AKŞAM GAZETESİ | Avni Başoğlu | 2009-06-18
Sayfa yapılırken, Alaattin abi sordu, ben de 'F.Bahçe Zagreb'de yendi. Burada mı yenemeyecek' dedim. Kanarya beni, fena halde yanılttı. Maç boyu, F.Bahçe'nin oyununa inanamadık. Ne savunma, ne de hücum vardı. Bence 'Tatlı Final-Four Hayallerimiz' Abdi İpekçi'ye gömüldü. Şimdi iş 'Olmayacak duaya amin demek gibi bir şey olan, matematik hesaplara kaldı.' O da, mucize ötesi bir şey. Kısacası, iş bitti.
F.Bahçe ilk periyotta, hücumda çok top kaybı yaptı. Şut yüzdesi de zayıf kaldı. Buna savunmada pota çevresindeki gedikler de eklenince, skor hakimiyeti Cibona'ya kaptırıldı. İlk 8 dakikada 10 fark yiyen F.Bahçe, bol değişiklikler yaparak 'Savunmayı yamalarla kapatmaya çalışsa da, yamalar tutmadı ve kolayca patladı!' Savunma çok yumuşak ve bol gedik veren görüntülerle seyretti. Fark periyot sonunda, 14'e kadar çıktı. 2. periyotta, Cibona üçlüklerle ve pota altı basketlerle, savunma duvarımızı kolayca aştı. Hatta, savunma duvarı diye bir şey kalmamıştı. Pota altı savunmamız, adeta süzgeçe döndü. Yüklenen, delip geçiyordu. Özellikle de, ABD'li 2.08'lik center Homan. Devre sonuna kadar 5/6 ile pota altımızda burgu gibi çalıştı. Kus mükemmel oynuyordu ve fark 2 dakika içinde 17'ye çıktı. F.Bahçe Mrsiç ve Preldziç gibi dış oyuncularıyla bile üç sayı kısırlığına son veremeyince, Cibona'nın zengin üç sayı hasadına yenildi ve devreyi, 27-49 ile 22 sayı geride kapattı.
Son iki periyot, ilkinden, daha da beterdi. Kısacası, işimiz Allah'a kaldı!