AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-06-18
Ülkemizde tam anlaşılmayan iki gerçek var. Birincisi, biz artık dünyaya endeksli, ekonomimizde ithalat ve ihracat toplamının GSYİH'nın yüzde ellisi oranına dayandığı açık bir ekonomiyiz. Bu nedenle dünyada ne olursa bizi de aynen etkileyecek. Bundan sonra da hep böyle olacak.
İkincisi, dünya ve bizim toparlanmamız için önce ABD, sonra başta Almanya olmak üzere Avrupa toparlanacak. Çünkü bizim tam toparlanmamız için sadece iç talep yetmez, dış talebin de toparlanması gerek. Bu da ancak ihracat ve ithalatımızın yarısını yaptığımız Avrupa'nın toparlanması ile mümkün.
Artık kabul etmek gerek ki, ABD krizden çıkış sürecine başladı ve Avrupa'dan gelen haberler de bazen iyi bazen kötü ama Avrupa'da da tersine dönüş süreci başlamış bulunuyor.
Şimdi Türkiye'ye dönelim ve ülkemizde gerçekleşenlere bakalım.
2009 yılı ilk çeyreği milli gelir verileri henüz ilan edilmedi. Tüm dünyada olduğu gibi bizde de ilk çeyrek ilan edildiğinde, çok büyük daralma, yani negatif büyüme ilan edilecek. Ve tabii 2009 yılı bütününde büyüme de, en az eksi 6 civarında olacak. İlan edilen yatırım, istihdam ve kredi garantisi önlemlerine rağmen gerçek budur.
Milli gelir sayıları geç ilan edildiği için ise, sanayi üretimi gelişmeleri, birçok kimse tarafından ekonomik faaliyete dönük esas gösterge olarak alınmaktadır.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi 'betam' da uzun zamandan beri sanayi üretimi, istihdam gibi verilere bakarak geleceğe dönük ekonomik öngörüler ve tespitler yapmaktadır.
Aşağıda detayını vereceğimiz araştırma Dr. Seyfettin Gürsel ve betam araştırmacılarından Onur Altındağ tarafından gerçekleştirilmiştir.
Betam araştırmasına göre Türkiye dibi bulmuş bulunuyor.
Küresel krizin Türkiye üzerindeki etkilerini izlemek için takip edilen göstergeler arasında sanayi üretimi kritik bir unsurdur. TÜİK'in sanayi üretim endeksi verilerine göre nisanda üretim yıllık bazda yüzde 18,5 düştü.
Ancak, mevsimsel etkileri ve çalışılan işgünü sayısını dikkate aldığımızda, aylık sanayi üretim endeksinin 11 aydan sonra ilk kez marttan nisana yüzde 1 yükseldiğini görüyoruz .
Önemli bir öncü gösterge olan ve mayıs rakamları TÜİK tarafından çarşamba günü açıklanan imalat sanayii kapasite kullanım oranı da sanayi üretimindeki artışı doğruladı.
Mevsimsellikten arındırılmış ve iş gününe göre düzeltilmiş kapasite kullanım oranında da marttan nisana, yüzde 2.4 ve nisandan mayısa da yüzde 2.6 artış gözlemleniyor.
Bu gelişmeler Türkiye ekonomisinde küçülmenin durduğuna dair güçlü sinyaller olarak kabul edilmelidir.
Ancak dünyaya endeksli her ekonomi için geçerli olduğu gibi Türkiye için de salt iç talebin, yani iç tüketimin ve iç yatırımın ekonomiyi ayağa kaldırması mümkün değildir. Bu nedenle dış talep bundan sonra yakından takip edilmesi gereken kritik göstergedir.
Yarın 'betam' araştırmasının, sanayinin alt kalemleri konusundaki tespitlerine bakacağız. Araştırmanın bütününe internetten ulaşılabilir.