Bir süredir 'muhafazakar' kesimde gözlemlediÄŸim bir 'trend' var: Ev hayvanı. ÇeÅŸitli semtlerde köpek gezdiren baÅŸörtülü kadınlara rastlıyorum. Üstelik öyle av köpeÄŸi filan da deÄŸil. BildiÄŸiniz ev köpeÄŸi.
***
Bu gözlemimi desteklemek için geçtiÄŸimiz hafta İstanbul'un muhtelif kesimlerindeki veterinerleri aradım. BaÄŸdat Caddesi'nden, Üsküdar'a, YeÅŸilköy'den BeÅŸiktaÅŸ'a kadar farklı noktalardaki kliniklerle görüÅŸtüm. Sonuç: Öyle bir anda binlerce köpekli ve baÅŸörtülü kadın ortaya çıktı diyemeyiz ama son zamanlarda baÅŸörtülü müÅŸterilerimiz de oldu. Daha önce hiç yoktu, diyorlar. Acaba bu neyin iÅŸareti?
***
İslam, fonksiyonel deÄŸilse evde hayvanla birlikte yaÅŸamaya pek sıcak bakmaz. Hatta 'İçinde kedi, köpek bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceÄŸi, ev sahibinden bazı sevapların azalacağı' gibi hadisler vardır. Bu nedenle muhafazakar kesimin evlerinde kedi, köpeÄŸe rastlanmazdı. Åžimdi bunun deÄŸiÅŸiyor olması ilginç. Belli ki son dönemde sınıfsal olarak yer deÄŸiÅŸtiren muhafazakarlar evde kedi, köpek beslemeyi bu deÄŸiÅŸimin bir parçası olarak görüyorlar. Yani bir nevi sınıf atlama olarak. Bu sınıf atlama güdüsü öyle güçlü ki geleneklerinin önüne geçiyor. Bir statü sembolü oluyor. Evinde hayvan beslemeyi 'elit' olmakla bir tutuyorlar herhalde.
***
Türkiye'de para el deÄŸiÅŸtirip, toplumsal yapı buna paralel olarak deÄŸiÅŸtikçe birçok kavramın içi boÅŸalmaya baÅŸladı. Cumhuriyetin başından beri yarattığımız kalıplar artık bugünü anlatmaya yeterli gelmiyor.
***
Bu içi boÅŸalan kavramlardan biri 'muhafazakarlık'. Biz ibadet eden Müslümanlara muhafazakar dedik. Ve onların bugünkü karşılığı olarak da baÅŸörtülü kadınları, içki içmeyen erkekleri gördük. Son dönemde etrafımıza baktığımızda bu insanların yaÅŸamlarında deÄŸiÅŸikliÄŸe en açık insanlar olduÄŸunu görüyorum. Onların neyi nasıl muhafaza ettiÄŸini anlamış deÄŸilim. Aksine. Toplum içinde yer deÄŸiÅŸtiriyorlar, moda ile tanışıyorlar. Daha önce hayatlarında olmayan 'tatil' kavramını hayatlarına sokuyorlar. Åžimdi de evlerinde hayvan besliyorlar.
***
Bu kesim gittikçe 'ÅŸehirlileÅŸiyor'. Ancak bu ÅŸehirlileÅŸme ÅŸimdilik 'taklit' üzerinden yürüyor. Henüz özgünleÅŸip, kitleleri peÅŸinden sürükleyecek özgüvene ve güce sahip deÄŸiller. Türkiye asıl deÄŸiÅŸimi bu kesim trendsetter (akım belirleyici) olduÄŸu gün yaÅŸayacak.
Çapa'dan tam isabet: Perestroyka
GECE hayatında tutunmanın en önemli sırrı toplumu ve eÄŸilimlerini iyi okuyabilmek herhalde. Nitekim İzzet Çapa bunu çok iyi baÅŸarıyor. Açtığı her mekan popüler oluyor. Bunların sonuncusu Akaretler'deki Perestroyka.
***
Perestroyka 'ekonomik olarak yeniden yapılanma' demek. Gorbaçov'un ana politikalarından birinin ismiydi. (DiÄŸeri Glasnost, yani 'ÅŸeffaflık'tı). Çapa yeni mekanına Perestroyka diyerek Türkiye'nin içinden geçtiÄŸi deÄŸiÅŸimi de muzip bir ÅŸekilde hatırlatmış oluyor. Ancak Çapa'nın mekanı bu deÄŸiÅŸime göre adlandırılmış olsa da orayı dolduranlar hala perestroyka öncesinin sosyal sınıfları. Para el deÄŸiÅŸtirse de mekanlar el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ deÄŸil henüz.