AKŞAM | PAZAR | 14 HAZİRAN 2009, PAZAR

Yoksa hepimiz 'cinayetsever' miyiz?

a_umitCinayet haberlerine özel bir merakımız mı var? Yoksa cinayetlerden haz mı duyuyoruz? Gazeteler yeni polisiye romanlar mı oluyor? Polisiye yazarı Ahmet Ümit yorumluyor...

 

Geçen yüzyılın önemli ekonomistlerinden Ernest Mandel aynı zamanda bir polisiye roman 'hastasıydı' ve polisiye romanları incelediÄŸi harika kitabı 'HoÅŸ Cinayet'te ÅŸu ürpertici tespiti yapıyordu; 'Åžiddet hakkında yazılanları okumak, ÅŸiddete tanık olmanın ve bundan hoÅŸlanmanın, -masum da olsa- bir biçimidir.' Polisiyenin Türkiye'de yeni yeni itibar kazandığı, 'düÅŸük edebiyat' kategorisinden sıyrıldığı 1990'lı yıllarda ÅŸöyle bir genelleme sıkça duyulurdu; 'Türkiye'de iyi polisiye yazılamaz, çünkü cinayetler soÄŸukkanlılıkla iÅŸlenmiyor, zeka unsuru yok, insanlar genellikle ya cinnete ya da töreye kurban gidiyor, polis ipuçları peÅŸinden koÅŸmak yerine iÅŸkenceyle ifade almayı tercih ediyor'. Bugün gündemden düÅŸmeyen cinayetlere baktığınızda, bu genellemenin Türkiye'yle ilgili olduÄŸundan ÅŸüphe edebilirsiniz.

Arka arkaya iÅŸlenen cinayetler, yalnızca emniyet güçlerini deÄŸil sosyologları ve psikologları da uÄŸraÅŸtırıyor, basitçe açıklanamıyor, kolayca 'yenilip yutulamıyor.' Cinayetler, bu cinayetlerin kamuoyuna yansıyış biçimleri ve bizim duyduÄŸumuz ilgi hakkında söyleyecek sözü bulunanlardan biri elbette ki bir polisiye yazarı olabilirdi.  Popüler polisiye yazarlarından Ahmet Ümit'e sorduk... 

- Türkiye'de zekice cinayetler iÅŸlenmediÄŸi için iyi polisiye yazılamadığını düÅŸünüyor musunuz?
Bu topraklarda zekice cinayetlerin iÅŸlenmediÄŸi doÄŸru deÄŸil. Hatta olmadığı söylenen cinayetlerin 3 bin yıllık geçmiÅŸi var. Hitit, Bizans ve Osmanlı saraylarında inanılmaz cinayetler iÅŸlenmiÅŸtir. Fatih Sultan Mehmet sefere çıkıyor mesela, hastalıktan öldüÄŸü söyleniyor, ama o iktidar mücadeleleri, entrikalar içinde zehirlenme, cinayet ihtimali bence çok büyük. Cumhuriyetten itibaren bu tür zekice kurgulanmış cinayet fazla yok. Ama devlet tarafından uygulanan bir ÅŸiddet ve cinayetler var. EÄŸer iyi polisiyenin eksikliÄŸinden bahsediliyorsa bunun asıl nedeni bu türün küçümsenmesi, edebiyat olarak görülmemesindendir, ama artık bu durum da deÄŸiÅŸti, entelektüel bakış geliÅŸti polisiyeye karşı. 

- Son zamanlarda arttı mı cinayetler, bunun özel bir nedeni var mıdır sizce?
Çok konuÅŸuluyor ekonomik nedenler üstüne, elbette etkisi var bunun ama farkında olmadığımız travmatik durumumuz da var. Uzun yıllarca akÅŸam sofrasına oturmuÅŸken televizyondan PKK çatışmalarını, 'ölü ele geçirilen teröristleri', 'hunharca katliamları', 'bebek katillerini' izledik. Åžiddet de, insan öldürmek de çok sıradanlaÅŸtı. Cinnetin beslendiÄŸi bir durum bu.

ŞİDDET HER ŞEYE EGEMEN OLDU
- Bazı cinayetlerde uzmanlar bile akıl tutulmasına uÄŸradı, açıklamakta zorlandı, cinayetler biçimi mi deÄŸiÅŸtirdi acaba artık?
Son dönemlerde genel olarak ÅŸiddet kültürünün iyice yaygınlaÅŸtığını düÅŸünüyorum. 44 kiÅŸinin öldürüldüÄŸü Bilge Köyü katliamı gibi bir olay hatırlamıyorum daha önce. Töre cinayetlerinde kadınlar öldürülmezdi mesela eskiden. Åžiddet her ÅŸeye egemen oldu, racon da, töre de dinlemiyor artık. Bir kere böyle bir ÅŸey baÅŸladı mı nerelere kadar gideceÄŸi belli olmaz. Basit bir cinnet olgusuyla açıklamamak gerekir bir de. Bilge Köyü katliamında da, Adana'da aynı aileden 8 kiÅŸi öldüren adamın vakasında da maddi çıkar söz konusu, basit bir cinnet durumu yok, planlama, bilinçli bir eylem var.  

- Yazarken cinayetlerden etkileniyor musunuz, yoksa hayal gücünüz mü devreye giriyor tamamen?
Takip ediyorum yaÅŸanan olayları. EtkilendiÄŸim bazılarını kullanıyorum da. 'Kavim' romanında, GüneydoÄŸu'da bir insan bedeninin patos makinesinde parçalanması var mesela. Buna benzer bir olayı Siverek'te bir aÅŸiretin yaptığını okumuÅŸtum.

CİNAYET HABERİ DEĞİL POLİSİYE OKUYUN
- Åžiddet hakkında yazılanları okumayı seviyor muyuz? Bu, ÅŸiddetten hoÅŸlandığımız, haz duyduÄŸumuz anlamına da gelir mi?
Hepimizin içinde bir öldürme güdüsü var doÄŸal olarak. Korunmak için ÅŸiddet uygulama eÄŸilimimiz köklerimizden bugüne ulaÅŸmış, içgüdüsel bir davranış. Polisiyeye de bunu tatmin etmenin en masum yolu olarak bakılabilir; gerçekten yapmadan cinayete tanık oluyor, kovalıyor ve yargılıyorsunuz. 

- Medya cinayetleri günü gününe takip ediyor, yargılıyor, çözmeye çalışıyor. Acaba polisiye romana güçlü bir rakip mi geliyor? 
İyi bir polisiye roman ÅŸiddete karşıdır. OkuduÄŸunuz iyi polisiyeyse vicdani bir hesaplaÅŸmaya bile girebilir, adaleti arayabilirsiniz. Bu katile odaklı olmamakla ilgili bir durum. Ama gazete ya da televizyon haberlerinde katile çok yer veriliyor. İstenmese de katil kahraman katına yükseltiliyor böylece. Arada böyle bir temel fark var. Cinayet haberleri deÄŸil de polisiye roman okumanızı tavsiye ederim.

Türkiye'de Adli Tıp, bizim dizilerdeki gibi çalışmaz
Cinayet olaylarında sık duyduÄŸumuz eleÅŸtirilerden biri faili yakalamak için gerekli becerinin gösterilememesi oluyor. Aklımıza ister istemez Amerikan dizilerindeki ipuçları büyük bir ustalıkla deÄŸerlendirilip çözülen olaylar geliyor. Acaba bizim Adli Tıp Kurumumuz bu konuda yetersiz mi kalıyor? İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İmdat Elmas'a göre iÅŸin rengi biraz deÄŸiÅŸik. Kendi 'koÅŸulları' içinde Batı ülkelerindeki örnekleriyle karşılaÅŸtırıldığında Türkiye'deki adli tıp, gerek teknolojiyi kullanma imkanı gerekse kalifiye elemana sahip olma bakımından oldukça iyi durumda. Bu 'koÅŸul' meselsi de ÅŸöyle açıklanabilir: ÖrneÄŸin Amerika'da adli tıp kurumunun polisle birlikte olay yerinde inisiyatif gösterme imkanı varken, Türkiye'deki adli tıp ancak emniyet yetkililerinin kendilerine sunduÄŸu ipuçlarını, delilleri inceleyebiliyor. Görev alanı yasalarla emniyete ve savcılığa baÄŸlanmış, yetkileri sınırlandırılmış bir kurum. Elmas'ın dikkat çektiÄŸi bir nokta da Türkiye'de hayli popüler olan polisiye diziler. Burada görünen adli tıp koÅŸuÅŸturmacasının Türkiye'yle ilgisi bulunmadığını, insanlar üzerinde yanlış imaj oluÅŸturduÄŸunu söylüyor Elmas.

CİNAYETLER DETAYLARIYLA ANLATILMAMALI
Son zamanlarda cinayetlerin sayısında bir artış olup olmadığını sorduÄŸumuz Prof. Elmas'a göre, nüfus artış oranı göz önünde bulundurulduÄŸunda cinayetlerin fazlalaÅŸtığına dair bir sonuç çıkarmak pek doÄŸru deÄŸil; 'Arttığını düÅŸünmemizin nedeni, eskiyle kıyaslandığında kamuoyu ilgisini çeken bazı cinayetlerin daha uzun bir süre, birçok boyutuyla medyada tartışılması. Uzmanlar da çaÄŸrılarak görsel ve yazılı medyada aylarca, nerdeyse her gün gündeme taşınıyor. Burada kritik nokta ÅŸu; olaya yalnızca haber olarak bakılmamalı, özel bir dikkatle ele alınmalı, örneÄŸin ÅŸiddet olayının detayları görüntülerde, sözlü ya da yazılı anlatımlarda verilmemeli. Hatta bu tür haberler eÄŸitici unsurlarla birlikte sunulmalı.'

EYÜP TATLIPIPAR-etatlipinar@gmail.com

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3