealindeki Birikim'deki yazısı İstanbul entelijansiyasında İncil muamelesi görüyor, adeta bu kutsal metne tapınılıyor.
İçinde orijinal ve yeni hiçbir ÅŸey yok, dahası 'liberal' olmayan çevreler tarafından, mesela Cumhuriyet yazarlarınca defalarca tekrarlanmış tezlerden oluÅŸuyor. Bunları söyleyen insanlara birkaç ay öncesine kadar 'Ergenekoncu, darbeci' gibi etiketler vuruluyordu. Ama ÅŸimdi İnsel söylediÄŸi için rüzgar döndü, alkış tutuluyor.
Sistemin diÅŸlilerinin nasıl döndüÄŸüne bundan daha güncel bir örnek olamaz.
DüÅŸünüyorum, acaba 'kavuk' ona mı bırakılacak diye...
Tabii ki bütün bu sistemin kurucusunun, bugün tanrılar katının en kıdemli ve iktidar sahibi üyesinin kavuÄŸu. Biatın mimarı, kendisine peygamber muamelesi yaptıran entelektüellerin ilki, Murat Belge'nin kavuÄŸu...
'Bir Murat Belge portresi girişimi' bu uzun giriş olmadan başlayamazdı.
To be continued.

Cihangir Cumhuriyeti'nde varolmanın kuralları
1. EÄŸer ömrünüzü Cihangir Cumhuriyeti'ne biat ederek geçirirsiniz bu çevreler size belli garantileri verir: Her koÅŸulda ve ÅŸartta övülürsünüz, görüÅŸlerinizi dillendirecek bir mecra illa ki bulursunuz, 'doÄŸru söylemek' ya da 'onuncu köy' aramak gibi bir zorunluluÄŸunuz yok.

2. Bir gün, sadece bir gün bile, haddinizi aÅŸarsanız, size çizilen sınırların dışına çıkarsanız, ortak görüÅŸten farklı bir ÅŸey seslendirirseniz de toplu bir saldırı, bir linç giriÅŸimi baÅŸlar.

3. Cihangir Cumhuriyeti'ne saldıranlar toplu bir lincin hedefi olurlar. EÄŸer bu çevreler sizi baÄŸrına basmışsa dışarıdan gelen eleÅŸtirilere topluca yanıt verilir. Birkaç yayın organı sizi savunmak için topluca devreye girer.

4. Ne kadar yeteneksiz olsanız da kitabınızı bastıracak bir yayınevi bulursunuz. Yazmayı bilmeseniz bile yazacak bir köÅŸe bulursunuz. Birileri sizi düzenli olarak televizyon programlarına davet eder. Dizi danışmanlığından sivil toplumculuÄŸa kadar 'ek gelir' kapıları sonuna kadar size açıktır. Tek yapacağınız sonuna kadar biat edeceÄŸinizin garantisini vermektir.

5.
Sezen Aksu'nun yalısına davet edilmek, Deniz Türkali'nin bir projesinde yer almak, Zeynep Tanbay-Ufuk Uras çiftiyle kokteyllere katılmak, Murathan Mungan'ın yayımlanmamış çalışmasını telefonda yazarın sesinden dinlemek bu çevrelerde yer almanın 'fringe benefit'leridir.

6. Cihangir Cumhuriyeti'nden dönenler de tıpkı İslamcılar'ın arasından dönenler gibi eski mahalleleri tarafından kurban edilirler. Bu kural kesin ve nettir, sarsılamaz. Bir daha asla geri kabul edilemezsiniz. Radikal'cilerin Hadi Uluengin'e, Vakit'in Ahmet Hakan'a saldırıları gibi. Elbette arada bir kalite farkı var.

7.
Periyodik olarak oturma ve varolmaz izniniz tanrılar kurulu tarafından gözden geçirilir ve hakkınızda 'tamam mı devam mı' kararı verilir.

8.
Şakirdlerin Philadelphia ziyareti gibi arada sırada Otto Santral'e ya da Saki Meyhanesi'ne gidip Murat Belge'yle oturmak faydalı olacaktır.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3