Tuğçe Tatari Evliyagil tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Ajda bırak elinden artık o aynayı!

Ajda Pekkan konseri pek konuşuldu. Aslında yazmayı düşünmüyordum ama benim konser izlenimlerimle yazılanlar taban tabana zıt olduğundan paylaşayım istedim.
Ajda mayo elbisesiyle bir numaraydı. Hayatı boş vermiş, 'benim yaşım geçmiş' diye düşünenlere, genç yaşına rağmen kilolu olanlara 'Yarın spora başlıyorum, yemek işine son veriyorum' kararları aldırtacak kadar motive ediciydi. Bu işi yapıyorsanız 'Kaç yaşındasın, sana yakışmaz o elbise' yorumlarını üstünüze almamalısınız. Ev kadını değil, Ajda Pekkan bahsettiğimiz kişi.
Ancak Ajda Pekkan'ın mayo elbisesiyle 'nasıl görünüyorum'u fazlaca düşündüğü her halinden belliydi. Zaten düşük olan dans performansı, o elbiseyi de giyince sahnede sabit durma pozisyonuna geçmişti.
İkinci kostümünü giyip, mükemmel göründüğünden emin olunca 'biraz' daha hareketlendi.
Her şey iyiydi hoştu da, sahneye 'güzellik' odaklı çıktığının dinleyiciye kadar geçmemesi gerekiyordu. Bir ara elbisesinin ucuna taktı kafayı.
Şarkı söylerken gitti vokalistine düğüm attırdı. Ama olmadı, beğenemedi bir türlü, gözü sürekli elbisede. Sonunda şarkının ortasında sahneyi bıraktı elbiseyi düzelttirmeye gitti kulise.
Neyse...
Ajda Pekkan'ın en büyük eksiği dans edememesidir, bu hep böyleydi.
Kendi durağanlığını örtsün diye bir grup dansçıyla çıktı sahneye.
Aman Tanrım o ne kostüm, o ne ucuz peruk, o ne kötü koreografi, o ne uyumsuzluk...
Ajda'nın arkasında Yonca Evcimik ve arkadaşları bile dans etse sonuç daha iyi olurdu emin olun.
Ajda kendine bakmaktan arkasındaki dansçılara bir kere bile bakamamış anlaşılan.
Elbiseleri, rüzgardan uçan saçlarıyla o kadar meşguldu ki ara ara şarkıların sözlerini unutuyordu.
Gelelim izleyenlere...
Gazeteci dediğin hayranlık mekanizmasına sahip olmamalıdır bana göre.
Ama o akşam konseri izlemekte olan genç meslektaşlarımı görmeliydiniz.
Sahnedeki Ajda'ya gözleri parlayarak, ağızlarından su akarak bakıyorlardı. Onunla  konser sonrası en azından bir minik 'muhteşemdiniz' muhabbeti yapabilmek için ölüyorlardı, yüzlerinden okunuyordu.
Sezen Aksu ve Ajda Pekkan arasında gidip gelen Yaşar Gaga ortama hakim 'Ben ev sahibiyim' dercesinde salınıyordu. Yıllardır görmediğim, ne yaptığını bilmediğim bir zamanların ünlüsü Erol Atar en ön sırada yerini almıştı. Hemen yanında Göksel Kortay ve Haldun Dormen oturuyordu. Dormen saç boyasını biraz uzun bekletmiş olacak, gri olması gereken renk mordu.
Ajda Pekkan gerçek bir gay ikonudur. Şimdilerde Hande Yener için de aynısı söyleniyor ama gay camiasının kalbinde Ajda'nın yeri farklıdır. Haliyle ikonlarını yalnız bırakmak istemeyen gay hayranları konsere akın etmişti.
Semiramis Pekkan kontenjanından 'ön sıra ekibi' bu sefer arkalara atılmıştı.
Ayşe Brav 'en dansçı' dinleyiciydi. Sanırım Ajda Pekkan'dan kat kat fazla dans etti. Medya dünyasının baronesi Sevin Ergun konserin en olgun ve oturaklısıydı.
Bir ara arkamda oturan çiftin çekirdek çitleme sesiyle irkildim. Tüm konser o 'çit' sesine katlanmak zorunda kaldım. Lütfen konser alanında çekirdek satmayı ve yemeyi yasaklayın, bundan daha avam bir alışkanlık olamaz.
O gece Açık Hava'da 6.500 kişi varmış. Müthiş kalabalıktı zaten.
Ama ne girişte ne çıkışta sıkıntı yaşamadık. Tüm geceyi en iyi şekilde yöneten organizasyon işini üstlenmiş Atlantis'i de tebrik etmek lazım.

Ünlü fotoğrafçı hidayete mi erdi?
AKP iktidarıyla  sosyal-medyasal dünyamızın 'medeni' ikonları bir bir hidayete ermeye başladı.
Birkaç örnek hatırlayalım hemen;
Defne Samyeli Kuran okumaya başladı, Biricik Suden umreye gitti, Yaşar Alptekin hacı oldu. Birçok 'isim' içkiyi bıraktığını açıkladı, dinle flört etmeye başladığı mesajları verdi.
Kimseyi eleştirecek halimiz yok, maksadım da o değil zaten.
Ancak bu değişimler, dönüşümler bana hayli ilginç geliyor tabii.
Şimdi bu hidayete erenler listesine yeni bir isim daha eklenmiş.
Fotoğrafçı Serkan Şedele.
Şedele gece hayatının müdavimlerinden, partilerin aranan yüzlerindendi. Bir süredir görmüyorum ama öyleydi işte.
Hayli seksi kadın fotoğrafları, reklam çekimleri, yaşadığı aşklarla tanıdık onu. Bir ara evlenmişti, sonra ne oldu onu da bilmiyorum.
Neyse lafı uzatmayayım.
Şedele'nin stüdyosuna gidenler anlattı. Bir cuma fotoğraf çekimi esnasında Şedele ortadan kaybolmuş. Bir süre sonra geri döndüğünde 'Neredeydin?' sorusuna 'Namaz kılıyordum' yanıtını vermiş...
Ne diyelim, Allah kabul etsin!

Yeni gazetede son durum
Geçen haftalarda yeni bir gazete çıkartmak için hazırlıklara başladığımızı yazmıştım.
Hala aynı noktadayız, konuşmalar tartışmalar sürüyor.
Hatta iş biraz daha ilerledi ve 'Acaba bir de TV kanalı mı?' düşüncesi düştü içimize.
Hemen büyümeye sıcak bakmayan da var aramızda, 'TV kanalı şart' diyen de.
Son gelişmeler şöyle; Serdar Turgut gazetenin yazar kadrosundan ayrıldı. Daha doğrusu bir türlü anlaşma sağlanamadı.
Onun yerine Nuray Mert'le görüşülüyor. Mert'ten yeni gazetenin Ortadoğu uzmanı olması ve haftanın 5 günü yazı yazması istendi. Teklife yanıt bekleniyor.
Bu yeni gazeteyi duyurduğum günden beri Ali Saydam'ın mail kutusu iş başvurularıyla dolup taşıyor. Ancak, işi başından aşkın, kolay mı gazete patronu olmak? O yüzden sizden ricam patronu rahat bırakın. İş başvurularınızı gazetenin Yayın Yönetmeni Ayşenur Arslan'a gönderin. Zaten işe alma ve işten çıkartma onun inisiyatifinde olacak...

Reha Muhtar Kurtlar Vadisi'nden gelin aldı
Son günlerde ortalıkta yeni bir dedikodu dolaşıyor. Bebek'teki Lucca'nın müdavimleri bir aşka tanıklık ettiklerinden bahsediyorlar.
Anlatılanlara göre; Zıpır Liberal çocuk Rok  ile oyuncu Sema Öztürk sık sık beraber görülüyormuş.
Derken bir gün Reha Muhtar da onlara katılmış. Dışarıya ilişkiyi onayladığı izlenimini veriyormuş.
Reha Muhtar'ı tanıyanlar bilir 'babacan' bir tarafı vardır. Rok'u himayesine aldığı, yeni 'oğul' kontenjanına koyduğu şüphesiz.
Hatta 'ayarsız' açıklamaları yüzünden kulağını büktüğü, geri plana attığı da...
Bu  ilişkinin dedikodu malzemesi olmasının ise tek bir sebebi varmış.
Aynı zamanda Taraf gazetesinde yazan Rok sık sık Kurtlar Vadisi dizisi ekibine saldırganca sataşıyomuş.
Sema Öztürk de Kurtlar Vadisi ekibinin oyuncularından. Ancak Öztürk'e uzun zamandır rol yazılmıyormuş. Bu bekleme sürecine sinirlenen sevgilinin Kurtlar Vadisi'ne saldırdığı iddia ediliyor.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3