AKŞAM | PAZAR | 21 HAZİRAN 2009, PAZAR

Transfer olmak için yardım isteyen gazeteciler oldu

BaÅŸbakanlık İletiÅŸimden Sorumlu BaÅŸdanışmanı ve BaÅŸbakanlık Sözcüsü Akif Beki, 2009 yılının ilk günlerinde bu görevi bıraktı ve gazeteciliÄŸe döndü.

beki

 Åžubat ayından beri haftanın 5 günü Radikal'de yazıyor. Kanal 24'te danışmanlık ve Kanal 7'de de program yapan Beki'nin medyaya dönüÅŸü olaylı oldu. Görev yaptığı sürede meslektaÅŸlarını kollamamakla eleÅŸtirilen, akreditasyon gibi teamüller getirerek iÅŸlerini yapmasını zorlaÅŸtırdığı iddia edilen Beki ile hem BaÅŸbakan danışmanı olmayı ve bu tartışmaları hem de gazeteciliÄŸi konuÅŸtuk. Bir saat sonra katılması gereken televizyon programının zaman baskısı nedeniyle tansiyonu yüksek bir söyleÅŸi oldu. Bir de kullandığı Arapça ve Osmanlıca kelimeler var ki, konuÅŸurken de yazdığı kadar bol kullanıyor. Bu nedenle çoÄŸu röportajlarda 'gülüyoruz', 'gülüyor', demek için açılan parantezleri bolca kullandım ama çeviri için...

Daha önce yaptığınız açıklamalarda, 'BaÅŸbakanlıktaki göreve, bir gün bırakacağımı bilerek baÅŸladım' diyorsunuz. Sonuçta her iÅŸ sonludur, o sonu hızlandıran bir ÅŸey oldu mu?
Kafamda belli bir vade yoktu. Hissetmekle ilgili. YaÅŸadıklarınız, gördükleriniz, kendi açınızdan ÅŸartların olgunlaÅŸtığı duygusunu veriyorsa doÄŸru zamanın geldiÄŸini düÅŸündüÄŸünüz anda bırakıyorsunuz.

Çalışma arkadaÅŸlarınız arasında kavga, çekememezlik yaÅŸandığı gibi dedikodular vardı...
Bunun böyle olmadığını hep söyledim ama bizde her ÅŸeyin altında baÅŸka bir ÅŸey aranıyor. Ne kadar açık konuÅŸursanız konuÅŸun, 'mutlaka baÅŸka bir sebep vardır' diye düÅŸünülür. Benim bunu aÅŸmam mümkün deÄŸil, aÅŸmaya çalışmak nafile bir çaba.

HAYIR DEME HAKKIM YOKTU
Neden kabul ettiniz sözcülük görevini? Sonuçta siyaseti düÅŸünmediÄŸinizi beyan ediyorsunuz amacınız da gazeteciliÄŸe dönmek...
Görev teklifini Sayın BaÅŸbakan ÅŸahsen yaptı. Kabul etme sebebim budur. Benim için kolay bir karar olmadı. O noktadan sonra baÅŸka bir iÅŸ denemenin ve hele mesleÄŸe geri dönmenin hayatıma getireceÄŸi zorlukları gördüm; fakat bununla beraber doÄŸrudan Sayın BaÅŸbakan'dan böyle onurlu bir görev teklifini alınca, 'hayır' deme hakkını kendimde görmedim.

'Gazetecilikten geliyor ama gazetecilere haksızlık yapıyor' şeklinde eleştirildiniz...
Ben ÅŸapkaları karıştırmam. Gazeteciydim ve masanın öbür tarafına geçtiÄŸimde artık gazeteci deÄŸildim. ÖnceliÄŸim, gazetecilerin BaÅŸbakanlık'tan daha iyi atlatma haber yapmaları; daha iyi haber sızdırmaları, mahrem ya da gizli damgalı belgelere daha rahat ulaÅŸmalarını saÄŸlamak falan deÄŸil... Tam aksine bunun engellenmesiydi.

Gazetecilerin iÅŸi de bu saydıklarınızı yapabilmek. Bu yüzden düÅŸman kazandınız mı?
Evet, çok kazandım ama sorunuzda bir mugalata (yanıltmaca) var. Sorunuz, benim yaÅŸadığım sorunların temelinde neyin yer aldığını ifÅŸa ediyor. Benim iÅŸim gazetecileri koruyup kollamak deÄŸildi, gazeteciler kendini koruyup kollasın. Åžimdi gazeteciliÄŸe geçtim, kimseden koruma kollanma beklemiyorum. O göreve gelmezden evvel, baÅŸka iktidarlar döneminde, Türkiye'de de yurtdışında da gazetecilik yaptım. Hiçbir baÅŸbakanlık yetkilisinden koruma, kollama beklemedim. Ama benden; iÅŸlerini garanti etmemi, ayrıldıkları zaman tazminatlarını almalarına yardımcı olmamı, bir yerden baÅŸka bir yere geçmek için tavassut (aracılık) etmemi isteyen pek çok meslektaÅŸ oldu. Ben buna taaccüp (ÅŸaÅŸma) ediyorum.

Gerçekten çok ÅŸaşırtıcı...
Bunun ayrıntılarına girmem. Sadece bir sakatlığı açık etmek için söylüyorum. Yani iÅŸ buradan baÅŸlıyor. Yürütülen mantıkta bir sakatlık var.
n Peki, neden sizden böyle isteklerde bulundular?
Bunu ben de bilmiyorum. Masanın iki tarafında da, böyle bir ÅŸeyin ne aracısı ne de talepkarı oldum. Fakat bildiÄŸim ÅŸu var: BaÅŸbakan'a ve size access'lerini (ulaÅŸabilir olmalarını) kurum içinde bir ÅŸekilde kendileri için krediye çeviren, hatta bunun ötesinde daha somut taleplerde bulunan meslektaÅŸlar var ve sizden umduklarını bulamadıklarında inanılmaz bir düÅŸmanlık yapmaya baÅŸlıyorlar. Varsın yapsınlar, itirazım yok. Åžundan da emin olsunlar: Hiçbir gün 'falan kiÅŸi benden ÅŸunu istedi' demeyeceÄŸim. İş buradan baÅŸlıyor ve baÅŸka bir arkadaşın daha mahrem bir talep ve beklentisine kadar gidiyor. İçeriden kimsenin ulaÅŸamayacağı bir gizli belgeyi, sizin ona servis yapmanızı istiyor. Ben bunu da yapmadım. Paylaşılabilir bilgi neyse, hepsiyle adil ÅŸekilde paylaÅŸtım. 'O geldikten sonra gizli toplantılardan bilgi sızdıramaz olduk!' Benle ilgili yapılan eleÅŸtiri bu... Ben bunu iftihar vesilesi addederim. Benim görevim buydu zaten.

GazeteciliÄŸiniz döneminde hukukunuz olan kiÅŸilerle ters düÅŸtünüz ve yeniden aralarına döndünüz. Zorlandınız mı?
EleÅŸtiren ve benden hoÅŸlanmayanlar olabilir ama benim kimseyle öyle ileri bir husumetim yok, kimsenin de benim yüzüme karşı öyle bir husumet gösterdiÄŸi yok. Ayıp bir ÅŸey yaptığınızda çekinirsiniz, benim böyle bir durumum yok.   

Görev tanımınız neleri kapsıyordu?
Sayın Başbakan'ın ve Başbakanlığın iletişimiyle ilgili her konu...

Ahmet Hakan yazmıştı: Başbakan Erdoğan, Ergenekon iddianamesine giren Agarta konusunu size sormuş, siz de cevap veremeyince, 'git araştır da gel' demiş...
Uydurma bir senaryo... İnandınız mı?

E, merak ettiÄŸim için soruyorum.
Biz işin mutfağında neler konuşurduk, kimseye anlatmadım. Sayın Başbakan'ın da anlattığını zannetmiyorum.

BaÅŸbakan ErdoÄŸan danışmanlarını hangi kriterlere göre seçer? Mesela neden 'bizim mahalleden' de bir danışmanı yok?
Bu 'mahalle' meselesi kullanışlı bir metafor ama öyle bir ÅŸey yok. Bizim mahalleler hep karışık. BaÅŸbakan kendisine katkı sunabilecek isimleri seçiyor. O, sadece danışmanların görüÅŸleriyle de beslenen biri deÄŸildir.

Danışmanların kendisini yanıltma ihtimali olabilir mi?
Diyelim ki hiçbiri, herhangi bir konuda gerçek kanaatini söylemedi Sayın BaÅŸbakan'a; e, bu memlekette bu kadar gazete, televizyon var! Ondan duymazsa, diÄŸerinden duyar. Bunlar boÅŸ ÅŸehir efsaneleri. Bu çaÄŸda kim habersiz kalıyor ki?

BAÅžBAKAN DA GÜLÜYORDU
Böyle eleÅŸtiriler oluyordu...
Gülüyordum. Sayın BaÅŸbakan ne yapıyordu diye sorarsanız valla o da gülüyordu.

3,5 yılda pek çok önemli siyasi geliÅŸmeye tanık oldunuz. YaÅŸadıklarınızı yazacak mısınız?
Hayır, düÅŸünmüyorum. Mutfakta olup bitenleri anlatmayacağım. Köprünün altından ne kadar su akar, onu bilemem. Gün gelir faydası olduÄŸuna inandığım bir anekdotu paylaÅŸabilirim. Ne olup bittiÄŸini anlatmayı doÄŸru ve ahlaki bulmuyorum.

Ama gözlemleriniz katkı saÄŸlayabilir.
O ayrı... Bunu bugün de yaparım. Faydası olduÄŸuna inandığım her bilgiyi tabii paylaşırım. Mahrem bir bilgiyi paylaÅŸmam.

Bunun sınırları sizin vicdan ölçünüze kalmış...
Böyle diyorsunuz ama acayip bir dedikodu merakı var... Kimse faydalı bilgiyi merak etmiyor. Etseler, hiç durmadan anlatacağım. Herkes dedikodu peÅŸinde.

Eh tabii; BaÅŸbakan'ın yakın çevresinde bir yumruklaÅŸma olup olmadığı merak edilir...
Ben, mahalle dedikodularına tuz-biber ekmeyeceÄŸim. O iÅŸte yokum. Günün birinde beni dedikodu anlatırken inÅŸallah görmeyeceksiniz.

Sözcülük görevini bıraktığınızda en çok Sabah'ın başına geçeceÄŸiniz konuÅŸuldu. Neden sizce?
Bu bir yakıştırmaydı. Nereden çıktığını sorgulamıyorum ama biliyorum ki hepsi iyi niyetli deÄŸildi. Bu beklenti benim iradem dışında oluÅŸmuÅŸ bir ÅŸey. Bana oradan teklif gelmedi. Gelseydi yine tercihim böyle olurdu.

SAKİN BİR ÇALIÅžMA ORTAMINA İHTİYACIM VARDI
Yani bir gazeteyi yönetmek istemez misiniz?    

Bu tür görevlerin belli bir dönem yapılıp sonra mesleÄŸe dönülebildiÄŸini göstermek istedim. İkincisi, böyle bir kamu görevinden ayrılıp yöneticilik yapmak, benim o dönem bulunduÄŸum pozisyondan talepkar olunabileceÄŸini düÅŸünen meslektaÅŸları haklı çıkarmak olurdu. Derlerdi ki; o da pozisyonunu kullanarak geçti.

Radikal'i dedikodu olmasın diye mi seçtiniz?  
Teklifler, öyle bir pozisyonda olmasaydım da bana gelecek tekliflerdi. Gene de yanlış anlaşılırdı.  Ayrıca bir süre sakin bir çalışma ortamına ihtiyacım vardı. Kendime de, bıraktığım iÅŸe de iyilik yaptım. Bencilce davranmadım; kendi kiÅŸisel yararımı maksimize edeyim diye düÅŸünmedim. Bunu yapmış olmak, herhangi bir gazeteye yönetici olmaktan daha büyük bir tatmindir benim için. Zaten bir tatminsizlik içinde deÄŸilim. MesleÄŸe baÅŸladığımda çizdiÄŸim kariyer planım, köÅŸe yazmak ve televizyonda program yapmaktı. Yaptım da zaten.

Ama erken yaÅŸta yaptınız. Bundan sonrası için, kariyer planınızda örneÄŸin Hürriyet'i yönetmek yok mu? Bunu da konuÅŸtuÄŸum tüm gazetecilere soruyorum ama taliplisi çok olduÄŸu için iyi bir örnek oluyor.
Çok seksi, çekici bir örnek oldu. Buna Hürriyet üzerinden cevap vermesem olur mu? Hürriyet'in talibi çok, ben eksik olayım. Gönlümde idarecilik yok. Yazıp çizmeyi bin kere tercih ederim. İdareciliÄŸi baÅŸka binlerce alanda da yapabilirsiniz.

BaÅŸka alanda idareci bu kadar güçlü olmaz ama.
Çok büyük bir ego lazım böyle bir hayalin peÅŸinden gitmek için. Belki de bende o ego yok. Belki ben nakısım (kusuru olan). İster inanın ister inanmayın. Herkesin kendi kariyer hedefine sahip olma hakkı var. İsteyenler talip olabilir.

Radikal okuru size alışabildi mi?
Okur tepkilerini yorumlamak istemiyorum. Sadece yazdığınız yazı ve yazıdaki fikirle ilgili deÄŸil o tepkiler. Kimi kliÅŸe ve ucuz 'yandaÅŸ' gibi laflar hariç hiçbir eleÅŸtiriyle sorunum yok.

Bu hükümeti CHP'ye tercih ediyorum
Başbakan'la fikirdaş mısınız?
EÄŸer çok uzak olsaydım fikren politikalarına, ne BaÅŸbakan bana yaptığım görevi teklif ederdi, ne ben kabul ederdim. Bu, bu hükümetin her politikasını doÄŸru buluyorum anlamına gelmez. Ama ÅŸu da doÄŸru; bu hükümeti CHP'ye tercih etmesem o görevi yapmazdım. Bu da aleni bir tavır. Ben bir bireyim. Sizin kendi düÅŸüncelerinize sahip olma hakkınız varsa benim de var.

Bundan rahatsız mısınız?
Hayır, tabii rahatsız deÄŸilim. Siz beni deÅŸifre etmeye çalışıyorsunuz...

ÖZAL'I ÇOK SEVDİM
Röportaj yapmanın amacı bu, sizi deÅŸifre etmek...
Partili deÄŸilim. Hiçbir partiye üye olmadım. Ama ANAP döneminde Özal'ı çok sevdim. Özal vefat ettiÄŸinde ailemden birini kaybetmiÅŸ gibi oldum. FeleÄŸim ÅŸaÅŸtı. Tayyip ErdoÄŸan'ı bilir, tanır ve severim ama partili deÄŸilim.

Tayyip Erdoğan'a hayran mısınız?
Hayır değilim. Hayranlık lafı, işi ucuzlatıyor.

'ErdoÄŸan'ın Harfleri' kitabınızda bazı ifadeleriniz mübalaÄŸalı bulunmuÅŸtu...
Bunu çok anlattım ben. O bir dizi yazıydı, içinde okurun dikkatini çekmek için numaralar var. Böyle bir dizi yazdım ve cezam bitmedi mi? Bu hayranlık deÄŸil. İnsanlar beni tanımak, beÄŸenmek, sevmek zorunda deÄŸil. Kim, nasıl anlarsa anlasın. Hiçbirine itirazım yok. Herkes bilsin ki, onların düÅŸüncelerine, yaÅŸam biçimlerine, özgür seçimlerine sahip olma hakları varsa, benim de var.

Muhafazakarlık suç mu?
'Kendisini 'muhafazakar demokrat' olarak tanımlayan bir hükümet iktidarda. Herkese eÅŸit mesafedeler mi? Bunu sorgulamak herkesin hakkı. Bir bakan veya baÅŸbakan kadrolarını seçerken kendi anlayışında insanlarla çalışma hakkına sahip deÄŸil mi? Bir parti iktidara gelirken ülke için vizyonunu ortaya koyar ve bunun için oy ister. 'Muhafazakar demokrat' kimliÄŸe sahip olanlar seçime girdi, en çok oyu aldı ve iktidardalar; ÅŸimdi onların muhafazakarlığını kabahat mi sayacağız? O kimlikle çıktılar milletin karşısına, o kimlikle oy aldılar... Sakatlık orada.  Bu siyasi kimliÄŸe karşı bir hazımsızlık, bu siyasi kimliÄŸe karşı kategorik bir tavır var.'

Mahalle ayrımına inanmıyorum
Yazılarınıza başladığınızdan beri birilerine cevap veriyorsunuz.
O kadar deÄŸil. Polemik ihtiva eden yazılar daha çok sirküle edildiÄŸi için, böyle düÅŸünülebilir. Açıp bakın yazdıklarıma, 10 tane falandır bu tür yazılar. Aslında polemikten kaçınıyorum. Benimle ilgili her türlü yazıya cevap vermiyorum.

Ahmet Hakan'a son yanıtınız çok kanlıydı...
Ben o yazıda kendimi anlattığımı düÅŸünüyorum. Onun üzerine baÅŸka bir söz etmeyeceÄŸim. Diyecekler ki polemik yapıyor. Demin dediÄŸim gibi iÅŸte bundan kaçınıyorum. İzin verin yine kaçınayım. Yazı ortada...

Nuray Mert'in bu yazı nedeniyle artık sizi arkadaşı olarak görmemesine üzüldünüz mü?
İsimler üzerinde konuÅŸmak istemiyorum. 

O zaman yine o malum yazıdan bir cümleyi isimden bağımsız yorumlamanızı rica edebilir miyim? 'Herkes senin gibi mahalle deÄŸiÅŸtirmek zorunda mı arkadaÅŸ?' Sizin de Radikal'e geçmeniz bir tür mahalle deÄŸiÅŸikliÄŸi deÄŸil mi?
Hayır, benim büyüdüÄŸüm mahalle bir getto deÄŸildi. Siyasi tercihleri ve yaÅŸam biçimleri açısından tek tip insanların barındığı bir yer deÄŸildi. Bu mahalle ayırma iÅŸine başından beri ifrit oluyorum. Bu, bu ülkenin gerçeÄŸi de deÄŸil. Radikal'i tercih etmemde biraz da bunun etkisi var. Öyle olanlar orada, böyle olanlar burada toplanır fikri yanlış, bu anlayışı reddediyorum. Halimden de çok mutluyum. Ben ta 90'larda Yeni Yüzyıl çıktığında orada dizi yazılar yaptım. Kanal 7 Ankara Temsilcisi iken Radikal'e yorum da yazdım, dizi de yaptım.

Sizce, nereden çıktı mahalle tartışmaları?
Bu tartışmaları çok sakıncalı ve yanlış buluyorum ama bir ÅŸekilde bunun üzerinden geçim imkanı doÄŸdu. Bunun üzerinde kalem oynatmak iyi bir gün atlatma meÅŸgalesi haline geldi. Böylece dikkat de çekebiliyorsunuz. Bu konularda laf ettiÄŸinizde insanlara daha çarpıcı gelebiliyor. Hayır; bu gelip geçici bir ÅŸey, bunun üzerine fikir bina etmek bir moda ve bence kalıcı deÄŸil. Bunun altı da dolu deÄŸil.

YandaÅŸ medya tartışmaları daha çok su götürür
Yandaş medya tartışmalarında nerede duruyorsunuz?
Bu tanıma da karşıyım. Birini bir yanda görüyorsanız, siz de bir yandasınız. Bir yanda olmak bir kabahatse, siz de aynı kabahati iÅŸliyorsunuz. Bu çok su götürecek bir tartışma.

Yeni Åžafak'ta yazan Hakan Albayrak'ı mayın yasası hakkındaki tutumu nedeniyle, CHP'li ve MHP'lilerle aynı safta olmakla suçlayan bir yazı yazdınız? Sizce iktidara destek olan yazılar yazan biri aksi bir fikir belirtemez mi?
O söylediÄŸim farklı. Liberal görüÅŸleriyle bilinen birinin, kendi liberal görüÅŸlerine ters düÅŸen bir pozisyonda karşımıza çıkması ÅŸaşırtır insanı. Benim orada söylediÄŸim ÅŸey bu. Sadece Albayrak'ın altını çizmeyin. CHP sosyal demokrat, MHP milliyetçi ama Türkiye'de yapılacak bir ihaleye girecek yabancı ÅŸirket konusunda aynı yerde buluÅŸuyorlar. Bu bir tenakuz (çeliÅŸki) mudur, deÄŸil midir? Bunun da mahalleyle alakası yok.

Neden onu örnek verdiniz?
O yazıda kullandım geçti gitti. Üzerinde durmaya deÄŸmez. Sürekli bir polemik gayreti görüyorum... Laf söylemem gerektiÄŸinde yazıyorum.

Akif Beki kimdir?
1971 doÄŸumlu Akif Beki, evli ve 7 yaşında bir oÄŸlu var. İstanbul Üniversitesi DoÄŸu Dilleri ve Edebiyatı Arapça Bölümü mezunu. GazeteciliÄŸe öÄŸrencilik yıllarında Zaman'da baÅŸladı. Yeni Åžafak, Turkish Daily News ve kısa bir süre Flash TV'de ardından Kanal 7'nin Washington ve Ankara temsilcisi olarak çalıştı.

GÜLAY ALTAN

 

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3