AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-06-18
Bu yıl, Real Madrid 38 lig maçında 78 puan toplamış, 25-3-10'luk (25 galibiyet, 3 beraberlik, 10 mağlubiyet) maç sonuçları ile 83 gol atıp, 52 yiyerek İspanya'da ikinci olmuştu. Birinci olan ezeli rakibi Barcelona ise rakibinin 9 puan önünde, 87 puan ile bitirmiş, 27-6-5'lik sonuçlar almış ve 105 gol atıp 35 yiyerek uzak ara birinci olmuştu. Barcelona uluslararası arenada da rakibini geride bırakmıştı. Barcelona 27 Mayıs 2009 tarihinde Roma'da Manchester United'ı 2-0 yenerek Şampiyonlar Ligi'nde birinci olurken, Real Madrid Liverpool 'dan 4-0'lık bir sonuçla alenen 'sopa yiyerek' Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkamamıştı.
Aslında iki kulübün rekabeti siyasi bir geçmişe dayanıyor. Ünlü İspanyol diktatör F.Franco döneminde bu iki kulübün arasındaki maç (aynı şehirden olmamalarına rağmen) derbi adını taşırdı. Çünkü Real Madrid faşist hükümetin tuttuğu takım idi, Barcelona ise Katalan direnişinin sembolü idi! Ancak geçen hafta, epeydir futbolda Barcelona'dan geri kalan Real Madrid tüm rekorları kırdı ve henüz futbolda olamasa da, 'para liginde' birinciliğe oturdu. Real Madrid, Manchester United'dan Christiano Ronaldo'yu 5 yıl için kulübüne tek bir ödeme ile (taksit yok) 131 milyon dolar ödeyerek aldı. Ronaldo Manchester United'a 2003 yılında 20 milyon dolara gelmişti, sonra da 2007 yılında 5 yıl için 51 milyon dolarlık anlaşma yapmıştı. Real Madrid Ronaldo'yu almadan evvel de ünlü Kaka'yı Milan'dan 92 milyon dolar transfer parası ile kapmıştı. Real Başkanı Perez, bu ikiliye, son yetmiş yılın en büyük krizinde olan İspanya'da dudakları uçurtan bir toplamı, 223 milyon doları iki günde harcamıştı. Daha da F. Ribery, D.Villa, David Silva gibi yıldızları kapmak için 100 milyon euro kadar parası da vardı ve talipti. Rakamlar gerçekten uçuk. 24 yaşındaki Ronaldo bu transferden sonra, beş yıl, her yıl 9 milyon euro alacak. Altıncı yıl için de bir opsiyon var. Ronaldo'nun menajeri Jorge Mendes ise bu transferden rekor düzeyde 10 milyon euro komisyon kazandı. İkinci defa Başkanlık yapan Real Başkanı Florentino Perez'in satın alma gücü yani Madrid'in harcama gücü, dünyada sadece iki diğer kulüpte bulunuyor: Manchester City ve Chelsea! Nedeni de Arap şeyhleri ve Rus yeni zenginleri! Bu nedenle de UEFA Başkanı Platini bu sınırsız fiyatlardan şikayet etmeye başladı.
Aslında bugün Barcelona ile Real Madrid arasında aslında önemli iki fark var. Birincisi oynanan futbol tarzı ile ilişkili. Barcelona kendi yetiştirdiği futbolculara dayanarak, yerden, çok paslı, teknik, çabuk ve topa hakim olma sistemi içeren, beceri, estetikli ve güzel, ama kolektif futbol üzerine kurulu. Real Madrid ise diğer dünya takımlarından çok farklı bir futbol oynamıyor: Oynayamıyor çünkü toplama bir takım!
İkinci fark ise 'business model' denen iş yapma tarzı ile ilgili.
Barcelona çoğu kendi altyapısından gelen oyuncuların üzerine kurulu iskelete birkaç uluslararası yıldız ekleyerek ilerliyor. Cruyff ile başlayan bu altyapı, bugün Galatasaray takımına gelen Rijkaard ile de devam ettirilmişti. Örnek vermek gerekirse altyapıdan gelen oyun kurucu Iniesta bugün tüm dünyanın en yaratıcı oyuncusu sayılıyor. Arjantin'den gelen küçük dev, L. Messi bile 'kısa pantolonlu çocuk' yaşında iken ithal edilmiş ve futbolunu Barcelona'da altyapıda iyice geliştirmişti. Bu nedenle Barcelona oldukça zengin de olsa para ile ayakta kalıyor denemez.
Real Madrid ise adeta İspanya'nın Fenerbahçe'si, külliyen ithal malı 'silahşörler' üzerine kurulu, parasına güveniyor. Aldığı futbolculara eskiden 'Galactico' deniyordu, yani güya başka bir galaxy'den gelme üst düzey futbolcular idiler: Mesela 2000'li yıllarına başında alınan Zidane, Ronaldo, R.Carlos , Figo, Beckham gibileri! Ama bugün onlara 'Geriatricos' denmekte, çünkü ileri yaşta, 30 yaşın üstünde Real'e gelip, bir araya getirilen bu bireysel yıldızların futbolda pek işe yaramadığının sonunda farkına varılıyordu. Hatta bu yaşlı oyunculardan kurulu Real Madrid'e 'futbolun Harlem Globetrotters' takımı denmekte idi. Birçok kimse de bu zatlara verilen paraya yazık tezine dayanarak eleştiri getiriyorlardı.
Ama bugün işin farklı bir yanı da var. Dikkat edilirse bugün alınan ithal yıldızlardan Ronaldo 24 ve Kaka 27 yaşında ve futbollarının zirvesindeler. Bu sefer Real daha genç yıldızlarla, hem futbolda sonuç almaya hem de gelirini artırmaya çalışmakta. Peki bu paraların altından nasıl kalkılacak? Krizin ortasında sponsorluk ödemelerini azaltmaya hazırlanan yatırımcı firmalar, Coca-Cola, Audi, Telefonica,ve Adidas birden transferleri duyunca sponsorluğu azaltmak değil artırmak durumuna geldiler. Real zaten 2008 yılında 366 milyon euro gelirle dünyanın en çok gelir elde eden kulübü idi. Bu transferler sonrasında Başkan Perez'in tahminine göre gelir 500 milyon euro düzeyine yükselecek. Bu yıl harcanacak 300 milyon euro ise bankadaki 100, oyuncu satmaktan gelecek 100 ve kredi olarak alınacak 100 milyon euro ile sağlanıyor. Ama Kaka ve Ronaldo'nun imaj gelirlerinin yarısı da kulübe ait. Böylece kulübün 'business model' denen iş yapma tarzında önemli bir değişiklik gerçekleşmiş olacak, hem oyuncular genç ve en az 'galacticos' kadar şöhretli hem de kulübe sağlayacakları gelir müthiş boyutta. Sadece bir küçük sorun var. Kaka müthiş sorunsuz , hoş ve kibar, çalışkan ve özverili bir genç. Ama Ronaldo aksi, yüzü gülmeyen, şımarık ve diğer oyuncularla diyaloğu olmayan bir kişiliğe sahip. Eğer gelirse Ribery de çok sorunlu! İç yönetim sorunu çıkabilir. Bu deneyi izleyeceğiz.