Hükümet; CHP, MHP, DTP ve birçok AK Partili vekilin direnmesi sonucunda mayın ile ilgili yasayı geri çekerek muhalefetle uzlaÅŸma yoluna gitti ve 'temizlenecek arazinin 44 yıllığına kiraya verilmesi ile ilgili maddenin iptal edilebileceÄŸinin' sinyallerini verdi.
Hükümet, AK Parti grubundaki tepkiyi görerek bu yasanın parti içinde çok ciddi sorunlar yaratabileceÄŸini anladı. Çünkü AK Partili vekillerin okuduÄŸu gazetelerin ve diÄŸer gazetelerin köÅŸe yazarları bu mayın iÅŸine karşı çok sert tepki göstermiÅŸti.
BaÅŸta İbrahim Karagül ve Hakan Albayrak olmak üzere Yeni Åžafak'ın neredeyse tüm köÅŸe yazarları bu yasaya ve özellikle temizleme iÅŸinin İsrail'e verilmesi konusunda hükümete ve AK Parti yönetimine çok sarsıcı eleÅŸtirilerde bulundu.
Hükümet bundan böyle ne yapacak, hep birlikte göreceÄŸiz.
Ama ille de bu iÅŸi İsrail'e ve İsrailli ÅŸirketlere vereceÄŸim diyorsa o zaman İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gabi Levi'nin hafta başında Åžanlıurfa ziyareti sırasında dile getirdiÄŸi düÅŸüncelerine baksın.
Ataları Osmanlılar tarafından Haçlıların zulmünden kurtarılarak İzmir'e taşınan Levi, 450 yıl bu toprakların tüm nimetlerinden yararlandıktan sonra ailesi ile birlikte Filistin'e göç ederek bu toprakların sahibi olan Filistinlileri terörle kovmuÅŸtur.
Levi ve benzerlerinde anlaşılan bu huy genetik bir alışkanlık haline gelmiÅŸtir... Çünkü Levi, Åžanlıurfa için 'İsrail'in çocukları dahi Urfa ve Harran'ın hayalini kurar' diyor.
Dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler de Kudüs'ün hayalini kurarak Filistin'e göç etmiÅŸ ve binbir pis oyunla ve cinayetlerle Filistin'i ele geçirmiÅŸti.
Şanlıurfa ve Harran'ın hayalini kuran Levi, anlaşılan Hazreti Yakup'un yani Yakob'un Babil'den kovulduktan sonra Filistin'e giderken uğradığı Nusaybin'i unutmuşa benziyor.
Ama Gabi merak etmesin. Kendisinin unuttuÄŸu ya da söylemekten çekindiÄŸi Nusaybin, Karkamış ve Hatay gibi diÄŸer 'kutsal' mekanlar bölgeye gelme hayali kuran İsrailli ÅŸirketleri unutmayacaktır.
Bundan hiç kimsenin ÅŸüphesi olmasın.
Olanlar varsa da o zaman İsraillilerin ÅŸu anda çeÅŸitli kimlik ve görevlerle Kuzey Irak'ta neler yaptıklarına baksın.
Bu da yetmiyorsa o zaman bir zahmet İsraillilerin Afrika'daki faaliyetlerini incelesin.
Bir zahmet diyorum çünkü Google'da bir tıklama ile bu bilgilere ulaÅŸmak çok kolay.
KurulduÄŸu günden itibaren Afrika kıtasına ilgi gösteren İsrailli yöneticiler, İsrail'in geleceÄŸini 'üç nefes' borusuna baÄŸlamışlardı.
Onlara göre bu nefes boruları Etiyopya, Türkiye ve İran idi.
Humeyni devrimi ile İran'ı kaybeden İsrail, AK Parti iktidarı ile aynı endiÅŸeyi taşımasına karşın bu ülkeyi kaybetmemek için elinden gelen ve gelmeyen her ÅŸeyi yapıyor, yapacaktır.
Etiyopya, yani HabeÅŸistan (dinsel önemi var) ise İsrail'in Afrika'ya giriÅŸ kapısıydı. Ama yine de İsrail geleneksel kiÅŸiliÄŸinden dolayı Etiyopya'ya bile kazık atmaktan geri kalmadı. Bu ülkeye her konuda yardım eden ve bu ülkenin komÅŸuları ile olan sınırlarına mayın döÅŸeyen ve baÅŸka komÅŸuları ile mayınları temizlemesi için yardım eden İsrail hiç çekinmeden Etiyopya'ya düÅŸman, örneÄŸin Eritre'yi destekledi. Yani geleneksel pis oyunlarını birçok Afrika ülkesinde oynayan İsrail son 30 yılda milyonlarca insanın öldüÄŸü 35'e yakın iç savaÅŸ ve komÅŸular arası çatışmalarda temel ve direkt rol oynadı.
Peki bunu nasıl yaptı?
İsrail kurulduÄŸu günden itibaren Afrika ülkeleri ile iliÅŸki kurmanın, doÄŸal zenginliklere sahip bu ülkelere girmenin ve bu ülkeleri Arap ülkelerinden uzak tutmanın yollarını aradı.
Bunun için de güler yüzlü ve yardım sever olması gerekiyordu!
İşte bu nedenle İsrailli ÅŸirketler; Afrika hükümetlerine 'tarım çiftliklerinin kurulması ve kullanılması', 'sulama teknolojilerinin öÄŸretilmesi' ve çeÅŸitli alanlarda hükümetlere ücretsiz danışmanlık hizmeti vermekteydi. Böyle 'insani' söylemlerle birçok Afrika ülkesine dalan İsrail zamanla gerçek yüzünü göstermeye baÅŸladı. Bugün 30 Afrika ülkesinde dikta liderlere özel korumacılık görevini üstlenen İsrailli güvenlik ÅŸirketlerinin yanı sıra baÅŸka ÅŸirketler de mayın temizleme, orduyu eÄŸitme ve savaÅŸ teknolojileri ile silah verme karşılığında birçok Afrika ülkesinde çok geniÅŸ arazileri ve baÅŸta elmas olmak üzere deÄŸerli maden ocaklarını 40-50 yıllığına almış durumda. Bu maden ocaklarında ve tarım çiftliklerinde görev yapan İsrailli ajanlar bu ülkelerin tüm sırlarını, komÅŸu ülkelerle iliÅŸkileri ve genel olarak kara kıta ile ilgili tüm bilgileri toplamaktadır.
Bir daha söylüyorum:
Bundan ÅŸüphesi olanlar lütfen Google'da bu konu ile ilgili tüm gerçekleri görsünler.
Görsünler ki; güney sınırlarının İsrail ÅŸirketlere verilmesinin ne anlama geleceÄŸini anlasınlar.
Hiç uzatmaya gerek yok.
Ne mayın temizleme işi ne de temizlenmiş araziler asla İsraillilere verilmemeli.
Mayın temizleme iÅŸi bu mayınları o sınır bölgesine yerleÅŸtiren NAMSA'ya verilmeli ve onlara 'gelin kendi pisliÄŸinizi Türk ordusunun gözetim ve denetiminde temizleyin' denmelidir.
Hükümet ve AK Parti daha fazla zarar görmeden ve yıpranmadan muhalefet ile anlaÅŸarak bu tartışmalara son vermeli.
Türkiye'nin ulusal güvenliÄŸi, onuru, bölgesel prestiji ve komÅŸuları ile iliÅŸkileri bunu gerektiriyor.
İnanın bana gerekçesi ve hesabı ne olursa olsun İsrail ve İsrailli ÅŸirketler tüm bunlara deÄŸmez...
Yasanın geri çekilmesi umarım herkese 'hayır'lı olur.