Baktım, İspanya maçından sonra herkes birbirini tebrik ediyor...
Sanki maçı kazandık...
Sanki Bernabeu Stadı'nı İspanya'ya dar ettik...
Oysa, maçı ve önemli bir üç puanı kaybettik...
Maç sonu açıklamaları dinliyorum, yorumlara bakıyorum...
Herkes 'İspanya Avrupa Şampiyonu' diyor...
Peki biz neyiz?
İspanya Avrupa Şampiyonu ise, biz de Avrupa üçüncüsüyüz...
O zaman neyin tebriği bu?
İlk yarım saatteki futbolu, hatta ilk yarıdaki oyunu kabul ediyorum...
Sahanın her yerinde pas yapan, hatta belki de çok uzunca bir süredir 'dan-dun' yapmadan ayağa oynayan bir milli takım...
Başlangıçta rakip kalede üç net pozisyon bulan bir milli takım...
İşte bu benim milli takımım..
Ama sonrası yok...
İkinci yarı hiç yok...
Ben kaleci Casillas'ın, ikinci yarıda bırakın sağa sola yatmasını diz çöktüğünü bile görmedim...
Kaleye bir şut attığımıza tanık olmadım...
Ama 30 metreden, 40 metreden kaleci Volkan'a oynadığımızı çok gördüm...
Hep yan pas, geri pas...
Hep kendi alanımızda pas...
Rakip alanda bu pasları yapabildik mi?
Savunmanın arkasına doğru dürüst tek top atabildik mi?
Dikine oynayabildik mi?
İlk yarıda bir Tuncay pası var...
Arda'yı yüzde yüz pozisyona sokan müthiş bir Tuncay pası...
Başkasını hatırlayan var mı?
Fatih Hoca isterse, sabaha kadar teknik, taktik anlatsın...
İsterse sabaha kadar çenesini yorsun...
Nafile...
Hocanın katkısı bir yere kadar...
Kabul edelim ki, sahaya çıktıktan sonra Hoca'dan çok, futbolcuların dediği oluyor...
Hele ulusal maçlar...
Hoca ne derse desin, hangi taktiği verirse versin, özellikle takımın önemli oyuncularına, önemli görevler düşüyor...
İspanya'da bizi belki de en fazla yanıltan bu önemli oyuncuların öne çıkamayışı oldu...
Hadi Emre Belözoğlu, ulusal takımda kaç maçtır iyi oynamıyor...
Ama açıkcası, Türkiye'nin en iyisi kabul ettiğim, Avrupa'ın sayılıları arasında gördüğüm Arda'dan çok daha etkili bir futbol bekliyordum...
Olmadı... Arda, Arda gibi oynayamadı...
Nihat, sakatlık öncesinin Nihat'ı değildi...
Semih, Avrupa Futbol Şampiyonası'ndaki Semih'i arattı...
Tuncay her zaman olduğu gibi çok diriydi...
Ama takım kadar, sanki kendine de oynadı...
Ayağında o kadar çok top tuttu ki, o kadar çok top kaybetti ki...
Middlesbrough maçlarını izliyorum, Tuncay'ı hiç böyle görmedim...
Saydığım oyuncular takımın kozları...
Bunlar ortaya çıkmaz, bunlar rol kapmazsa, Fatih Hoca istediğini anlatsın...
Ama haklarını teslim edelim, önemli oyuncularımızdan sonuç alamazken, ürktüğümüz oyuncularımızın kusursuz futboluna tanık olduk...
Üstelik kusursuz oyunun yanına, yürekten oyunu da eklediler...
Bugün Servet ile Gökhan Zan sağlam olsa, Emre Aşık yedek kulübesinde oturacak, Hakan Balta da gerçek yeri sol kanat savunmasına geçecekti...
İkisi de süper oynadı, süper mücadele etti...
Gökhan Gönül'ün hakkını teslim etmeliyiz...
Özellikle son yarım saatte Sergio Ramos'u her defasında kaçırdığını görmezden gelirsek, İbrahim Üzülmez'i iyiler arasına sokabiliriz...
Kaleci Volkan'ı da...
Orta alanı tek başına sırtlamaya çalışan Aurelio'yu da...
Ama bu oyuncular, bu futbol, bu mücadele İspanya'dan puan almaya, maçı koparmaya yetmedi...
Özellikle ikinci yarı futbolu bize hiç yakışmadı...
Abartısız söylüyorum, son 45 dakikada hücumda tek hava topu alamayan, tek şut atamayan, tek tehlike yaratamayan, ileriye tek pas yapamayan, devamlı kalecisine ve yana oynayan bir milli takım...
Biz bu değiliz...
Düşünün, iyi oynadık diye herkes birbirini tebrik ediyor...
Ama aynı tebrikler altı net tehlikeyi önledi diye kaleci Volkan'a da gönderiliyor...
O zaman biz nasıl iyi oynadık...
Bu şuna benziyor...
'Ameliyat çok başarılı geçti ama hasta öldü...'
Üstelik bizi bir puan geçen Bosna ve bir puan gerimizdeki Belçika ile deplasmanda oynayacağız...
Biz Türkiye'yiz...
Yenilebiliriz, kaybedebiliriz, hatta 2010 finallerine gidemeyebiliriz...
Bunların hepsi futbolun içinde var...
Ama bu yenilginin ardından birbirimizi tebrik edemeyiz...
Lütfen 40 yıl önceki 'şerefli mağlubiyetlere' dönmeyelim...
Biz Türkiye'yiz...
Daha üç-beş ay öncesinde Avrupa Şampiyonasında Dünya'yı ayağa kaldıran Türkiye...
Böyle bir ülke, 1-0'lık bir yenilginin ardından birbirini tebrik edemez...
Doğru olmaz bu... Kendimizi küçültmek anlamına gelir ki, bunu kabul edemeyiz...
Bu Türkiye'nin, futbolun dünya markalarına dünyayı dar ettiğini unutmayalım...
Ben bu tebriği Çarşamba'ya sakladım...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.