AKŞAM | DUNYA | 20 HAZİRAN 2009, CUMARTESİ
The Economist dergisi, "Huzursuz albaylar ve generaller" başlıklı yorum yazısında, Taraf gazetesinde yayımlanan 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' adlı belge ardından çıkan tartışmalar ve Erdoğan-Başbuğ görüşmesini değerlendirdi. Dergi Başbuğ-Erdoğan görüşmesinin uzlaşma izlenimi verdiği yorumunu yaptı.
Economist'te yayımlanan yorum yazısının tam metnini yayımlıyoruz:
"Eski alışkanlıklar zor değişir. Türkiye'de bu söze, iktidardaki Adalat ve Kalkınma Partisi ile yine bir çekişmeye girmiş olan müdahaleci ordudan daha uygun bir kurum yok. Son fitne, AKP'yi devirmek ve liderliğini ılımlı bir vaiz olan Fetullah Gülen'in yaptığı Türkiye'nin en büyük ve en nüfuzlu İslamcı kardeşliğini suçlamak üzere geçen nisanda hazırlandığı iddia edilen bir planla ilgili.
"İrtica ile Mücadele Planı" belgesinin bir kopyası, liberal günlük gazete Taraf'ta 12 Haziran'da yayımlandı. Bu, ordunun savunmaya geçtiği bir siyasi fırtınanın kopmasına yol açtı.
Ordunun psikolojik savaş biriminde görevli albay Dursun Çiçek tarafından imzalanmış plan, eylemleri ve sözleriyle partinin itibarını sarsmak üzere AKP içinde 'ajanların mobilize edilmesini' öngörüyor. Daha kötüsü, plan, Gülen hareketinin üyelerinin evlerine bu kişilerin ayrılıkçı Kürt PKK isyancılarıyla bağlantılı "teröristler" olduklarını göstermek üzere silahlar yerleştirilmesinden söz ediyor.
Planın bir başka amacı, görünüşe göre, medyayı kullanarak Ermenistan ve Yunanistan'a karşı milliyetçi desteği canlandırmaktı. Ve planın hazırlayıcıları ayrıca Ergenekon denilen komplonun bir parçası olarak AKP'ye karşı geçmiş darbe girişimlerinden dolayı yargılanan askerlerin isimlerini temize çıkarmayı da istiyordu.
Bu türden komplolar Türkiye için hiç de yeni değil. Üç kez yönetime doğrudan el koymuş olan ordu, 1997'de ülkenin ilk İslamcılar tarafından yönetilen hükümetini devirmek için benzer taktikler kullanmıştı.
2004'te bir grup general AKP'yi Şeriat getirmeye çalıştığı gerekçesiyle devirmek amacıyla çeşitli planlar yapmıştı.
'HÜKÜMET BU KEZ DİRENİYOR'
Bu kez hükümet karşı koyuyor. Savcılar nezdinde resmi şikayette bulunup, bir darbe girişimine dair tam bir cezai soruşturma yürütülmesini istedi.
Masum olduğunu iddia eden Albay Çiçek, Ergenekon davasını yürüten savcılar tarafından ifade vermek üzere çağrıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile 70 dakika süren görüşmesinin ardından "Eğer iddialar doğruysa, durum korkunç demektir" ifadelerini kullandı.
General, olayla ilgili malumatı olduğu iddialarını reddetmekle birlikte, suçlu olanların cezalandırılması sözü verdi. Genelkurmay, kendi soruşturmasını başlattı. Ama ordu savcıları alelacele söz konusu planın genelkurmay karargahlarında hazırlandığı yönünde hiçbir kanıt bulunmadığını duyurdu. Bununla birlikte belgenin varlığını da yalanlamadılar. AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozbağ, "Bu açıklama sadece şüpheleri pekiştirdi" dedi.
Eğer plan, gerçekten General Başbuğ'un bilgisi dışında hazırlanmış ise, muhtemelen ordu içindeki bir grup askerin işiydi. Bu teori, Taraf'a AKP'yi devirmeye kararlı 'beş ya da altı kişi' bildiğini ve Başbuğ'u bu kişiler hakkında uyardığını söyleyen yeni emekli olmuş bir general tarafından da desteklendi. Bir başka daha az muhtemel olan hikaye ise, ağırlıklı olarak Gülencilerin nüfuz ettiği polisin orduya karşı sahte belge hazırlamış olması.
'BAŞBUĞ İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR'
Kesinlikle ordu, hükümet ve güvenlik güçleri arasındaki güven ilişkisi çok zayıf. Çok sayıda kişi olayın Başbuğ'a demokratik referanslarını kanıtlaması ve ortalığı karıştıran unsurların son olarak kökünü kazıması için bir fırsat vermiş olduğunu umuyor. Ancak işaretler hiç de ümit verici değil. Albay Çiçek, soruşturma sırasında açığa alınmadı. Ve askeri savcılar, soruşturmayla ilgili haber yapılmasına yasak getirdi.
'ERDOĞAN GERİ ADIM ATMAMALI'
Generallere kendisinden talimat almak zorunda olduklarını ve bunun aksinin söz konusu olmadığını dayatmak üzere, sorumluluk Erdoğan'da. General Başbuğ ile görüşmesi, ufukta uzlaşma olabileceği izlenimi verdi. Başbuğ'un Nisan 2007'de yönetime el koyma tehdidi savuran bir internet bildirisi yayımlamış selefi Yaşar Büyükanıt ile güya yaptığı buydu. Erdoğan ve General Büyükanıt iki saat görüştü. Her ikisi de ser verip sır vermeyerek, ateşkese vardıkları spekülasyonuna yol açtı.
'AKP HER ZAMAN HEDEFTE OLACAK'
Bu yeni skandal, kaç tane komplodan sağ çıkarsa çıksın, AKP'nin, geleneksel iktidar kalelerine saldırıldığını düşünenlerin hedefinde kalacağını gösteriyor.
Meşum bir şekilde, 2008'de AKP'ye kapatma davası açmış olan savcı, şimdi de hükümetin laiklik pahasına 'ekonomik büyümeye çok fazla" odaklandığını öne süren tuhaf bir şikayette bulundu.
Ayrıca önerilen anayasa değişikliklerin partileri kapatmayı daha da zorlaştıracağından da yakındı. Erdoğan'ın geri adım atmaması ve bu değişiklikler için bastırması gerekiyor. Demokrasiye yönelik bir saldırıya en iyi yanıt daha fazla demokrasidir." (DIŞ HABERLER)