AKŞAM GAZETESİ | Elif Aktuğ | 2009-06-20

kategori2

Hayrünnisa Hanım'la engelleri aşmak

Çankaya notlarım: Proje çok güzel, Köşk'te olmak çok güzel, Hanımefendi'nin cildi çok güzel; telefonsuz olmak berbat...
Eğitim Her Engeli Aşar kampanyası nedeniyle Köşk'te yapılan resepsiyona katıldım. Sabah babam bıraktı beni Köşk'e ve yol boyu çocukluk maceralarını anlattı. Şimdi Atakule'nin bulunduğu yerdeki bağ evlerinin bahçesi, Köşk'ün bahçesiyle neredeyse sınırmış. Haylaz bir çocuk olan babam, illa Köşk'ün bahçesindeki meyvelerden yiyecek ya, dalarlarmış yasak bölgeye... (O zaman meyve ağaçları doluymuş Çankaya, Köşk'ün bahçesi şimdi de muhteşem ama meyve ağacı göremedim.) Köşk'ün bahçesinden meyve araklarken, arkadaşlarıyla beraber güvenlik görevlilerine yakalanırlarmış. Hatta bir defasında yakalandıkları zaman İsmet Paşa'yı çağırmışlar; ballandıra ballandıra anlattı. İsmet Paşa nasihat etmiş, yıllar sonra o bahçeye girince de duygulandı babam.
Davetten iki ders çıkararak ayrıldım kendi adıma; birincisi ben bir telefon bağımlısıyım. İkincisi Hayrünnisa Hanım çok sevecen, sıcak ve tatlı bir kadın. Ben fotoğraflarından hareketle soğuk olduğunu düşünüyordum.
Köşk'teki davete zaten telefon ve fotoğraf makinesi getirilmemesi gerektiği davetiyede yazıyordu ama mümkün mü, elbette getirdim. Belki kapıdakileri ikna eder, yanıma alabilirdim. Her şeyi denedim, önce telefonumu, sonra fotoğraf makinemi, sonra dijital ses kayıt cihazımı ve dijital olmayan ses kayıt cihazımı aldılar. Ben boynum bükük kalakaldım, aletsiz edevatsız. Gazeteci ne yapar ki makineleri olmadan?
Hepsi elimiz ayağımız gibi olmuş, Hakan Çelik'le bunu paylaştık, ben 'ne yapacağız şimdi' diye dert yanarken, Hakan kağıt-kalemini çıkarttı ve not aldı. Kağıt ve kalemi akıl edememeye yandım bu defa!..

UZUN UZUN KONUŞTUK
Hayrünnisa Hanım projeye gönülden destek veriyor, her zaman çok iyi bir hatip olduğunu düşündüğüm Hüseyin Çelik de... Beyazıt Öztürk'ün sanırım ve umarım espri olsun diye 'Özürlülerden Sorumlu Devlet Bakanı' olarak anons ettiği Nimet Çubukçu da... Kokteyl başladığı zaman, çarşamba günkü keyifli yazısında Sevilay Yükselir arkadaşımın da belirttiği gibi, açlıktan bayılmak üzereydim. Ne yesem diye bakınırken bir anda Hayrünnisa Hanım yanımıza geldi ve el sıkıştık, bana ayrıntılı olarak projeyi ne kadar önemsediğini anlattı, ben Hanımefendiyi bir yandan dinliyor bir yandan da Köşk'ün fotoğrafçısına 'çeksene, hadi çeksene' diyordum ama oralı bile olmadı. Hayrünnisa Hanım uzun boylu, aynı boyda olduğumuzu söyleyebilirim ve son derece alımlı, ayrıca nefis bir cildi var, ne yazık ki ekranda kilolu çıkıyor. Kendisi ile paylaştım düşüncelerimi, ayrıca proje kapsamında Anadolu'nun birçok şehrine gidilecekmiş ve ben de kendilerine eşlik edeceğim... Kararlaştırdık...
O sırada, kolları olmayan minik ressam Sümeyye yanımıza geldi, Hayrünnisa Hanım bana onun başarılarını anlatmaya başladı, herkesin yanında kaldığından daha uzun kaldı yanımda ama fotoğrafçıya yaptığım milyon türlü mimik işe yaramadı; bir tek kare çektiremedim ne yazık ki.
Ülkede 8,5 milyon engelli olduğunu ve büyük çoğunluğunun eğitimsizlik dolayısıyla çalışamadıklarını anlatan projenin gerçek sahibi Lokman Ayva, Beyazıt Öztürk kadar komikti, görmemekten ötürü başına gelenleri son derece eğlenceli bir üslupla anlattı. Projeye 'Düş Bahçeleri' adlı şarkısını veren Sezen Aksu'ya teşekkür edildi ve şarkının klibinde yer alan engelli çocuklara sordu Beyaz: Sezen Aksu'yu seviyor musunuz? Cevap hepimizi kahkahaya boğdu; 'O kadar çok değil...'

Hanımefendi, Saba Tümer seyrediyor
Saba Tümer'le İstanbul uçağına yetişmek üzere Köşk'ten ayrılacaktık ki, Hayrünnisa Hanım ile konuşmaya başladılar. Birbirlerine karşılıklı iltifatlar ettiler. Hayrünnisa Hanım, Saba'ya ekranda göründüğünden çok daha zayıf olduğunu söyledi. Böylece Saba'yı seyretmeyen yok, anlaşılmış oldu. Habertürk'e başladığı zaman söylemiştim; Saba'nın programında tuhaflıklara, gereksiz kalabalıklara lüzum yok, o son derece iyi bir televizyoncu. Sadece Saba ve konuğu olmalı ekranda, gerisi reyting zaten...Not: Saba ile Köşk dışında hatıra fotoğrafı çektirdik, içim rahatladı.

Bice'de Michelin'li mönüler
Benim için en güzel İtalyan restoranı; Bice. Yemeklerine bayılıyorum, bayılmamak elde değil. Üstelik bir süredir Michelin yıldızlı şeflere hazırlattıkları mönülerle müşterilerine üst düzey lezzetler sunuyorlar. Benim gibi farklı tatlara açıksanız, yeniliklerden keyif alıyorsanız, dünyaca ünlü şeflerin Türk damak tadını göz ardı etmeden hazırladıkları eşsiz yemekleri kaçırmayın derim. Igless Corelli; İtalyan mutfağının 'maestro'su Bice'de 29 ve 30 Nisan'da ve kariyeri boyunca toplam 7 Michelin yıldızı kazanan Bruno Barbieri, 27-28 Mayıs'ta Bice'de olacaklar.