AKŞAM | PAZAR | 21 HAZİRAN 2009, PAZAR

İstanbul'dan sokak köpeği manzaraları

Eskiden yolu İstanbul'a düÅŸen gezginlerin dikkatini çeken manzaraların başında sokak köpekleri gelirmiÅŸ. Eski gezginlerin izinden giden Catherine Pinguet'in de öyle... Pinguet, İstanbul'un sokak köpekleri hakkında kıyıda köÅŸede kalmış pek çok bilgiyi bugünlerde kitaplaÅŸtırdı.

pinguet
Kimileri de ölürken her hafta ÅŸu kadar köpek, ÅŸu kadar kedi beslensin diye büyük servet bırakırlar, sadakaları dağıtsınlar diye fırıncılara, kasaplara para verirler, bu da sadakatle, titizlikle yerine getirilir. Burada Türklerin hayvanlara iÅŸlediÄŸi hayırlara yüz örnek verebilirdim, ki bunlar bize çok gülünç gelir (...) ama okuru bu ipe sapa gelmez iÅŸlerle sıkmaya niyetim yok.'
Sokak köpekleri, yolu 19. yüzyılın ortalarında İstanbul'a düÅŸen pek çok gezginle benzer biçimde, bu gözlemi yapan Jean Thevenot'u da hayretler içinde bırakmış. Tıpkı Catherine Pinguet'yi etkiledikleri gibi. Fakat 'bu ipe sapa gelmez ÅŸeylerden' bahsetmeyi önemsiz bulan Thevenot'tan farklı olarak Pinguet konu hakkında kapsamlı bir kitap yazmaya karar vermiÅŸ. İlk kez 1980'lerin başında kolejdeki Türk arkadaşını ziyaret için İstanbul'a gelen Pinguet, sonraları bu ziyaretlerini sıklaÅŸtırmış ve belli aralıklarla 12 yılını İstanbul'da geçirmiÅŸ. Bazı üniversitelerde Fransızca dersler veren Pinguet'in aynı zamanda Türk halk edebiyatı ve tasavvuf kültürü üzerine çalışmaları bulunuyor. Yazarın 'İstanbul'un Köpekleri' adlı kitabı bugünlerde Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçeye çevrildi. Kitapta İstanbul'daki köpeklerin Sivriada'ya sürgünü; yabancı gezginlerin köpekler hakkındaki gözlemleri; İslamiyet'te köpeÄŸin yeri ve BatılılaÅŸma hareketlerinin köpekler üzerindeki etkileri gibi konular ele alınıyor.

Bu kitabı yazma fikri nereden aklınıza geldi?
Bir gün BeyoÄŸlu'ndaki bir kahvenin önünde otururken yanımdan köpekleriyle Osman adında bir halı satıcısı geçti. Hikayesi ve sürekli onunla beraber her yere giden dört köpeÄŸi çok ilgimi çekti. Onun teorisine göre 1999 depremi hayvanlara ve özellikle köpeklere kötü davranılmasından kaynaklanmış. O günlerde belediye çalışanları köpeklere zulmediyorlarmış. Bu ÅŸimdi bize komik görünebilir ama Osmanlı zamanında bu tür düÅŸünceler yaygındı halk arasında.

Örnekleri var mıdır?
İstanbul'daki sokak köpeklerini sürgün etme fikri Osmanlı'nın son dönemlerinde birkaç kez denenmiÅŸti. Bir keresinde baÅŸarılı olunacaktı ki, köpeklerin toplandığı mahallelerden birinde büyük yangın çıktı. Halk da hemen yangını köpeklere yapılan zulmün bir cezası olarak görmeye baÅŸladı, bu fikir yayılınca köpeklerin sürgününden vazgeçildi. Åžimdi özellikle İstanbul'da bu tür bir anlayış yok ama Anadolu'da hala köpeÄŸe büyük saygı duyulur. Orada köpeklerin havlaması hayatın devam ettiÄŸi anlamına gelir mesela.

BATILILAÅžMANIN KURBANLARI
Köpekler Sivriada'ya sürülürken aslında batılılaÅŸmanın mı kurbanı oldular?
Evet, öyle denilebilir. Önce ÅŸehrin dışındaki surlara götürüldüler. Orada balık istifi ÅŸeklinde tıkılırken aşırı gürültü çıkaracakları hesaba katılmamış. Bir de tabii birbirlerini parçalayıp yemeye baÅŸlamaları var. Halk rahatsız olunca 30 bin köpeÄŸi Sivriadaya'a sürgün etmiÅŸler. İlk günlerde su ve yemek veriliyor ama sonra kesiliyor. Bu olay  Jön Türklerin 1910'da 2. Abdülhamit'i tahttan indirmelerinin ertesi yılı gerçekleÅŸiyor. Batıya duyulan özentinin bir yansıması. O zamanların Avrupa ÅŸehirleri gibi köpeksiz olması isteniyor İstanbul'un.

Eski gezginlerin hayret ettiÄŸi bir konuymuÅŸ köpekler, İstanbul'a özgü bir durum mudur bu?
Onlar için egzotik bir durum. Hemen hemen bütün gezginler köpeklerden bahsetmiÅŸ. Mark Twain 'ben kendimi tembel sanıyordum ama İstanbul'un köpekleriyle karşılaÅŸtırırsam buhar makinesi gibi kalırım, sürekli uyuyorlar' diye yazmış. Lamartin gibi bazı gezginler hayvan sevgisine ÅŸaşırırken, bazıları onaylamamış bu kadar çok sokak köpeÄŸini, kirlilik olarak görmüÅŸ. Biri İstanbul'daki bütün köpeklerin kızıl olduÄŸunu, İslami cihadın askerleri olduÄŸunu, mesela Hıristiyan rahiplere saldırdığını yazmış. Kızıl o sıralarda uÄŸursuz, kötü bir renkti.

Avrupa ÅŸehirlerinde köpeÄŸin yeri nedir?
Paris'te mesela 50 yıldır sokak köpeÄŸi yok. Avrupa'da büyük ÅŸehirleri köpeklerden arındırma iÅŸleri epey eskiye gidiyor. Sokak köpeklerini toplayıp barınaklara götürüyorlar, barınaklara sığmadığı zamanlarda yok ediyorlar. İnsanlar hayvanlarla birlikte yaÅŸayabilmeli tabii ama İstanbul'daki durumun eleÅŸtirilebilecek bir kısmı da arındırma yöntemi. Hem barınaklarda bakılmıyor hem de acı çekerek ölmelerine neden olunuyor.

EYÜP TATLIPINAR-etatlipinar@gmail.com

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3