AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-06-20
Geçen haftayı Ankara sosyal hayatını incelemekle geçirdim. İstanbul'un hareketine alışmış biri için fazla 'sessiz' bulunacağı şüphesiz. Ama şehrin düzenini, yaşam mantığını anlamaya başladığınız anda farklı bir keyif verdiği de inkar edilemez. İstanbul'la kıyaslanabilecek hiçbir ortak nokta yok. Yıllardır Ankara ve İstanbul kıyaslaması yapanlar abesle iştigal edenlerden başkası değil.
Her şeyden önce Ankara, İstanbul'dan çok daha yavaş yaşayan bir şehir. Her zümrenin arayışı, eğlence anlayışı farklı. Siyasi karakterler, işadamları, üniversite öğrencileri, Kurtlar Vadisi özentileri gibi farklı farklı insan grupları varlık sürdürmekte.
Kurtlar Vadisi demişken diziden fazlaca etkilenen bir kuşak olduğu Ankara'da çok daha net görülebiliyor. Beni en çok şaşırtan şey, Ankara'da gece hayatını iktidar ve değişen hükümetlerin yönlendirdiğini öğrenmek oldu. Yani son dönem Ankara gece hayatında AKP rüzgarları esiyor. Geçen yıllardan gözüme çarpan en büyük farklılıklar sayıca artan cami, kebapçı, nargile kafeler ve balık restoranları oldu. 'Ocakbaşı kültürü' Ankara'yı iyiden iyiye ele geçirmiş gibi görünmekte.
Fazlaca gezenler durumu şöyle anlatıyor: Bir işadamı Ankara'da ihaleler üzerine kurulu düzenle yaşıyor. 'Yanlış görüntü' vermemek adına içkili eğlence mekanlarında görünmekten çekiniyor. İçkiyle arası iyi olan siyasiler topluma açık yerlerde alkol kullandığının görülmesini istemiyor. 'Fişlenmemek' adına alkolsüz restoranları tercih ediyor. Hal böyle olunca da kebap ve balıkçıların sayısı gün geçtikçe artıyor.
Ankara'da iyi balık yemek aklıma en son gelecek şeylerden biriydi. Ta ki Trilye'den haberdar olana kadar. Süreyya Üzmez, Türkiye geneline yayılan bir balık ağı kurmuş. Dört bir yandan gelen deniz ürünlerinin lezzeti gerçekten iyi. İstanbul'da hayli etkili olan, şehir hayatını koklamanıza yardımcı olan Papermoon Ankara'da pek başarılı değil. Özenilerek ve masraftan kaçınılmayarak şık bir ortam hazırlanmış ama rağbet görmüyor. Şehrin en hareketli saatlerinde bile Papermoon'da sadece 4 masa doluyor.
Peki gezmeyi seven Ankaralılar nereye gidiyor diye soracak olursanız, anlatayım; Filistin Caddesi, Arjantin Caddesi'nin pabucunu dama atmış durumda. Arjantin'in kafeleri artık ilgi görmüyor. Filistin'in bistroları ise tıklım tıklım doluyor. Bir buçuk sene önce açılan Big Chefs, hemen onun arkasından gelen Kitchenette, The House Cafe ve Coconut, Filistin Caddesi'ni Ankara'nın Abdi İpekçi Caddesi'ne dönüştürmüş.
Geçirdiğim kısıtlı zaman içinde her şehirde olduğu gibi Ankara'da da bazı sosyal figürlerin mekanlarının-markaların tutmasında ne kadar önemli olduğunu gördüm. Doğan Dergi Grubu Ankara Temsilcisi Erdal İpekeşen de bu isimlerden biri. Tüm kışı Sheraton Otel'in içindeki Copper Club'da geçiren Ankaralılar mekanın canlı müzik akımına kapılması üzerine Hok's ve Wok'a akın etmeye başlamış. Wok terası olduğu için sıcak havalarda da hayli ilgi görüyor. Tunus Caddesi- Bestekar Sokak ise Ankara'nın Beyoğlu'su. Üniversite çağındaki gençlik orada eğlenmeyi tercih ediyor. Bale, opera, senfonik konserler adına Ankara İstanbul'dan daha iddialı. Cumhurbaşkanlığı ve Bilkent Senfoni Orkestrası'nın başarısı tartışılmaz, ancak siyasiler tarafından neredeyse hiç denebilecek kadar az ilgi görüyor.
Ankara trafiği
İstanbul trafiğinde cinnet geçirmeye alışık biri için Ankara trafiği sakinleştirici iğne etkisi yapıyor. En uzak mesafeye dur-kalk yapmadan rahatça ulaşabiliyorsunuz. Ankara'nın trafiksizliğinin yanında kafamı kurcalayan bir durumu daha var.
Birkaç kez Başbakan'ın makam arabasıyla aynı anda aynı yolu kullandım. Tepe ışıkları yanan arkalı önlü koruma araçlarıyla hızlıca yanınızdan geçip gitmek dışında hiçbir etkisi yok trafiğe...
E peki Ankara'da hal böyleyken Başbakan İstanbul'a geldiğinde nasıl oluyor da yollar trafiğe kapatılıyor, uzun trafik sıkışıklıkları yaşanıyor, anlayamıyorum. Ankara'da, İstanbul'da uyguladıkları 'yoğun' güvenlik önlemlerini uygulamaya kalksalar, siyasi karakterler de dahil olmak üzere kimse bir yerden bir yere gidemez şüphesiz. Demek, istendiğinde vatandaş sıkıntıya sokulmadan da 'üst düzey yolculuk' yapılabiliyormuş!
Anayasa Mahkemesi'nin yeni yüzü
Bu Ankara seyahatinde beklenmedik şaşkınlıklar yaşadığım ortada. En büyüğünü ise yeni Anayasa Mahkemesi binasını gördüğümde yaşadım. Çankaya'daki eski binayı bilenler için bu büyük gelişim, bu büyük değişim mutluluk verici. Alman mimarisinden esinlenildiğini tahmin ettiğim yeni bina çok görkemli, modern, beğenilen bir görsellik kazandırmış yeni taşındığı İncek Yolu'na.
Projeyi sunan, kabul eden ve mimari başarıyı hayata geçiren herkesi tebrik etmek lazım.
Moda İstanbul pazarları
Ankara'nın dört bir yanında 'İstanbul pazarı', 'Nişantaşı Pazarı' veya 'İstanbul Sosyete pazarı' levhaları gözünüze çarpıyor. İnanılmaz bir pazar kültürü yaygınlaşmış. Öyle sadece belli günlerde açılan pazar da değil bunlar. Her gün aynı yerde satış yapılmakta.
Bir tanesine girdim, merak ettim doğrusu nasıl oluyormuş pazarın Nişantaşılısı diye.
Bildiğimiz tekstil pazarlarından bir farkı yok. Kıyafetler dükkan fiyatının çok altında ama bildiğimiz 'pazar malları' işte. Sanırım Ankara pazarcılarının müşteri çekme numarasından başka bir şey değil. İşe de yaramış, benim girdiğim pazarın içi kalabalıktan yürünmeyecek haldeydi.