AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2009-06-20

kategori2

'Hayır'lı olsun!

Hükümet; CHP, MHP, DTP ve birçok AK Partili vekilin direnmesi sonucunda mayın ile ilgili yasayı geri çekerek muhalefetle uzlaşma yoluna gitti ve 'temizlenecek arazinin 44 yıllığına kiraya verilmesi ile ilgili maddenin iptal edilebileceğinin' sinyallerini verdi.
Hükümet, AK Parti grubundaki tepkiyi görerek bu yasanın parti içinde çok ciddi sorunlar yaratabileceğini anladı. Çünkü AK Partili vekillerin okuduğu gazetelerin ve diğer gazetelerin köşe yazarları bu mayın işine karşı çok sert tepki göstermişti.
Başta İbrahim Karagül ve Hakan Albayrak olmak üzere Yeni Şafak'ın neredeyse tüm köşe yazarları bu yasaya ve özellikle temizleme işinin İsrail'e verilmesi konusunda hükümete ve AK Parti yönetimine çok sarsıcı eleştirilerde bulundu.
Hükümet bundan böyle ne yapacak, hep birlikte göreceğiz.
Ama ille de bu işi İsrail'e ve İsrailli şirketlere vereceğim diyorsa o zaman İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gabi Levi'nin hafta başında Şanlıurfa ziyareti sırasında dile getirdiği düşüncelerine baksın.
Ataları Osmanlılar tarafından Haçlıların zulmünden kurtarılarak İzmir'e taşınan Levi, 450 yıl bu toprakların tüm nimetlerinden yararlandıktan sonra ailesi ile birlikte Filistin'e göç ederek bu toprakların sahibi olan Filistinlileri terörle kovmuştur.
Levi ve benzerlerinde anlaşılan bu huy genetik bir alışkanlık haline gelmiştir... Çünkü Levi, Şanlıurfa için 'İsrail'in çocukları dahi Urfa ve Harran'ın hayalini kurar' diyor.
Dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler de Kudüs'ün hayalini kurarak Filistin'e göç etmiş ve binbir pis oyunla ve cinayetlerle Filistin'i ele geçirmişti.
Şanlıurfa ve Harran'ın hayalini kuran Levi, anlaşılan Hazreti Yakup'un yani Yakob'un Babil'den kovulduktan sonra Filistin'e giderken uğradığı Nusaybin'i unutmuşa benziyor.
Ama Gabi merak etmesin. Kendisinin unuttuğu ya da söylemekten çekindiği Nusaybin, Karkamış ve Hatay gibi diğer 'kutsal' mekanlar bölgeye gelme hayali kuran İsrailli şirketleri unutmayacaktır.
Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Olanlar varsa da o zaman İsraillilerin şu anda çeşitli kimlik ve görevlerle Kuzey Irak'ta neler yaptıklarına baksın.
Bu da yetmiyorsa o zaman bir zahmet İsraillilerin Afrika'daki faaliyetlerini incelesin.
Bir zahmet diyorum çünkü Google'da bir tıklama ile bu bilgilere ulaşmak çok kolay.
Kurulduğu günden itibaren Afrika kıtasına ilgi gösteren İsrailli yöneticiler, İsrail'in geleceğini 'üç nefes' borusuna bağlamışlardı.
Onlara göre bu nefes boruları Etiyopya, Türkiye ve İran idi.
Humeyni devrimi ile İran'ı kaybeden İsrail, AK Parti iktidarı ile aynı endişeyi taşımasına karşın bu ülkeyi kaybetmemek için elinden gelen ve gelmeyen her şeyi yapıyor, yapacaktır.
Etiyopya, yani Habeşistan (dinsel önemi var) ise İsrail'in Afrika'ya giriş kapısıydı. Ama yine de İsrail geleneksel kişiliğinden dolayı Etiyopya'ya bile kazık atmaktan geri kalmadı. Bu ülkeye her konuda yardım eden ve bu ülkenin komşuları ile olan sınırlarına mayın döşeyen ve başka komşuları ile mayınları temizlemesi için yardım eden İsrail hiç çekinmeden Etiyopya'ya düşman, örneğin Eritre'yi destekledi. Yani geleneksel pis oyunlarını birçok Afrika ülkesinde oynayan İsrail son 30 yılda milyonlarca insanın öldüğü 35'e yakın iç savaş ve komşular arası çatışmalarda temel ve direkt rol oynadı.
Peki bunu nasıl yaptı?
İsrail kurulduğu günden itibaren Afrika ülkeleri ile ilişki kurmanın, doğal zenginliklere sahip bu ülkelere girmenin ve bu ülkeleri Arap ülkelerinden uzak tutmanın yollarını aradı.
Bunun için de güler yüzlü ve yardım sever olması gerekiyordu!
İşte bu nedenle İsrailli şirketler; Afrika hükümetlerine 'tarım çiftliklerinin kurulması ve kullanılması', 'sulama teknolojilerinin öğretilmesi' ve çeşitli alanlarda hükümetlere ücretsiz danışmanlık hizmeti vermekteydi. Böyle 'insani' söylemlerle birçok Afrika ülkesine dalan İsrail zamanla gerçek yüzünü göstermeye başladı. Bugün 30 Afrika ülkesinde dikta liderlere özel korumacılık görevini üstlenen İsrailli güvenlik şirketlerinin yanı sıra başka şirketler de mayın temizleme, orduyu eğitme ve savaş teknolojileri ile silah verme karşılığında birçok Afrika ülkesinde çok geniş arazileri ve başta elmas olmak üzere değerli maden ocaklarını 40-50 yıllığına almış durumda. Bu maden ocaklarında ve tarım çiftliklerinde görev yapan İsrailli ajanlar bu ülkelerin tüm sırlarını, komşu ülkelerle ilişkileri ve genel olarak kara kıta ile ilgili tüm bilgileri toplamaktadır.
Bir daha söylüyorum:
Bundan şüphesi olanlar lütfen Google'da bu konu ile ilgili tüm gerçekleri görsünler.
Görsünler ki; güney sınırlarının İsrail şirketlere verilmesinin ne anlama geleceğini anlasınlar.
Hiç uzatmaya gerek yok.
Ne mayın temizleme işi ne de temizlenmiş araziler asla İsraillilere verilmemeli.
Mayın temizleme işi bu mayınları o sınır bölgesine yerleştiren NAMSA'ya verilmeli ve onlara 'gelin kendi pisliğinizi Türk ordusunun gözetim ve denetiminde  temizleyin' denmelidir.
Hükümet ve AK Parti daha fazla zarar görmeden ve yıpranmadan muhalefet ile anlaşarak bu tartışmalara son vermeli.
Türkiye'nin ulusal güvenliği, onuru, bölgesel prestiji ve komşuları ile ilişkileri bunu gerektiriyor.
İnanın bana gerekçesi ve hesabı ne olursa olsun İsrail ve İsrailli şirketler tüm bunlara değmez...
Yasanın geri çekilmesi umarım herkese 'hayır'lı olur.