AKŞAM GAZETESİ | Şansal Büyüka | 2009-06-20

kategori2

Kovduklarınıza bakın

Aradan yıllar geçti, ama sahne dün gibi gözlerimde. Galatasaray'ın şampiyon olduğu günün akşamında takımı şampiyon yapan hoca Lucescu ile dönemin başkanı ve eski başkanlar sahnede şampiyonluğun şerefine şampanya kadehi kaldırdılar.

Lucescu, şampiyonluğun şerefine kadeh kaldırdığı gecenin sabahında Galatasaray'dan kovuldu.

Galatasaray başkanı ve yöneticileri şampiyon yapmasına rağmen kovdukları Lucescu ile dün sabah İstanbul'da buluştular. 'Biz ettik, sen etme' dediler ve Galatasaray'ın hocalığını teklif ettiler.
Belki de Lucescu bir daha kovulmamak için bu teklife 'hayır' dedi.
Lucescu, Galatasaray'dan sonra Beşiktaş'ı, tarihinin en önemli yılında, 100. yılında  şampiyon yaptı. Bir sonraki yıl şampiyonluğu kaçırınca kovuldu. 'Daha iki yıllık sözleşmem var. Bırakın kaçan şampiyonluğun rövanşını alayım' demesine rağmen kovuldu.
Lucescu'yu kovan Yıldırım Demirören tıpkı Galatasaray örneğinde olduğu gibi Ukrayna'ya Lucescu'nun ayağına kadar gitti, 'Biz ettik, sen etme, Beşiktaş'a dön' dedi. Lucescu kabul etmedi.
Lucescu, Türkiye'ye UEFA Kupası finali için döndü. Galatasaray'dan, Beşiktaş'tan daha ucuza kurulan bir kadro ile UEFA Kupası'nın sahibi oldu. Galatasaray'la kazandığı Süper Kupa'nın ardından koleksiyonuna yeni ve büyük bir kupa daha ekledi.
Lucescu'nun İstanbul'da iki büyük kulüpten kovulmasından sonra, UEFA Kupası'nı kovulduğu İstanbul'da kazanması sanki ilahi adalet gibi birşey. Ya da kovduklarına karşı anlamlı bir ders değil mi? Ama anlarlar mı? Anlamazlar, inanın anlamazlar...
Lucescu benzerleri ülkemizde çok aslında. Galatasaray, takımı şampiyon yapan Gerets'i kovdu. Gerets bugün Fransa'da Marsilya'nın başında sekiz yıllık Lyon imparatorluğunu yıkmak üzere. Üstelik birbiri ardına Avrupa'dan çok parlak teklifler alıyor.
Fenerbahçe'nin yıllar önce kovduğu Hiddink bugün hem Rusya'nın hem de Avrupanın en pahalı kadrosu Chelsea'nin başında. Adeta paylaşılamıyor, bir gün boş kalamıyor, kapanın elinde kalıyor.
Fenerbahçe'nin kovduğu bir başka isim Joachim Löw, dünya futbolunun marka takımı, Almanya Ulusal takımının patronluğunu yapıyor.
Bitmedi. Beşiktaş'ın üste 8-10 milyon euro vererek kapıyı gösterdiği Del Bosque, bugün Avrupa Şampiyonu İspanya milli takımının başında.
Bizim kovduklarımız, bizden sonra nasıl oluyor da bu kadar marka yerlerde, bu kadar önemli takımlarda görev yapıyor.
Bizim başarısız diye gönderdiklerimiz, nasıl oluyor da bizden sonra başarıdan başarıya koşuyor.
Acaba  gerçek başarısızlar, bizim 'başarısız' diye gönderdiklerimiz mi yoksa, yoksa her başarısızlıkta faturayı hocalara kesip 'sırça köşklerde' oturmaya devam eden başkan ve yöneticiler mi?
Üstelik 'başarısız' diye gönderdiklerimize  bugün 'başarı' için yeniden sarılıyor ve kapılarını aşındırıyorsak, yanlışın bizde olduğunu kabul etmek zorundayız.
Ne diyorsunuz sevgili başkanlar?
Kim başarısız?
'Başarısız' diye göndekleriniz mi, yoksa sizler mi?

Shakhtar Donetsk dersi
Lucescu beş yıldır Shakhtar Donetsk'in başında...
Biz de böyle bir istikrar olur mu?
Olmaz...
Shakhtar Donetsk'in parmak ısırtan Brezilyalıları, bizdeki Brezilyalılar'ın yarı fiyatı...
Böyle Brezilyalılar'ı biz bulabiliyor muyuz?
Bulamıyoruz...
Shakhtar'ın toplam maliyeti bizim büyük takımların neredeyse yarı fiyatı...
Biz böyle parası az, verimi fazla oyuncular bulup, takımlar kurabiliyor muyuz?
Ne böyle oyuncuları buluyoruz, ne böyle takımlar kurabiliyoruz...
O zaman Shakhtar Donetsk geliyor, bizim beğenmeyip kovduğumuz hocayla ve bizim takımların yarı fiyatına kurulan bir takımla, hem de bizim stadımızda UEFA Kupası'nı kaldırıyor...
Biz kendi ülkemizde, kendi sahamızda bir yabancı gibi bakıyoruz...
Yani ektiğimizi  biçiyoruz...

İsabetli (!) Transferler
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, İlker Yasin'in CNN Türk'teki programında 'İsabetli transferler yaptık ama tutmadı' demiş... Dinlemedim ama gazetelerden okudum...
Fenerbahçe camiasından da, futbol dünyasından da Josico için, Maldonado için, Ali Bilgin ve benzerleri için 'isabetli transfer' diyen daha bir Allah'ın kuluna rastlamadım...
Demek ki Başkan Aziz Yıldırım'ın gördüklerini, bunca insan, hatta milyonlarca insan göremiyor...

Bir davet mi?
Galatasaray Başkanı ve yöneticiler dün sabah Lucescu ile görüştüler ama 'hayır' cevabı aldılar...
Bu arada UEFA finali akşamında da Fenerbahçeli taraftarların 'I love you Luce' diye bağırmaları gözden kaçmadı...
Hadi bunu Galatasaray, Beşiktaş taraftarları bağırsa anlarım. İki takımı da şampiyon yaptı...
Ama bu sevginin ve desteğin Fenerbahçe taraftarından gelmesini anlamlı buldum...
Acaba yönetime bir işaret mi veriyorlar...
Ya da yanlış adrese gitmemeleri için doğru yolu mu gösteriyorlar...

Bu borç doğru mu?
Galatasaray'ın futbolcularına bu sezon itibarıyla 18 milyon dolar borcu olduğunu duydum...
Kulaklarıma inanamadım...
Sordum, soruşturdum...
'Doğru' dediler...
Futbolculara kızıyoruz, eleştiriyoruz da...
'Aç adam bu kadar oynar' derlerse, kim ne cevap verir...

Konyalı dostlara...
Koca Konyaspor'u, sezonun büyük bir bölümünde futbol sahasında değil, adeta balçık tarlasında oynattılar...
Konya kendi sahasında iki pas yapamadı, doğru dürüst futbol oynayamadı ve hesapta olmayan çok puan kaptırdı...
Sezon ortasında bunu söyleyip hatırlattığımızda, sahayı düzelteceklerine bizi eleştirdiler...
Ne oldu?
Konyaspor şimdi Sırat Köprüsü'nde...
Daha iki hafta var...
Ne olacağı bilinmez ama...
Konyaspor küme düşerse, bilin ki, birinci sorumlu Konyaspor'u koca bir sezonun büyük bölümünde bu balçık tarlasında oynamaya mahkum edenlerdir...