Fenerbahçe kazanmış kaybetmiş... Umurumda değil...
Sivas kazanmış kaybetmiş...
O da umurumda değil...
Ben futboldan aldığım keyfe bakarım...
Tıpkı dün akşam olduğu gibi...
Maçı nefessiz seyrettim...
Ortaya konulan mücadele, kaçan pozisyonlar, atılan goller...
Böyle maça can kurban...
Zevkten dört köşe oldum...
Kabul edelim ki, Sivas takımı da üç gün önce dört gol yiyen dağınık Sivas takımı değildi...
Sivas kupa maçına iyi asıldı... Fenerbahçe'yi boş bırakmadı...
Sivas'ın temposuna ve mücadelesine, Fenerbahçe aynen cevap verdi...
Anlayacağınız çivi çiviyi söktü...
Aslında ilk yarıda Fenerbahçe, Sivas'ın sol kanat savunmasından maden buldu...
Bir taç atışında Semih, olağanüstü bir Alex pasında Deivid golü yapamadı...
Hemen sonrasında Deniz boş kaleye topu vuramadı...
Ama aynı Deniz, golsüz giden maçta, sağ ayağıyla rakibi geçip, sol ayağıyla köşeyi bulan vuruşuyla finale giden yolun kapısını araladı...
Bu Deniz'e, seyircisi, yöneticisi, hatta hocası çok haksızlık yaptı...
Deniz, Fenerbahçe'de boşlanacak, aşağılanacak oyuncu değil...
Emre'deki çıkış ve fizik gücündeki ciddi artış çarpıcı biçimde gözleniyor...
Ama bu yaratıcılığını; tehlike bölgelerinde daha iyi kullanması gerekiyor...
Tıpkı ikinci yarıda Alex'e attığı olağanüstü pas gibi...
Maçın neresini anlatsam, bilemiyorum ki...
Örneğin Bilica'nın füzesi...
Ne vuruştu öyle...
Kaleci Volkan uzadı, top uzadı... Kaleci Volkan uzadı, top uzadı...
O top gitti, çatala takıldı...
Ben bu vuruşa, ben bu gole şapka çıkartırım arkadaş...
Bülent Uygun, Herve Tum'lu bir on birle iyi bir başlangıç yaptı...
Tum bir anlamda orta sahayı beşleyince, lig maçında olduğu gibi, Fenerbahçe'ye geniş alanlar bırakmadı...
Fenerbahçe'nin sağında Gökhan Gönül, Sivasspor'un sağında Abdurrahman gidip gelmekten yorulmadılar...
Elbette sayıları az da olsa, kötüler de vardı...
Ama iyiler o kadar egemendi ki, kötüler ortada bile görünmedi...
Öyle bir maçtı ki, rüzgar gibi geçti...