AKŞAM GAZETESİ | Nedim Atilla | 2009-06-20
Robert Parker ile birlikte şarapta dünyanın en önemli iki isminden biri olan Jancis Robinson'ın Türk şarapçılığı için yaptığı değerlendirme ülkemiz şarapçılığına nasıl bir fayda getireceK henüz bilemiyoruz; ama 'tadım notları' enteresan tepkiler yarattı.
Önceli şunu belirtmekte yarar var: Porto'nun özgün sarı-yeşillerini herkes bilir, ancak Portekiz'in sek kırmızı şaraplarını kimse önemsemezken, Jancis Robinson'ın verdiği notlar sonrasında dünya, Portekiz kırmızısı da içmeye başlamıştı. Jancis Robinson'dan 'vasat üstü' ve 'üst kalite' ifade eden 15 ve üzeri puan alan Türk şaraplarının uluslararası pazarlarda önemli bir çıkış yapmasını beklemek hayal değil... Jancis Robinson'ın geçen hafta Financial Times'da yayımlanan 'Dikkate değer genç Türkler' başlıklı makalesinin internetteki yorumları bile, şimdiden 'iyi yolda' olduğumuzu gösteriyor!
'Kör tadım', Türk şarap üreticileri ile birlikte yapıldığı için, işin perde arkası sırlarına ulaşmamız zor olmadı. Jancis Robinson, 1984 yılında Master of Wine olmuş bir şarap uzmanı. Şarap konusunda dünyada sayılı otoritelerden biri... Financial Times'ta şarap üzerine yazdığı her yazı olay yaratıyor. Çok önemli yayınları da var.
Türkiye açısından Robinson'ın Türk şaraplarını tatması ve Türk şarabında önemli bir atılım görüp bu izlenimlerini, hem Financial Times'ta hem de kendi web sitesinde yayınlaması çok önemli... Türkiye'nin yakında dünya klasmanına uygun daha kaliteli şaraplar yaparak dünya piyasalarına girebileceğini makalesinde vurgulaması, fevkalade değerli bir saptamadır.
ŞARAP USTASI EZBER BOZDU
Bu tadımı organize eden Dr. Yunus Kocabaşoğlu, Veritas Şarap Kursları'nın kurucusu ve gösterdiği olağanüstü çabalar ile Türk şarapçılığına büyük hizmetler veren biri. Robinson'ın tadımında, daha önceden Veritas tarafından piyasadan satın alınan seçkin 50 Türk şarabı, 50 kadar katılımcının önünde, üzüm çeşitlerine göre sınıflandırılarak tadıldı. Corvus, Diren, Doluca, İdol, Kavaklıdere Kayra, Melen ve Urlice markalarının temsilcileri de tadıma katıldılar. Kocabaşoğlu, sonuçta Robinson'ın 'ezber bozduğunu' söylüyor ve ekliyor: 'Kalecik karasının fıçıya girmemesi gerektiğini ve çavuş üzümünden iyi şaraplar yapılabileceğini söyledi. Türkiye'deki şarap üreticilerinin ve uzmanlarının ezberini bozdu. Türkiye'deki üreticilerin gözünü açtı.'
Dönelim tadım gününe: Jancis Robinson bu tadımı, kendisiyle birlikte tadıma katılan kişilere yüzü dönük olarak gerçekleştirdi. Katılımcılar da aynı anda notlar aldılar ve Robinson'ın yorumları ile kendi notlarını karşılaştırma olanağı buldular. Şişeler herkesin önünde açıldı. Tadılan her beş şaraptan sonra Robinson ayağa kalkarak topluluğa tadım notlarını ve eleştirilerini sundu. Diğer katılımcıların konuşma, müdahale ya da yorum yapmalarına -format olarak- izin verilmemişti. Her 15 şaraptan sonra gruba listeler dağıtılıyor, böylece tadılan şarapların kimlikleri de açıklanmış oluyordu.
BAĞCILIĞIN ÖNEMİ BİR KEZ DAHA ANLAŞILDI
Robinson, Türkiye'yi ziyareti sırasında birkaç şaraphaneyi ziyaret etmek istemiş. Bunlardan ilki Kavaklıdere idi. Diğerinin ise Corvus olması uygun görülmüş. Bence buna sebep, Corvus'un aynı zamanda yerel üzüm çeşitlerini de (Kuntra, Karalahna, Vasilaki, Çavuş gibi) işliyor olması. Bazı büyük üreticiler bu duruma alınmış olabilirler. Fakat sonuçta Türk şarapçılığı ilk defa dünyaya olumlu bir şekilde sesini duyurmuş oldu. 'Robinson puan dağıttı, Corvus, Kavaklıdere'ye torpil yaptı' gibi eleştirileri getirenlerin, Robinson'ın dünya şarap camiasındaki yerini pek anlayamamış olduklarını varsayıyorum. Yoksa otorite olmuş bir kişinin şu, bu firma adına kendi şöhretini riske atmayacağını bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu tadımda, büyük üreticilerin yüksek puan alması önemlidir; ama asıl ilginç olan Kocabağ ve Urlice gibi küçücük üreticilerin de iyi puanlar alabilmiş olması. İyi puan alanların çoğu kendi bağlarına sahip. Ülkemizde bağcılığın önemi sanırım anlaşılmıştır!
Bu tadımda, önemli başarılardan birini Urlice'nin elde etmiş olması çok umut verici. Urlice'nin başarısının sırlarını, üretici Bilge-Reha Öğünlü çifti bakın nasıl anlatıyor: 'Urlice'nin yüksek puan almasının nedenleri arasında kendi bağlarına sahip olduğu için kontrollü üretim yapması, şarabın kalitesini artırmak için budamalarda sert davranabilmesi sayılabilir. Bu türden budamalar ürünün az ama kaliteli olmasını sağlar. Küçük tanklarda kontrollü fermantasyon yapabilmesi, karbonik maserasyon ile üretilmiş olan bu şarabın maserasyon sürelerinde ve yapılış tekniğinde radikal kararlar verilebilecek özgürlüğe sahip olunabilmesi de kalite üzerinde etkili. Küçük çapta butik şarapçılığın en büyük avantajı kendi bağlarına sahip olmasıdır. Ürünün kalitesini yakından kontrol ederek yüksek tutabilmesi, şarabın fazla teknolojik müdahalelere maruz kalmaması ve daha natürel yöntemlerle üretilebilmesidir. Şarabın rahatsız edilmeden, mesela filtrelenmeden, aşırı kimyasal durultmalara maruz kalmadan, oradan oraya pompalarla mütemadiyen aktarılmadan sakin olarak gelişmesi çok önemlidir. Hatta bizce en önemli faktörümüz budur'.