AKŞAM

Kıbrıslı '2 devlet' diyenleri seçti

AKŞAM, Derviş Eroğlu liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'nin zaferiyle sonuçlanan seçim sonrasında KKTC'nin nabzını tutuyor. Sonucun Türkiye ile ilişkilere nasıl yansıyacağı, Türkiye'nin AB üyeliğine etkileri ve yeni hükümetin izolasyonların kaldırılması için hangi adımları atacağına dair soruların yanıtlarını arayacağız. Rum kesimi, Yunanistan, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin yakından izlediği seçim, Kıbrıs sorununun çözümünde iki devlet, iki halk ve iki egemenlik çözümünü savunan şahin kanadın temsilcisi Eroğlu ile müzakereleri yürüten Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı karşı karşıya getirebilir. Rumlar, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın manevi oğlu olarak gördükleri ve uzlaşmazlık politikasının veliahtı olarak kabul ettikleri Eroğlu döneminde müzakere sürecinin tehlikeye girmesinden endişeli. Diplomasi muhabirimiz Mahmut Gürer, yeni süreç konusunda görüşlerini almak üzere taraflarla Ada'da bir araya geldi. İlk görüşme KKTC'nin efsane Cumhurbaşkanı Denktaş ile yapıldı.

KKTC'nin 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lefkoşa'daki çalışma ofisinde AKŞAM'ı kabul etti. Seçim sürecini ve Kıbrıs sorununun çözümüne dair müzakereleri değerlendiren Denktaş, Kıbrıs halkının ülkedeki seçimler ile Avrupa Birliği'ne (AB), 'Ada'da iki devletli, iki halklı, iki egemenlikli çözüm' mesajı verdiğini söyledi. Denktaş, KKTC Meclisi'nde tek başına hükümet kurmaya yetecek sayıda sandalye kazanan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na da 'koalisyon' önerisinde bulundu.
1'inci Cumhurbaşkanı Denktaş, Ada'ya ilişkin müzakere sürecinde, yeni hükümet ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında sürtüşme yaşanmaması için, ikilinin önce bir araya gelerek uzlaşmaları gerektiğini, daha sonra da Türkiye'ye giderek izlenecek politika konusunda ortak karar verilmesini savundu.

Denktaş, kendisine yöneltilen soruları şöyle yanıtladı:

- Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi akıllarda bir soru var. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) mi kaybetti, UBP mi kazandı? Annan Planı'nın tartışıldığı dönemde CTP oyları ikiye katlanmıştı. Bugün CTP'nin özellikle ekonomi konusundaki hezeyanlarını bir yana bırakırsak, Kıbrıs konusunda vaat edilen barış da tahakkuk edememiştir. Dolayısıyla Ulusal Birlik Partisi oylarını ikiye katlamıştır. Yani tepki oyları büyük oranda UBP'ye gitmiştir. Bunun yanı sıra seçim döneminde köyleri gezdim. CTP'nin seçimi kaybetmesi büyük bir sürpriz olarak değerlendirilmemeli.

- Seçimlerle halkın verdiği mesaj nedir?
Seçmen, 'iki halk, iki devlet, iki egemenlik' diyeni seçmiştir. Bu da 'Kıbrıs Türkleri ne istiyor' sorusuna verilecek en güzel yanıttır. Temennimiz, demokrasi şampiyonu AB'nin sonuçları görmesi ve 'Türk tarafı da birleşmeyi istiyor' söylemini bir kenara bırakmasıdır. Seçimde ortaya çıkan bir başka mesaj da, 'Türkiye bize karışmasın, biz Kıbrıslıyız, iktidar olduğumuz gün, Türkiye ile bağlantıyı keseceğiz' diyenlerin sadece yüzde 0.38 oy almış olmasıdır.

-  UBP tek başına iktidar mı olmalı, koalisyon mu kurmalı?
UBP kazandığı sandalye ile tek başına iktidar olabilir. Ancak bence mantıklı olanı koalisyona gidilmesidir. UBP, daha önce CTP'nin yaptığı gibi şımarıklık yapmamalıdır. Çünkü unutulmamalıdır ki, gelen oyların çoğu tepki oylarıdır. Bu oylar tekrar yer değiştirebilir.

Topbaş'ın seçim otobüsünü getirdiler

- Seçimlerde, kuruluşunda Türkiye'nin etkili olduğu konuşulan ÖRP 2 milletvekili çıkardı.
ÖRP burada muazzam para dağıtmıştır. Zamanında AKP'nin desteğiyle partilerinden istifa etmiş kişilerdir bu partiyi kuranlar. Onların iktidarı döneminde de muazzam rüşvet konuları gündeme gelmiştir. Tabii ÖRP için seçim üzücü bir tecrübe olmuştur. Buraya Turgay Avcı'nın söylediğine göre, Kadir Topbaş'ın seçim otobüsü bile getirilmiştir. Sonra sistemi uymayınca geri gönderilmiştir.

ERGENEKON GUANTANAMO GİBİ

- Ergenekon içinde yer aldığınız spekülasyonları yapıldı. Ergenekon hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açıklanan belgeler içinde beni suçlayıcı bir şey yok. Sayın Derviş Eroğlu'nu suçlayıcı bir şey de yok. Bu açıklamalar, ters tepmiştir. Kaldı ki Ergenekon adı altında, bir teşkilat henüz yargı tarafından tespit edilmiş karara bağlanmış değildir. Ama herkes sanki böyle bir teşkilat yargı kararıyla ortaya çıkarılmış gibi suçlamalarda bulunmaktadır. Haklarında henüz iddianame bile düzenlenmeyen, gözaltına alınmış veya tutuklanmış insanlar suçlu gibi gösterilmektedir. Basının bir kısmı sızdırılan belgeleri, insanlığa, ahlaka, hukuka, yasalara aykırı bir biçimde yayınlanmaktadır. İnsanlar 8-10 ay cezaevinde tutululup neyle suçlandığını bilmemektedir. Biz bunlar üzerinde duruyoruz. Hukukun üstünlüğü açısından üzülüyoruz. Çünkü bunun benzeri ABD tarafından sadece Guantanamo'da yapılmıştır. ABD şüphelendiği insanları içeri atıp orada aylarca tutmuştur. Bu orada başlatılmış bir zulümdür. Aylarca içeride tutulan o zavallı adamı, ölüm için evine yollamak da bağışlanacak bir şey değildir. Umarım gerçek yasal usule dönülür diyorum. Bir hukukçu olarak bunu söylüyorum. 

-  Peki Kıbrıs neden soruşturmanın içine çekilmek isteniyor?
Tutuklananlar arasında  Kıbrıs'ta hizmet yapmış emekli generaller de vardır.
Bu kişilerin Kıbrıs'tan gelip geçmeleri, bizimle selamlaşmaları, Kıbrıs'ı da bu soruşturmaya dahil etmek için bir neden olarak görülmektedir.  Bu olacak iş değildir.

Görüşmeler kopar yine başlar, hep böyle oldu

- Oğlunuz Serdar Denktaş'ın partisinin aldığı sonuç konusunda ne diyeceksiniz?
Bu kez Serdar çok ilginç bir şey denedi. Ekonomik kriz nedeniyle, hiçbir meydan mitingi yapmadı. Buna karşın oyunu büyük oranda korudu partisi. Ben DP'nin hem ekonomik politikasını hem de Kıbrıs konusuna bakışını beğeniyorum.

- Seçimlerin ardından Kıbrıs kalıcı müzakereleri nasıl etkilenir?
Benim temennim Sayın Eroğlu ile Sayın Talat'ın bir araya gelip, müzakereler ile ilgili bir değerlendirme yapmasıdır. Bu çerçevede seçim sonuçları da dikkate alınarak 'iki devlet, iki halk, iki egemenlik' söylemi, müzakerelerin temel niteliği haline getirilmelidir. Bunu da Türk Hükümeti ile de görüşerek, müşterek bir çizgide yürütmek gerekir.

-  Bu görüşmeleri kesmez mi?
Görüşmeler kopar ama yine başlar. Hep böyle olmuştur. Benim dönemimde de aynı şekilde yürütülmüştür. AB Türkiye'ye ne yapacak korkusu artık birkenara bırakılmalıdır. Türkiye'nin üyelik hedefi zaten 15-20 yıl öteye koyulmaktadır. Birlikte hareket edilirse ancak sonuç elde edilir. Çünkü Rumların Kıbrıs'ın tamamını alma dışında bir siyaseti bulunmamaktadır.

Asıl gerçek, iki devlet ve iki halktır

- Seçim sonuçları, 'Rauf Denktaş çizgisine dönüş' olarak da değerlendiriliyor.
Bir defa bu, 'Rauf Denktaş çizgisi' değil, 'milli çizgidir'. Benim çizgim, Türkiye ile birlikte karar verilen milli çıkarları gözeten bir çizgidir. Ancak Annan Planı ile birlikte bu ortadan kalkmıştır. Geçilen çizgiyi de, 'Sayın Mehmet Ali Talat'ın çizgisi' olarak nitelememek gerekir. Bu çizgiye Türkiye Hükümeti ile birlikte karar verilmiştir. Bu nedenle yapılması gereken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek ve TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın da yakın süreçte belirttiği gibi, 'Ada gerçekleri' içerisinde hareket edilmesidir. Bu gerçekler, iki devlet, iki egemenlik ve iki halktır. Sayın Talat ve Eroğlu için o çizgiye dönmek zor olmaz.

-  2010'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Talat yeniden kazanabilir mi? Siz aday olacak mısınız?
Ben artık aday olmayı düşünmem. 85 yaşında yaşlı bir adamım. Artık danışılırsa fikrimi söylerim. Tecrübelerimi paylaşırım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelince, bir defa Derviş Eroğlu'nun aday olacağı muhakkak gibi görünüyor. Talat'ın yeniden seçilip seçilmeyeceğini ise zaman gösterecek.
YARIN: UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3