AKŞAM | PAZAR | 14 HAZİRAN 2009, PAZAR
İstanbul'daki 1600 yıllık Bizans sarnıcı, Doç. Dr. Erhun Şerbetçi'nin sergisine ev sahipliği yapıyor. 13 Haziran'da açılacak olan sergideki tablolar, nem nedeniyle 10 gün içinde form değiştirecek!

Sultanahmet'te Nakkaş Halı Mağazası'nın restorasyonu sırasında ortaya çıkarılan İstanbul'daki 1600 yıllık Bizans sarnıcı galeriye dönüştürüldü. Nakkaş Cisters Art Gallery olarak sanatseverleri ağırlayan sarnıç, Doç. Dr. Erhun Şerbetçi'nin 'Anatomik Çıplak / Doğal Çıplak, Küçük Resim / Büyük Resim' isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. Şerbetçi'nin monokrom yani tek renk olarak hazırladığı tuval üzerine akrilik 11 eseri, bir üçlemenin ilk çalışması. Her biri kendi içinde bir resim olarak algılanabilen ve birleştiğinde 27 metrekarelik bir tuval ortaya çıkaran eserler, sarnıçtaki nemin su bazlı akrilik boyayı bozması ve yeniden şekillendirmesi nedeniyle yalnızca 10 gün sergilenebilecek! Doç. Şerbetçi bu bozulmayı kavramsal - fiziksel araç olarak yorumluyor ve bilinçli bir şekilde istiyor. Sergi mekanını kavramın bir parçası olarak gören sanatçı, 'Yaptığım işi bir bütün olarak düşünüyorum. Sergideki resimlerin her birinin kendine ait resimsel özellikleri var. Ancak birleştiğinde bambaşka bir hal alıyor. Resimsel unsurları zengin, görsel yola çıkışla doğrudan aklı uyarmanın yollarını arıyorum. Monokrom çalışmamın sebebi de bu. Doğrudan aklı uyarmak adına merkezi sinir sisteminin diğer bölümlerini aşmayı kolaylaştırıyor. Gözümüzden girip beynimizin korteksinde bir yere oturuyor. Tabii ki bu düşünceye açık bırakılmış bir alan var ise...' diyerek çalışma tarzını anlatıyor.
ZAMANI SOMUTLAŞTIRAN SARNIÇ
Bugüne kadar yaptığı çalışmalarını monokrom, tematik ve konulu olarak tanımlayan Doç. Şerbetçi, bütün parçaların bir ana hizmete yardımcı olduğunu söylüyor.
Aslında Kulak Burun Boğaz uzmanı olan Doç. Şerbetçi, 2000'den bu yana sanatsal alanda çalışmalarını da sürdürüyor. Bu sergisini 'zaman', 'varlık' ve 'algı' üzerine yapılan işlerin ilk evresi olarak tanımlayan Şerbetçi, projesini şöyle anlatıyor: 'Sergideki her çalışmaya puzzle parçası diyoruz. Ama onu kim, nasıl yorumlayacak bu izleyiciye bağlı. Bu sergi bir süreç sergisinin ilk evresi. Zaman, varlık ve algılama üzerine birkaç evreden oluşacak bir çalışmanın boyalı, resimsel dönemi de denebilir. İlk evrede zaman, insan ve varlık konumlaması var. Bu nedenle bir Bizans sarnıcı kullanıyoruz. Zamanı somutlaştırabilmek kolay değil ama 1600 yıllık bir sarnıca girdiğinizde bunu hissedebiliyorsunuz. Neticede yaptığımız iş bir yerleştirme, enstalasyon oluyor. Resimle enstalasyon, mekan ise işin bir parçası. Yani izleyici sıradan bir resim sergisi geziyor gibi olmayacak. Bir sonraki aşama fotoğraf. Sonraki ise Bizans ile ilgili bir araştırma kitabı...'
Sarnıçtaki nemin, su bazlı akrilik boyayı bozması ve yeni bir form kazandırması nedeniyle sanatın tüm dallarına gönderme yapacağını anlatan Şerbetçi 'Sanatı algılamada tüm uyarıcı araçlar arasında göz ve algı ilk sırada. Yani görerek algılama. Göze hitap etmenin en kolay yolu da resim. Ancak akıla ulaşabilmek için resim yeterli değil. Sadece görme duyunuzu kullanırsanız geleneksel resme yakın olur. Ben gözünüzün içinden geçerek akla gitmeyi planlıyorum. Göze girmenin, göze çarpmanın en kolay yolu. Çağımız insanının alıştığı şey bu. Kitap, doğrudan zihne hitap edecek. Fotoğraf ise sanatsal araçların zirvesinde. Günümüzde yapılan her iş sanattır. Herkes sanat yapabilir. Yaptığım bunu vurgulamak. Ama burada en önemli nokta şu; bunları anlayabilmek için sanatçı olmak gerekiyor. Artık günümüzün izleyicisi sanatçı, yapan değil' diyor.
EKİN TÜRKANTOS