AKŞAM GAZETESİ | Gürkan Hacır | 2009-06-18
Tom Hanks'in başrolünü oynadığı Dan Brown'ın aynı adlı eserinden beyazperdeye uyarlanan 'Melekler ve Şeytanlar' vizyonda. Filmde İlluminati örgütüyle mücadele eden bir profesörün başından geçenler konu ediliyor. İlluminati'nin kilisenin hakimiyetini kırmak için işlediği acımasız cinayetler anlatılıyor. Peki İlluminati nasıl bir örgüttür? Nihai amacı nedir? Bu amacı gerçekleştirmek için her türlü entrikayı veya cinayeti işleyebilir mi?
İlluminati 1776 yılında Almanya'da Adam Weishaupt tarafından kuruldu. Amacı ünlü bilgin Galileo'nun bilimsel açılımlarının ışığında kilisenin baskıcı tutumuna karşı durmaktı. Kelime anlamı 'Aydınlanmış Olanlar'dı. Aydınlanma yolu ise dört kiliseden geçip melekler kalesine varmaktı. Örgütün felsefeleri giderek derinlik ve kapsam kazandı. Kaostan kaynaklanan düzen adını verdikleri bir sistemi dünyaya yaymaya çalıştılar. Buna göre bir düzen sağlamak için iki farklı görüşü/düşünceyi de etkin kılmak gerekiyordu. (Bugün birçok demokraside yaşadığımız 'İki partinin de birbirinden yok farkı' serzenişini hatırlayın...) Bir aksiyon ancak karşıtıyla var olabilirdi. Bunun da adını 'kaostan kaynaklanan düzen' koydular.
'İlluminati, kendi sahte muhalifini yaratan ustalardan oluşuyor. Gerçek karşıtlar ortaya çıktığında İlluminati ekonomik ya da siyasi nüfuz kullanarak karşıt güçleri satın almak ya da işbirliğine razı etmek için hızla harekete geçiyor...'
Bunun için önce finans kapitale hakim olmaları gerekiyordu. Finans sistemini ele geçirdiler. Aslında ele geçirdiler demek yanlış olur. Sıfırdan inşa ettiler. Ardından siyaset ve medya geldi. Partiler ve basın yayın organlarını hakimiyetlerine aldılar. Birçok alt yapılanmaya gitseler de yukarıda 10 kişilik bir iç çemberleri vardı. Ve bu da değişik 7 ülkeden seçilen 10 kişiden (aileden) oluşuyordu.
DÜNYANIN PATRONU ROTHSCHİLD'LER Mİ?
İlluminati konusunda çok temel bir eser yazan Amerikalı yazar Texe Mars, bu 10 kişilik yapının ülkelere göre dağılımını şöyle yapıyor: 'Dünyayı Silip Süpürecek On Kral: ABD 2 üye, Kanada 1 üye, Fransa 3 üye, Avusturya 1 üye, İngiltere 1 üye, İspanya 1 üye, Güney Afrika 1 üye.'
Peki seçkinler kulübünün üyeleri kimler?
Rothschild ailesi, Rockefeller ailesi en önemli iki aile. Rothschild'ler yüzyıllar boyu devam eden bir geleneğe sahip. Dünyayı yönlendiren İlluminati'nin başında onun olduğu söylenir. Bu iki aile her yıl sayısız öğrenciye karşılıksız burs verir. Ve bu parlak öğrenciler gün gelir ülkelerinde önemli görevlere getirilir.
ZEITGEIST: TEK İNSAN TEK DÜNYA
İnternet üzerinden dünyayı oynatan belgesel 'Zeitgeist - Zamanın Ruhu' da bir İlluminati organizasyonu olabilir. Konunun uzmanı Erol Bilbilik, 'Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları' adıyla yayımlanan kitabın ve Zeitgeist belgeselinin tam da örgütün amacına hizmet eden bir dünya önerdiğini açıklamıştı. Bilbilik'e göre dünyada her şeyin yalan, para ve finansmanın koca bir aldatmaca olduğu uzun uzun anlatılıyor ama sonunda tek tip bir insanlık ve koşulsuz itaat öneriliyor. Yani tek insan tek dünya: İlluminati'nin istediği gibi bir dünya.
Ve bu dünyayı gerçekleştirmek için başvurmayacakları yöntem, yapmayacakları katliam veya soykırım olmadığını da unutmayın. Zeitgeist belgeselinde anlatılan oyunları ve halkları giderek fakirleştiren kırımları bir de İlluminati gözlüğüyle seyretmeye çalışın.
MITTERAND VE BUSH DA İÇİNDE
Kan kokan ayinleri, kafatası ve kemik örgütlenmeleri ve daha birçok sapkın törenleriyle İlluminati gerçeği varlığını hala koruyor. Eski Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand ve eski ABD Başkanı George Bush'un da bu kafatası ve kemik ayinlerine katıldığı artık biliniyor.
Not: Konunun meraklılarına iki kaynak kitap; Umberto Eco'nun 'Foucault Sarkacı' ve Texe Mars'ın 'İlluminati-Entrika Çemberi'ni tavsiye ederim.
İğneli Fıçı'da kurban edilen Müslüman genç kız
HER dinde kendine alan bulan sapkın tarikatlar vardır. Bunlar dini yozlaştırdıkları gibi insanlığa da zulmederler. İslam, Hıristiyanlık, Musevilik... Hemen her dinin sapkın tarikatları da mevcuttur.
Münevver cinayeti tarihimizde anti-siyonist ve ırkçı Cevat Rıfat Atilhan'ın 'İğneli Fıçı' kitabını akıllara getirdi. 'İğneli Fıçı'da eski bir sapkın tarikat geleneğinden bahsediliyor ve Müslüman bir kız çocuğunun kaçırılıp işkence edilerek öldürülüşü anlatılıyor. Buna da 'iğneli fıçı' deniyor. Müslüman kız çocuğu işkenceden sonra canlı canlı çarmıha geriliyor ve kanı son damlasına kadar akıtılıyor. (Bu arada eklemek gerek, bu köşenin okurları hemen hatırlayacaklardır. Cevat Rıfat Atilhan tekerleklerinde Davut yıldızı gördüğü minibüse binmeyecek kadar Yahudi düşmanı bir yazardı. Hitler bıyığıyla ünlüydü.)
Ama Atilhan kendine referans olarak dünyanın çok farklı ülkelerinden yazarları da almıştı.
Bernard Lazare, 1934'te yayımlanan 'L'Antisemitisme' adlı kitabının ikinci kısmının 215. sahifesinde, bu kanlı ayinler, yani iğneli fıçı vak'aları hakkında şöyle yazıyor: 'İğneli fıçı vakaları halk arasında yerleşmiş bir fikirdir, bu ise, tamamiyle bir masal değildir. Bu gibi ayinlerde kan kullanmak Kaldea sihirbazlığında da mühim bir yer işgal etmekte idi. Muhtemeldir ki, bu iş için gayri Yahudi çocukları kurban edilerek kanlarından istifade etmiş olabilirler, işte bu efsane de bu esasa dayanmaktadır.'
Ne kadar iğrenç ve tuhaf geldi değil mi?
Ama Münevver Karabulut vahşetinin kendisi de iğrenç ve tuhaf değil mi zaten?..
Garipoğlu ailesinin sırrı ne?
MÜNEVVER Karabulut'un babası Süreyya Bey hep bir sırdan söz ediyor. 'Kızım Garipoğlu ailesinin bir sırrını öğrendi, bu yüzden öldürüldü' diyor. Ayrıca bir de ayinden söz ediyor. 'Kızım bir ayin sırasında kurban edildi' diyor.
17 yaşında gencecik bir kız, büyük sanayici bir ailenin ne gibi bir sırrını öğrenmiş olabilir. Dahası öldürülmeyi gerektirecek nasıl bir sır olabilir? Sonu ölümle biten ayin olur mu?
Hemen herkesin aklına satanist ayinler ve şeytana tapan sapkın tarikatlar geldi. Ama bu kanıyı güçlendirecek delil bulunamadı. Ailesi, katil zanlısının kaçışına ve saklanmasına yardım etmediğini söylese de Cem Garipoğlu'nun bu kadar zaman profesyonel bir suçlu gibi polisten, eğer yurtdışındaysa Interpol'den kaçması mümkün mü? Belli ki kudretli birileri Cem'e yardım ediyor. Ayrıca kriminal incelemede Münevver'in çamaşırında ikinci bir sperm izine rastlandı. Yani bahsedilen ayine katılan birkaç kişi daha olmalı.
Yani bu vahşi cinayet şımarıkça büyütülmüş psikopat bir gencin canice işlediği bir cinayet olmayabilir. Belki iş bu kadar karışık haldeyken, biraz komplocu düşünebiliriz. Örneğin zavallı Münevver'in öğrendiği ailevi sır, Garipoğlu ailesinin kripto-yahudiliği olabilir mi? Yani Garipoğulları gerçek kimliklerini gizleyerek bulundukları ülkenin isimlerinden kendilerine isim alan gizli Yahudilerden olabilirler mi? Cem ismi kripto-yahudilerin en sık kullandığı isimlerden biridir.